Yenilenebilir enerji kaynakları her ne kadar sonsuz olsa da, kesintili kaynaklar. Öyle ya, ne güneş ne de rüzgar, enerji talebinin zirve yaptığı zamanları bilebilir. Bu noktada temiz enerji türlerinin tam potansiyelini açığa çıkaracak, resmin kalan parçasını tamamlayacak şey enerjiyi depolamak. Zaten tüm verileri bir araya getirdiğimizde, şayet net sıfır hedefine ulaşmak gibi bir gayemiz varsa, bunu yenilenebilir enerjileri kaynaklarını depolama sistemleriyle entegre etmeden gerçekleştiremeyiz.
Fosil yakıtları “emekliye” ayırdıkça, değişken yenilenebilir enerji üretim varlıkları için enerji depolama kapasitesini artırmak, yine yenilenebilir enerji kaynaklarındaki dalgalanmalardan etkilenmeden sabit bir güç arzı sağlamak, talebin tepe noktasına vardığı anları karşılayabilmek ve en önemlisi ülkelerin fosil yakıt ithalatının önüne geçmek oldukça önemli.
Güneşin ve rüzgârın bol olduğu yüksek üretim dönemlerinde fazla enerjiyi depolayarak, düşük üretim veya yüksek talep dönemlerinde bu enerjiyi şebekeye arz etmek enerji depolamanın en önemli işlevi. Bu, yenilenebilir kaynakların doğasında var olan değişkenliği yumuşatmak için genellikle saatler, günler veya haftalar süren daha uzun zaman dilimlerinde tutarlı ve güvenilir bir enerji arzı da sağlamaya yarıyor. Ayrıca kesintiler ve acil durumlar sırasında yedek bir güç devreye sokulabiliyor.
Mesela kayıtlara en sıcak yıl olarak geçen 2024’ün Ağustos ayında ABD Texas’ta, aşırı sıcak hava dalgaları ve rekor enerji talebine rağmen, eyalet sakinlerinden enerji tasarrufu yapmaları istenmedi. Artan güneş ve rüzgar enerjisi üretim kapasitesi, klima talebindeki artışı karşılamak için yeterli enerji üretildiğini garanti ederken, batarya kapasitesi, güneş battığında da bu enerjinin kesilmeden devam etmesini sağladı. Yine Eylül 2024’te California’da yaşanan benzer bir sıcak hava dalgasında ise şebeke ölçeğinde batarya kapasitesi sayesinde, herhangi bir acil durum ilan edilmedi ve elektrik fiyatları bu yüksek enerji talebi döneminde stabil kaldı.
2040’ta Toplam Kurulu Güç Kapasitesinin %7’si Depolanacak
Son birkaç yılda, dünya genelinde, özellikle şebeke ölçeğinde, batarya enerji depolama sistemlerinin kurulumunda büyük bir artış yaşanıyor. Tahminlere göre, küresel enerji depolama pazarı 2040 yılına kadar toplamda 942 GW’a ulaşacak. Bu da aynı zamanda, 1,2 trilyon dolarlık bir yatırıma ihtiyaç duyulacağı anlamına geliyor. Hatta 2040 itibarıyla enerji depolama, dünyanın toplam kurulu güç kapasitesinin %7’sine denk gelecek. Temel senaryolara göre, enerji depolamanın 2050 yılına kadar mevcut kapasitenin en az beş katına ulaşması bekleniyor.
Bataryalı enerji depolamada ABD ve Çin başı çekerken, toplam kurulu kapasiteleri bu iki ülke kadar büyük olmasa da, İrlanda, Avustralya, Birleşik Krallık ve Almanya da bu konuda önemli adımlar atıyor. Bu dört ülke de, bataryaların kullanımını enerji sistemlerini desteklemek adına kullanabilecekleri gerekli düzenlemelere sahip.
Sözgelimi İrlanda, görece küçük bir nüfusa ve birkaç büyük batarya kurulumuna sahip olduğu için listenin zirvesinde yer alıyor. İrlanda hükümeti, enerji depolamanın gelecekte enerji sistemindeki rolünü resmileştirmek ve büyümesini hızlandırmak için çok yakın bir zamanda önemli bir politika çerçevesi olan Elektrik Depolama Politikası’nı yayımladı.
Şebeke ölçeğinde depolamanın büyümesini teşvik eden Avustralya hükümeti ise yeni bir “Kapasite Yatırım Programı” ile ülke genelinde hem batarya enerji depolama hem de temiz üretim kapasitesine yatırım yapmayı desteklemeye başladı. Birleşik Krallık da, ülke genelinde kurulumları artırmak için batarya depolamanın önündeki engelleri kaldıran enerji düzenlemelerinde yakın zamanda reformlar yaptı.
Depolamada bir diğer lider ülke olan Almanya da, bir devlet bankası aracılığıyla konut tipi güneş ve depolama sistemleri için düşük faizli krediler ve sübvansiyonlar sunmaya başladı. Ticari ve sanayi kullanıcıları ayrıca şebeke ücretlerinden muafiyet sağlarken, böylece enerji depolayabiliyor ve şebekeye enerjiyi geri verebiliyorlar. Bu yöntem aynı zamanda geri besleme tarifeleriyle, fazla depolanan enerjinin şebekeye geri verilmesini teşvik ederek enerjide bir tür adem-i merkeziyete de yol açmış oluyor.
Türkiye’de de Önü Açıldı
Ülkemize geldiğimizde ise Türkiye’de henüz şebeke ölçeğinde kurulu bir batarya enerji depolama tesisinin bulunmadığını görüyoruz. Türkiye'deki enerji sektörünün dönüşüm sürecini desteklemek amacıyla faaliyet gösteren bir düşünce kuruluşu olan SHURA Enerji Dönüşüm Merkezi’nin son Net Sıfır senaryosuna göre, Türkiye’de yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki payının 2053 yılına kadar %90 seviyesine ulaşması bekleniyor. Değişken üretime sahip rüzgâr ve güneş enerjisinin toplam elektrik üretimi içindeki payının ise 2053 yılında %77 seviyesine çıkacağı değerlendiriliyor.
Tüm bu büyük kapasitenin verimli kullanımı için gerekli olan depolama değerlendirildiğinde ise önümüzdeki 10 yıl içinde kurulacak 7,2 GW/28,8 GWh’lik batarya enerji depolama sistemi, Türkiye’nin gaz tüketimini yaklaşık 11,7 TW/h (teravat/saat) azaltabilecek ve bu sayede 369 milyon dolarlık gaz ithalatı engellenebilirken, 2,3 milyon ton karbon emisyon azaltımı da sağlanabilecek.
Depolama tesisi kuran yatırımcılara yenilenebilir enerji santralı kurma hakkı tanıyan mevzuat değişikliğiyle birlikte Haziran 2024 itibarıyla ön lisanslı depolama kapasitesi başvuruları 32 GW seviyesine ulaşırken, analizde bu sayede Türkiye’nin depolama kapasitesinin yenilenebilir enerji santrallerine bütünleşik olarak artacağı da vurgulanıyor.
Dünya genelinde konutlardan ticari alanlara kadar her ölçekte kullanılan batarya enerji depolama sistemlerinin sayılarını başta ülkemiz olarak her geçen gün her yerde artırmamız gerekiyor. Şurası kesin ki, gezegenimizin geleceği biraz da, yenilenebilir enerji ile depolama sistemlerinin entegrasyonunun sağlanmasından geçiyor.
Tarih:18 Nisan 2025