Bu yaz boyunca kaç tane orman yangını haberiyle uyandınız? Sayısını hatırlamak bile güç. Türkiye elbette orman yangınlarına aşina ama özellikle son birkaç yıldır bu yangınların sayısının ve kapladığı alanların büyüklüklerinin arttığı, sürelerinin de giderek daha fazla uzadığı ortada.
Sadece bu yaz binlerce hektar ormanlık alan kül oldu, yanan bölgelerdeki biyoçeşitlilik zarar gördü ve hatta söndürme faaliyetlerine katılanlar arasında can verenler oldu. Dünyanın dört bir yanında da durum farklı değil. Yangınlar her geçen gün daha da büyüyen bir tehdit haline geldi. O halde dünya konuya yönelik yaklaşımını güncellemeli.
Yangınla mücadelede önceden alınacak önlemler, yangın sırasında yetersiz donanım ve eğitim elbette büyük bir sorun olmakla beraber, tüm bu büyük yangınların artışını enine boyuna ele almak, acil çözümler geliştirmek gerekiyor.
Peki ya sorunun kaynağı ne? Bir yanıyla yangın dediğimiz şey gezegenimizin doğal ortamının bir parçası. Hatta bu tür yangınlar ormanlar ve çayırlık sistemlerin kendilerini yenileyebilmeleri için de bir fırsat sunuyor. Ancak ısınan iklim, artık çok daha büyük ve yıkıcı yangınlara neden oluyor.
Bu büyük yangınların başlıca nedeninin insan kaynaklı iklim değişikliği olduğu artık bir varsayımın ötesinde ve bu gerçek, uydu verilerinden sıcaklık kayıtlarına kadar birçok veriden beslenen onlarca araştırmayla somut bir şekilde ortaya konmuş durumda. Küresel sıcaklık arttıkça, daha sıcak hava, kış karının daha erken erimesi, daha sıcak gece sıcaklıkları ve yaz yağışlarının azalması gibi faktörler yangınların sayısını ve şiddetini artırıyor. Değişen iklim koşulları bu yangınların yayılmasını daha da elverişli bir hale getiriyor.
2024 Rekorlara Doymadı
Yakın bir zamanda Birleşik Krallık Ekoloji ve Hidroloji Merkezi ile birkaç üniversitenin ortak yürüttükleri bir çalışma, sanayi devrimi öncesi dünya iklimiyle kıyaslandığında yanan toplam alanın %16 daha fazla olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca sıcaklık rekorunun kırıldığı 2024, büyük orman yangınları konusunda da rekor kırılan bir yıl olarak kayıtlara geçti. Geçen yıl tüm dünyada en az 13,5 milyon hektar orman yandı ve bu, Yunanistan büyüklüğünde bir alan anlamına geliyor. Bu miktar bir alan, bir önceki sıcaklık rekorunun sahibi 2023’teki önceki rekor olan 11,9 milyon hektarı yaklaşık %13 oranında aştı.
Brezilya, Bolivya, Rusya ve Kanada, 2001’de uydu tabanlı izleme başladığından bu yana 2024 yılında en kötü yangın sezonlarını geçirdi. Güney Amerika’daki aşırı orman yangınları özellikle 2024’te çok şiddetliydi ve dünya genelinde ağaç kaybının yaklaşık dörtte birini oluşturdu.
Geçen yılın bir dikkat çekici özelliği de, hem tropikal hem de kutup altı kuzey bölgelerde büyük orman yangınlarının aynı anda yaşandığı ilk yıl olmasıydı. Daha da vahimi, 2001-2024 arasında yangın kaynaklı ağaç kaybının %60’ından fazlası kuzey bölgelerde gerçekleşti. Bu ormanlarda yangın ekolojik döngünün doğal bir parçası olsa da, son 24 yılda yangın kaynaklı ağaç kaybı hızla artarak yılda yaklaşık 160.100 hektar yükseldi.
Emisyonların %20’sini Oluşturuyor
Bu durum birkaç nedenle endişe verici. Gezegenimizin kutuplar altında kuzey bölgelerindeki ormanlık alanlar, karasal karbonun %30-40’ını depoladıkları için iklimin stabil kalmasında kritik öneme sahip. Ormanlar yandığında, ağaç gövdeleri, dallar ve yapraklarda depolanan karbon ile toprağın altındaki karbon da atmosfere salınıyor. Yangınlar daha büyük ve daha sık hale geldikçe daha fazla karbon açığa çıkarıyor ve bu da yangın, emisyon, iklim değişikliği ve yeniden yangın gibi içinden çıkılmaz bir döngüyü besliyor. Öyle ki, orman yangınlarının küresel karbon emisyonlarının %20’sinden sorumlu halde.
Üstelik bu oran giderek de artıyor. NASA verilerine göre 2001 ile 2023 yılları arasında orman yangınlarından kaynaklanan karbon emisyonları küresel çapta %60 oranında artış gösterdi. Daha sıcak ve kuru geçen iklim koşulları nedeniyle özellikle Avrasya ve Kuzey Amerika ormanlarındaki yangınlar kaynaklı emisyonlar aynı süre diliminde 3 katına çıktı.
Örneğin 2023 yılında Kanada’da son on yılların en sıcak ve en kuru koşullarının etkisiyle alevlenen aşırı orman yangınları yaklaşık 640 milyon metrik ton karbon emisyonuna neden oldu. Bu miktar, sanayileşmiş orta büyüklükte bir ülkenin yıllık fosil yakıt kaynaklı emisyonlarına eşdeğer büyüklükte.
Yangın Sezonu Uzuyor, Kuraklıklar ve Seller de Olasılığı Artırıyor
İklim değişikliği, yangınlardaki artışın ana nedenlerinden biri. Aşırı sıcak hava dalgaları 150 yıl öncesine kıyasla şimdi 5 kat daha olası ve gezegen ısınmaya devam ettikçe daha sık yaşanması bekleniyor. Daha sıcak hava, arazileri kurutarak daha büyük ve sık orman yangınları için ideal ortam yaratıyor. Yanı sıra iklim değişikliği, yağış düzenlerini değiştirerek bazı bölgelerde normalden daha yoğun yağış ve sel olaylarına neden oluyor. Bu durumun yangınlara karşı koruyucu olacağı düşünülebilir, ancak fazla yağış bitki büyümesini artırarak yangınlar için daha fazla yakıt oluşturuyor. Ayrıca, yangın sonrası bitki örtüsü tahrip olmuş bölgelerde ani yağışlar toprak kaymalarına neden olabiliyor.
İklim değişikliği sadece gezegenimizi ısıtmakla kalmıyor, aynı zamanda yaz mevsimlerini uzatıyor. Daha yüksek sıcaklıklar ve erken kar erimeleri, yangın sezonunu uzatarak yangınların başlama ve yayılma ihtimalini artırıyor. Yangın sezonu süresi küresel olarak ortalama %27 uzamış durumda.
Bu durum Amazon, Akdeniz ve Kuzey Amerika'nın batı bölgelerinde çok daha belirgin hale gelmiş durumda. Bir de buna yine iklim değişikliğine bağlı olarak uzun ve şiddetli kuraklıklar da eklenince yangın koşulları güçleniyor. Yine iklim değişikliği özellikle bazı bölgelerde yanmaya daha yatkın bitki türlerinin büyümesine yol açmış durumda.
Özellikle kuru otlar ve çalılıklar sıcaklık arttıkça daha hızlı yayılırken yangın riski de yükseliyor. Mesela çok değil 10 yıl önce kamp yapmak için güvenli olan bir oran alanı bugün artık o kadar kuru olabilir ki, kontrollü bir kamp ateşinden sıçrayan kıvılcım bile ağaçları tutuşturabilir.
Bunlara ilaveten iklim değişikliğiyle birlikte bir doğal yangın sebebi olarak yıldırım sayısı da artıyor. Bilim insanlarına göre mevcut durumun sürmesi halinde 2100 yılına kadar yıldırım sayısının %50 artması bekleniyor.
Emisyonlar Düşse Bile Uzun Bir Süre Yangınlar Artacak
Küresel orman yangınları, her yıl yaklaşık 5 ila 8 milyar ton karbon salımına neden oluyor. Fosil yakıtlar ve sanayi faaliyetlerinden yılda yaklaşık 37 milyar ton karbon salımı olduğunu düşünürsek yangınların sonucunun büyüklüğünü daha iyi anlayabiliriz. Tahminlere göre, aşırı yangınlar 2030’a kadar %14, 2050’ye kadar %30 ve yüzyıl sonuna kadar %50 artabilir. Üstelik emisyonları azaltsak bile Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) dünya genelinde orman yangınlarının artabileceğini öngörüyor.
Bu gerçek ise bize aslında iklim krizinde gelinen aşamanın dönüşü olmayan bir yolun ucunda olduğumuz tehlikesine işaret ediyor. Dolayısıyla yol yakınken iklim değişikliğine katkı sunan her türlü faaliyetimizden daha hızlı bir şekilde vazgeçerek vitesi geriye takmamız, yangın – iklim geri besleme döngüsünü kırmamız, tehlikeli yolun başına geldiğimizde ise direksiyonu adil ve temiz bir dönüşüm için kırıp, vitesi o yolda ileri yükseltmemiz gerekiyor.
Tarih: 01 Ağustos 2025