bildirim ikonu
Ana içeriğin başı

Yaşamımızın devamlığını sağlamak ile gezegenimizi korumak arasında çok hassas bir denge noktasındayız. Üstelik bunu toplumsal ve ekonomik eşitsizlikleri azaltarak, çevreye dair sorunlarla mücadele ederek ve bireyleri daha adil bir kalkınma sürecine dâhil ederek yapmamız gerekiyor. Bu anlamda finansal kapsayıcılık çok önemli bir itici güç işlevi görüyor. Öyle ki, finansal kapsayıcılık ve sürdürülebilir kalkınma arasında çift taraflı, güçlü ve hayati bir bağlantı söz konusu.

Kapsayıcılık, ekonomik, sosyal veya kültürel anlamda tüm bireylerin eşit fırsatlara sahip olması anlamına gelirken, finansal kapsayıcılık da, tüm bunları gözeten bir yerden, bireylerin ve işletmelerin finansal hizmetlere erişimini kolaylaştıran bir yapı inşa etmeyi gerektiriyor.

Hal böyleyken bahisleri biraz daha yükselterek şunu diyebiliriz: Eğer finansal kapsayıcılık olmazsa, birbirleriyle bağlantılı Birleşmiş Milletler 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın (SKA’lar) önemli bir kısmını unutabiliriz. Meselenin öneminin farkına varan Birleşmiş Milletler, Aralık 2019’da Sürdürülebilir Kalkınma için Finansal Kapsayıcılık İttifakı’nın (Alliance for Financial Inclusion – AFI) kurulması kararını alarak, kapsayıcılık ve sürdürülebilirlik arasındaki güçlü bağlantıyı geliştirmeye yöneldi.

AFI, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu gelişmekte olan ve yükselen ekonomilerdeki merkez bankaları ve finansal düzenleyici kurumlarla yönetilen küresel bir politika liderliği ittifakı. Bu kurumun faaliyetleri sayesinde bugüne kadar küresel çapta 841 milyon kişi resmi finansal sisteme dâhil edilmiş oldu. BM Kalkınma Programı’nın (UNDP) verilerine göre, 2011'de yetişkin nüfusunun %51'i bir banka hesabından, dolayısıyla finansa erişimden tamamen yoksundu. Yapılan çalışmalarla 10 yıl içinde bu oran 2021'de %24'e kadar düştü. Ancak bu, dünyada hâlâ 1.5 milyar yetişkinin finansal sistemin dışında bulunduğunu yani gidilecek çok yol olduğunu gösteriyor.

Yeşil Ekonomide Kapsayıcılık Öncelikli

Finansal kapsayıcılığın SKA’larla bağlantısına baktığımızda bazı amaçlar elbette öne çıkıyor. Bunlardan en önemlisi “yoksulluğa son” başlığını taşıyor. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’ne (Intergovernmental Panel on Climate Change - IPCC) göre, yaklaşık 3,3 ile 3,6 milyar arasında insan iklim değişikliğine karşı “yüksek düzeyde savunmasız” bölgelerde yaşıyor. Dolayısıyla artık yoksullukla etkili bir şekilde mücadele etmek, iklim değişikliğiyle mücadele etmeden mümkün değil.

Kapsayıcı finansal hizmetler, işte tam da bu boşluğu kapatmak ve iklim değişikliğinden en çok etkilenen, aynı zamanda en çok ihtiyacı olan insanların eline araçlar, kaynaklar ve fırsatlar vermek için kritik bir araç konumunda. Özel sektörün, finansal kapsayıcılığı iklime uyum, dirençlilik ve yeşil dönüşüm doğrultusunda teşvik etmesi ve iklim finansmanını en çok ihtiyaç duyulan yerlere yönlendirmesi kritik önem kazanıyor. Elbette tüm bunların, kamu sektörünün öncülüğündeki iklim çabalarını da tamamlaması gerekiyor. Bu bağlamda mobil bankacılık, dijital ödeme sistemleri ve mikrofinans gibi araçlar, düşük gelirli kesimlerin finansal hizmetlere ulaşmasını kolaylaştırarak gelirlerini artırmalarına ve ekonomik fırsatlar yaratmalarına olanak tanıyabiliyor.

Çevresel koruma ve sürdürülebilir üretim-tüketim alışkanlıklarının teşvik edilmesi gibi SKA’lar bağlamında, yeşil finans ve sosyal finans gibi yenilikçi finansal araçlar, çevre dostu projelere yatırım yapılmasını teşvik edebiliyor, çevresel risklere karşı dayanıklılığı artırabiliyor. Örneğin Nijerya’da, petrol ve gaz endüstrisi büyük bir kirliliğe neden olurken, bankalar sektöre finansman sağlamayı kademeli olarak öncelik dışı bırakmaları ve diğer faaliyetlere yönelmeleri için teşvik ediliyor.

Sağlık ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İçin de Önemli

2022'deki Dünya Bankası Küresel Finansal Kapsayıcılık ve Finansal Tüketici Koruma Anketi'nde vurgulanan bir noktaya göre, uluslararası iyi uygulamalar ve eğilimler, bir ülkenin finansal tüketici ve piyasa davranışı sorunlarını ele alan bir düzenleyici çerçeve ve denetim sistemine sahip olmasının önemini açıkça gösteriyor. Dünya çapında da finansal kapsayıcılığın doğru yönlendirildiğinde nasıl işe yaradığını gösteren vakalar her gün artıyor.

Örneğin Brezilya’da hayata geçirilen COVID-19 Acil Yardım Programı, dijital tasarruf hesapları kurarak 68 milyondan fazla kişiye ulaştı. Bu program mikro girişimcileri, kayıt dışı çalışanları ve işsiz bireyleri destekliyor. Yine Kolombiya’da “Ingreso Solidario” adlı bir program, COVID-19 krizine karşı düşük gelirli hanelere banka hesapları ve mobil cüzdanlar aracılığıyla mali destek sundu. Program 2021 yılı itibarıyla 4 milyon aileye ulaşmıştı.

Finansal kapsayıcılığın işlevsel olduğu bir diğer SKA’da “Açlığa Son; gıda güvenliğinin sağlanması, daha iyi beslenme ve sürdürülebilir tarımın teşviki”. Bu yönde kullanılan dijital finansal kapsayıcılık (Digital Financial Inclusion - DFI), tarımsal değer zincirlerinin verimliliğini artırarak, küçük ölçekli çiftçilere, finansal ürünleri kullanarak şoklara karşı direnç geliştirme konusunda yeni fırsatlar sunuyor. Örneğin Uganda’da mobil para hesaplarının kullanımı, kırsal hanelerde gıda güvenliğini %45 oranında artırmış durumda.

Sürdürülebilir kalkınmanın olmazsa olmaz amaçlarından biri de “herkes için her yaşta sağlıklı yaşam ve refahın sağlanması”. Finansal kapsayıcılık bu doğrultuda ailelerin ciddi sağlık harcamalarına karşı kırılganlığını azaltmakta rol oynayabiliyor. Örneğin Pakistan’da mobil para destekli teşvikler, verilerin daha iyi toplanması ve daha fazla tarama personelinin harekete geçirilmesini sağlayarak, ülkede verem tarama programının verimliliği artırdı ve bir yıl içinde vaka tespitinde %300 artış ve hasta tedaviye uyum oranında %90 artış sağlandı.

Finansal kapsayıcılığın işe yaradığı bir diğer önemli mesele de “toplumsal cinsiyet eşitliği”. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek amacıyla finansman ve teknik destek sağlayan BM Sermaye Kalkınma Fonu (UNCDF) bu konuya ciddiyetle eğiliyor. UNCDF, tasarrufa erişimin kadınlar için, verimliliği ve kârları artırmak ve işlerine daha fazla yatırım yapmak da dahil olmak üzere olumlu ekonomik sonuçlar doğurduğuna dair artan kanıtlar olduğuna vurgu yapıyor. Nitekim bu yöndeki çabalarla gelişmekte olan ekonomilerdeki hesap sahipliği cinsiyet farkı, 2011'de %9 iken 2021'de %6'ya düşmüş durumda.

Mikrofinans ve Dijital Ödeme Sistemleri İşe Yarıyor

Finansal kapsayıcılık, “insana yakışır iş ve ekonomik büyüme” SKA’sı bağlamında, özellikle küçük ve orta boy işletmelerin büyümesini de teşvik ediyor. Mikrofinans, küçük işletmelere sağlanan krediler ve dijital ödeme sistemleri, girişimcilerin işlerini büyütmelerine, istihdam yaratmalarına ve yerel ekonomileri canlandırmalarına olanak tanıyabiliyor.

Bu konuda en aktif çalışan kurumlardan biri olan Dünya Bankası, finansal kapsayıcılığı dünya çapında ilerletmek için G20 ile aktif bir şekilde işbirliği yapıyor. Bu ortaklık aracılığıyla, Dünya Bankası ve G20, tüm bireyler ve işletmelerin uygun fiyatlı ve etkili finansal hizmetlere erişmesini sağlamak, kapsayıcı ekonomik büyümeyi ve kalkınmayı teşvik etmek için çaba gösteriyor.

Kimseyi geride bırakmayan kapsayıcı bir büyümeyle, iklim krizine karşı yeşil dönüşümü destekleyen, kapsayıcı işgücü piyasaları ve kapsayıcı kalkınmayı nasıl kolaylaştıracağımıza ve destekleyeceğimize yönelik sorular sormaya devam ediyoruz. Bunun cevabı elbette, finansal hizmetlerin çevresel sürdürülebilirlik hedefleriyle uyumlu bir şekilde, özellikle bireyler ile, küçük ve orta ölçekli işletmeler gibi gruplara erişimi artırmayı amaçlayan bir yaklaşımdan geçiyor.

Tarih: 13 Mayıs 2025