İşbirliği ve dayanışma 21. yüzyılın zorluklarıyla mücadele ederken kilit kavramlar haline gelmiş durumda. Nitekim sürdürülebilirliğin karmaşık doğası, ancak karşılıklı bağımlılıkların tanınması ve ortaklıklar yoluyla aşılabiliyor. Kamu, özel sektör ve sivil toplum gibi farklı aktörler arasındaki ittifaklar, karmaşıklık, çatışma veya toplumsal değişimden yılmadan, ortak hedeflere ulaşmak için uzlaşıya dayalı ve biçimsel süreçlerle kolektif kararlar alınmasını mümkün kılıyor.
Dolayısıyla işbirliğini sözde bırakmamak, daha da somut hale getirmek gerekiyor. Hatta bu gerçeklikten yola çıkan Birleşmiş Milletler, 2030 yılına kadar Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na (SKA’lar) ulaşmak adına, işbirliğini ve dayanışmayı somutlaştırdığı ve küresel çapta kalıcı etkilere sahip olması nedeniyle 2025 yılını Kooperatif Yılı ilan etti.
Birçok alanda olduğu gibi kooperatifler son yıllarda yenilenebilir enerji alanında da giderek yaygınlaşıyor. Topluluk temelli doğasıyla yenilenebilir enerji kooperatifleri, enerjiyi bir tür ortak bir kamusal fayda olarak ele alan, iklim krizi karşısında güçlenen bir dönüşüm modelini de tarif ediyor.
Tüketicilere ait, kâr amacı gütmeyen ve üyelerine enerji hizmetleri sunan bir örgütlenme modeli üzerine inşa edilen bu kooperatifler, genellikle rüzgar, güneş ve biyokütle gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına odaklanıyor.
Ortak Sorumluluk Duygusu Artıyor
Öncelikle bu türden enerji kooperatifleri, fosil yakıtlara bağımlılığı azaltarak ve karbon emisyonlarını düşürerek iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlıyor. Topluluk ihtiyaçlarını ve sürdürülebilirliği önceleyen bir model benimsedikleri için de, üyelerin karar alma süreçlerinde söz sahibi olması sağlanabiliyor ve enerji üretiminin topluluk değerleriyle uyumlu hâle gelmesine imkân tanınıyor.
Bu demokratik yaklaşım, enerji kooperatiflerinin yerel çözümlere ve girişimlere odaklanmasını mümkün kılarken, üyeler altyapıya birlikte yatırım yapıyor ve ortak kaynaklardan karşılıklı olarak faydalanıyor. Böylece bir yandan katılım ve enerji tasarrufuna yönelik ortak sorumluluk duygusu da teşvik edilmiş oluyor.
Yanı sıra yerel kaynaklar ve uzmanlıktan yararlanan yenilenebilir enerji kooperatifleri, toplulukların demografik ve coğrafi özelliklerine uygun, özelleştirilmiş çözümler hayata geçirebilme özelliğine de sahip. Yenilenebilir teknolojilere yapılan yatırımlar sayesinde yerel ekonomileri güçlendirmeleri, istihdam yaratmaları ve sürdürülebilir enerjiye adil erişim sağlayarak, adil bir enerji dönüşümünü de destekliyor.
Yenilenebilir enerji kooperatifleri bir yandan da şehirlerin sürdürülebilir bir yol izlemelerine büyük katkı sunuyor. Nitekim günümüzde şehirlerin artık küresel ekonomik çıktının ortalama %80’ini ve dünya nüfusunun %55’ini barındırdıklarını ve küresel ölçekte emisyonların %70’inden ve enerji tüketiminin üçte ikisinden sorumlu olduğunu düşündüğümüzde topluluk temelli bu katkıyı hiç de azımsamamak gerekiyor.
Yerel Enerji Sistemleri Avrupa Boyunca Yaygınlaşıyor
Yenilenebilir enerji kooperatifleri, mevcut enerji fiyatları krizi, küresel anlamda giderek daha fazla yaşanan enerji yoksulluğu gibi sorunlara çözüm açısından da çok önemli bir araç. Bu yapı sayesinde, fosil yakıtlara dayalı güç yoğunlaşması, yerel ve dağıtık enerji sistemleriyle yer değiştirerek, bir tür enerji demokrasisi diye adlandırabileceğimiz durumu da güçlendirebiliyor.
Nitekim özellikle Avrupa kıtasında birçok ülke son yıllarda bu modeli benimseyerek enerji adına topluluk faydası sağlayan çok önemli gelişmelere imza atıyor. Küresel iklim krizine karşı mücadele eden uluslararası bir çevre örgütü ve sivil toplum hareketi olan İklim İçin 350 Derneği’nin yenilenebilir enerji kooperatifleri üzerine yayımladığı son rapora göre de, örneğin İtalya’da yarım milyondan fazla insanın kooperatiflerden aldığı enerji sayesinde faturaları %30 düştü. Ülkede hâlihazırda 421 kooperatif 500 bin kişiye hizmet veriyor. Ya da Almanya ve Belçika’da kooperatiflerle yerel yönetimlerin işbirliği sayesinde 50 binden fazla haneye yenilenebilir enerji sağlanırken, yerel istihdam ve ekonomik kalkınmaya da büyük faydalar sağladı.
Genel olarak baktığımızda Avrupa için de Almanya’nın bu işe daha fazla eğildiğini söyleyebiliriz. 2025 itibariyle ülkede 998 enerji kooperatifi bulunuyor. Söz konusu kooperatifler toplamda yaklaşık 8TWh temiz elektrik üretirken, bu üretimle yaklaşık 3 milyon ton karbondioksit eşdeğeri emisyon azaltımı da sağlanmış oldu.
Mevcut durumda Avrupa’da, enerji toplulukları, birkaç küçük varlığa sahip gönüllü olarak işletilen küçük kuruluşlardan, büyük kâr getiren ve son derece profesyonel yönetilen işletmelere kadar çeşitlilik gösteriyor. Örneğin, İspanya’nın tamamında faaliyet gösteren Som Energia, yaklaşık 76 bin 500 üyeye sahip ve yenilenebilir enerji projelerine toplam 15 milyon euroluk yatırımı mevcut.
Şu anda Avrupa genelinde, özellikle Kuzeybatı Avrupa’da yaklaşık 3 bin 500 enerji topluluğu bulunuyor. Bununla birlikte, yerel enerji topluluklarının sayıları, Avrupa’nın güneyinde ve doğusunda da artıyor. Avrupa enerji kooperatifleri federasyonu REScoop EU ağında şu an için bin 900 yerel enerji topluluğu ve onların 1 milyon 250 bin üyesi bulunuyor.
Türkiye’de Şu An 45 Faal Yenilenebilir Enerji Kooperatifi Mevcut
Yenilenebilir enerji kooperatifleri Türkiye’de ise hâlâ emekleme aşamasında. Ülkemizde ilk yenilenebilir enerji kooperatifi 2015 yılında Denizli’de kuruldu. Bugüne kadar ülke genelinde 50’den fazla enerji kooperatifi kurulurken, geçen 10 yıl içinde arada kapanan kooperatifler oldu ve 2025 itibarıyla bu kooperatiflerin 45 tanesi faal olarak çalışmaya devam ediyor.
İklim İçin 350 Derneği’nin son raporunda ise, Türkiye’nin güneş ve rüzgar kapasitesini 120 bin MW’a çıkarma hedefinin umut verici olduğunu ancak bu hedefin kalıcı ve adil bir dönüşüme dönüşebilmesi için enerji kooperatiflerinin devreye girmesi gerektiği vurgulanıyor. Raporda, Türkiye’de gerekli mevzuatların düzenlenerek yerelde üretimi ve tüketimi teşvik edecek şekilde revize edilmesi, enerji depolama ve verimlilik yatırımlarının desteklenmesi gerekliliğine de dikkat çekiliyor.
Kooperatifleri ortak kaynakların yönetimi için en iyi yönetişim modellerinden biri olduğunu göz önüne alırsak, yerel büyümenin birer motoru haline getirmek hiç de zor değil aslında. Dolayısıyla yenilenebilir kaynaklarla elde edilen bir enerji politikasının merkezine toplulukları koyabilen yenilenebilir enerji kooperatiflerinin ve dolayısıyla ulaştıkları insanların sayılarını artırmanın, yenilenebilir enerjiye geçişte çok önemli bir rol oynayabileceğini unutmamamız gerekiyor. Tabandan gelen bu inisiyatifler, hem iklim kriziyle mücadelemizde hem de sürdürülebilir kalkınma yolunda elimizi güçlendirecek potansiyele kesinlikle sahipler.
Tarih: 16 Aralık 2025