Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 yaklaşırken, küresel enerji dönüşümünün önemli başlıklarından biri elektrifikasyon olacak. COP31 Başkanlığı tarafından açıklanan hedef ve buna dair ortaya konan 35’e 35 Küresel Elektrifikasyon Taahhüdü, 2035 yılına kadar elektriğin küresel nihai enerji tüketimindeki payının yüzde 35’e çıkarılmasını ve mevcut elektrifikasyon hızının yaklaşık dört katına ulaşmasını öngörüyor.
Bu hedef, 2030’a kadar yenilenebilir enerji kapasitesinin üç katına, enerji verimliliğinin ise iki katına çıkarılması yönündeki küresel hedefleri destekleyen önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak elektrifikasyonun iklim değişikliğiyle mücadelede etkili olabilmesi için elektrik üretiminin de hızla karbonsuzlaşması, yani fosil yakıtlardan uzaklaşması gerekiyor.
Temiz Enerji Olmadan Elektrifikasyon Yeterli Değil
Elektrifikasyon hedefi küresel ölçekte destek görürken, beraberinde önemli bir tartışmayı da getiriyor: Artan elektrik ihtiyacı hangi kaynaklardan karşılanacak?
Elektriğin nihai enerji tüketimindeki payını artırmak tek başına yeterli değil. Elektrifikasyonun emisyonları azaltabilmesi için rüzgâr ve güneş gibi temiz enerji kaynaklarının sistemdeki payının da hızla yükselmesi gerekiyor.
Nitekim 90’dan fazla uluslararası sivil toplum kuruluşu, elektrifikasyonun yenilenebilir enerjiyle sağlanması ve fosil yakıtlara bağımlılığı azaltması gerektiğini vurguluyor. Enerjiye erişimin artırılması, elektrik şebekeleri ve depolama altyapısının geliştirilmesi de dönüşümün temel unsurları arasında gösteriliyor.
Enerji Güvenliği İçin de Önemli Bir Fırsat
Temiz enerjiyle desteklenen elektrifikasyon, iklim hedeflerinin yanı sıra enerji güvenliği açısından da önemli fırsatlar barındırıyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) analizine göre fosil yakıt ithal eden ülkeler, ithalat harcamalarını 2025 seviyelerine kıyasla yılda 400 milyar doların üzerinde azaltabilir. Yüksek elektrifikasyon senaryosunda ortalama hane enerji faturalarının da 2035’e kadar yüzde 15 azalabileceği öngörülüyor.
Ancak artan elektrik talebini karşılayabilmek için şebeke yatırımlarının da hızlanması gerekiyor. Elektrik şebekelerinin 2035’e kadar geçtiğimiz 10 yıla kıyasla yüzde 40 daha hızlı modernize edilmesi ve genişletilmesi gerektiği belirtiliyor.
Hedeflerden Uygulamaya
Yenilenebilir enerji yatırımlarındaki artışa rağmen mevcut hızın küresel hedeflere ulaşmak için yeterli olmadığı görülüyor. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı ve Küresel Yenilenebilir Enerji İttifakı tarafından hazırlanan bir başka yeni rapora göre, 2025 yılında yaklaşık 690 GW ile rekor seviyede yenilenebilir enerji kapasitesi kurulmasına karşın, 2030’a kadar kapasiteyi üç katına çıkarma hedefinin yakalanabilmesi için her yıl yaklaşık 1.200 GW yeni kapasitenin devreye alınması gerekiyor.
COP31 bu nedenle yalnızca yeni hedeflerin açıklanacağı değil, bu hedeflerin nasıl hayata geçirileceğinin de tartışılacağı önemli bir platform olacak. Elektrifikasyonun gerçek bir dönüşüm aracına dönüşmesi ise yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılması, şebekelerin güçlendirilmesi ve fosil yakıtlardan uzaklaşma sürecinin bütüncül şekilde ele alınmasına bağlı olacak.