bildirim ikonu
Ana içeriğin başı

Mevcut iklim politikalarını değiştirmezsek, yani aynı hızda sera gazı emisyonu üretirsek, ortalama sıcaklık artışı 2100 yılına kadar 2,7 dereceye ulaşacak. Bu kabus senaryosunun geri dönülemez eşiğini henüz geçmesek de, çok uzağında değiliz.

İşte tam da bu yüzden 2015 Paris İklim Anlaşması, küresel ısınmanın 1,5 derece ile sınırlandırılmasını amaçlayan iddialı bir hedef belirledi. Ardından Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli, (Intergovermental Panel on Climate Change – IPCC) 2018 yılında küresel ısınmayı 1,5 derece ile sınırlandırabilmek için gezegenin 2050 yılı civarında “net sıfır emisyona” ulaşması gerektiğini açıkladı. Bu hedef, 2021’de COP26’da kabul edilen Glasgow İklim Paktı’na da dahil edildi. Taraf ülkeler, 1,5 derece ile sınırlı kalabilmek için küresel sera gazı emisyonlarında hızlı, derin ve sürekli azaltıma gidilmesi gerektiğini, karbondioksit emisyonlarının yüzyıl ortasında net sıfıra indirilmesini kabul ettiler.

“Net sıfır” kavramı kabaca, fosil yakıtları yakma, ormansızlaşma gibi insan faaliyetleri sonucu atmosfere salınan sera gazı miktarı ile doğanın kendi kapasitesiyle tuttuğu karbon miktarının dengelenmesi anlamına geliyor. Yani denizler, ormanlar ve sağlıklı yeşil alanların tuttuğu karbon ile insan faaliyetleri sonucu oluşan karbon emisyonlarının eşit hale gelmesi ve bölmece atmosferdeki sera gazı oranlarının yükselmemesi ve hatta yeni karbon yutakları oluşturularak mümkünse azalması. Bu hedefe ulaşmak elbette emisyon azaltımı, negatif emisyonlar ve karbon dengeleme gibi yolların birlikte kullanılmasını gerektiriyor. Sera gazı emisyonlarını azaltmak ise ekonominin tüm sektörlerinde ciddi dönüşümler gerektiriyor. Örneğin, emisyonların yaklaşık %75’i enerji sektöründen kaynaklandığı için elektrik üretiminde fosil yakıtlardan yenilenebilir kaynaklara geçmek bunu sağlamanın en önemli ayağı.

24 Saat Boyunca Fosil Yakıt Kullanmama Günü

Net sıfırın etkili olabilmesi için, bu durumun kalıcı olması, yani sera gazlarının zamanla atmosfere geri dönmemesi de gerekiyor. Kalıcı net sıfır, sera gazı kaynakları ve bu karbonu depolayabilen orman ve okyanus gibi ekosistemler arasındaki dengenin uzun vadeli ve sürdürülebilir bir şekilde sağlanması anlamına geliyor.

Neyse ki bu hayati mesele dünyanın gündemine giderek daha fazla dahil olmaya başladı. Hatta 2008 yılında Ken Wallece adlı Kanadalı bir çevre aktivisti, 21 Eylül’ün sıfır fosil yakıt tüketimi günü, yani “Sıfır Emisyon Günü” olarak kabul edilmesi çağrısında bulunan bir web sitesi kurdu. Karbon emisyonlarının hava kalitesi ve iklim değişikliği üzerindeki etkileri ile ilgili farkındalık yaratmayı; bireyleri, organizasyonları ve şirketleri günlük yaşamda fosil yakıt kullanımını azaltmaya davet etmeyi ve yenilenebilir enerji kullanımını teşvik etmeyi amaçlayan gün, 24 saat boyunca fosil yakıt kullanımını durdurmayı hedefleyen küresel bir harekete dönüştü. Bugün artık 21 Eylül tarihi, dünya genelinde 24 saat boyunca fosil yakıt kullanımını durdurmayı hedefleyen  “Sıfır Emisyon Günü” olarak kabul ediliyor.

Dünya Hedefin Hâlâ Çok Gerisinde

Ancak dünyayı, küresel sıcaklık artışını 1,5 derece ile sınırlandırmak için emisyonların 2030 yılında 2010 seviyelerine kıyasla en az %45 oranında azaltılması gibi zorlu bir görev bekliyor. Peki, dünya 2050’ye kadar net sıfıra ulaşma yolunda ilerliyor mu? Buna hâlâ tam anlamıyla olumlu bir cevap veremiyoruz.

Bu hedefe ulaşmak için, özellikle en büyük emisyon üreticisi ülkelerin, emisyon azaltım planı olarak da bilinen, Ulusal Katkı Beyanlarını (NDC) güçlendirmesi ve hemen, cesur adımlar atarak emisyonları azaltmaya başlaması gerekiyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) 2024 Emisyon Açığı Raporu’na göre, Çin, ABD, Hindistan, Avrupa Birliği, Rusya ve Brezilya küresel emisyonların %63’üne neden olurken, buna karşılık, en az gelişmiş 45 ülke ise yalnızca %3 emisyona sebep oldu. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu G20 ülkeleri ise küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %77’sinden sorumlu.

Karbondioksit dışında metan, azot oksit ve florlu gazlara ait diğer sera gazı emisyonlarının da küresel ısınmaya etkilerinin yüksek olduğu belirtilen raporda bu gazlardaki artışa dikkat çekilerek, tüm ülkelerin uzun vadeli Paris Anlaşması hedeflerini başarmak için acilen ekonomi genelinde ciddi önlemler alması gerektiği özellikle vurgulanıyor.

 Net sıfıra giden yolda sadece ülkelere değil, elbette şirketlere de büyük görevler düşüyor. İşletmeler, net sıfır hedefine ulaşma yolunda karbon nötr hale gelerek küresel iklim hedeflerine katkı sağlıyor. Günümüzde birçok işletme net sıfır hedeflerini benimseyerek operasyonlarında sera gazı emisyonlarını sıfıra indirme yolunda ilerliyor. Enerji verimliliği ile yenilenebilir enerji kullanımı gibi doğrudan azaltım yollarının yanı sıra karbon denkleştirme projeleri yoluyla dolaylı azaltım yöntemleri de giderek daha çok benimseniyor.

QNB Türkiye’den 2050 Net Sıfır Taahhüdü

Net sıfır hedefini benimseyerek, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynayabileceğinin farkında olan sektörlerin başında ise bankacılık geliyor.

Finansmanın dönüştürücü gücü bir yandan ekonomileri karbondan arındırırken, diğer bir yandan da iklim değişikliğinin halihazırdaki etkileri karşısında direnci güçlendiriyor.

QNB Türkiye de buradan hareketle, 2050 yılına kadar Net Sıfıra ulaşma sözü veriyor. Ancak bu taahhüt, banka için bir hedeften çok daha fazlasını ifade ediyor. Bir tarih olmaktan öte, Net Sıfır, uzun vadeli değer yaratımının, yatırımcı güveninin ve gelecek kuşaklara karşı sorumluluğun temel taşı olarak ele alınıyor.

QNB Türkiye’nin Net Sıfır yaklaşımı sadece kendi emisyonlarını azaltmakla sınırlı kalmıyor. Finansal gücünü kullanarak düşük karbonlu yatırımları büyüterek daha fazla işletmeye ulaşmayı, sektörlerin karbondan arındırılma sürecini hızlandırmayı ve ilerlemeyi şeffaf bir şekilde paylaşmayı amaçlıyor. Banka, sürdürülebilirlik ve finansal performansın ayrılmaz bir bütün olduğunun bilinciyle riskleri yönetirken, yeni büyüme fırsatlarına da kapı aralıyor. Tüm iş birimlerinin sürece dahil edilmesi, kararların bütünsel bir yaklaşımla alınmasını ve hedeflere ulaşma kararlılığının güçlenmesini beraberinde getiriyor.

Net sıfır hedefi doğrultusunda herkese büyük görevler düşüyor. QNB Türkiye de sorumluluk alarak, sürdürülebilir ve iklim açısından güvenli bir gelecek için güçlü adımlar atıyor…

Tarih: 03 Eylül 2025