bildirim ikonu
Ana içeriğin başı

Gezegenimizin nüfusunun 2050 yılı itibarıyla 10 milyara yaklaşacağı tahmin ediliyor. Peki, bu kadar insan nasıl beslenecek? Şimdilerde sanki böylesine bir sorun yokmuş gibi davransak ve geçici çözümlerle ayakta kalsak da, tehdit büyük. Öyle ki, iklim kriziyle gıda krizi birbirlerini besleyen bir ikiliğe sahip ve bu nedenle durum daha da içinden çıkılmaz bir hal alıyor. 
Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü’nün hesaplamalarına göre, 2050’deki 10 milyarlık nüfusu beslemek için 2009 yılında üretilen gıdadan %70 daha fazla gıdaya ihtiyaç duyulacak. Bu bilgi cebimizde ama bir yandan da küresel gıda üretim sistemi küresel sera gazı emisyonlarının üçte birinden sorumlu ve bu oranın %70’i hayvancılık, balıkçılık, tarımsal üretim ve arazi kullanımı kaynaklı. 

Elbette bu ikili kriz halinin kalbinde atmosfere sera gazları salan fosil yakıtlarla enerji üretimine olan sürdürülemez bağımlılık yer alıyor. Bu varoluşsal tehdidi önlemek için yenilenebilir enerjiye hızlı bir geçiş, sadece bir seçenek değil, aynı zamanda bir zorunluluk. Farklı yenilenebilir enerji kaynakları arasında ise güneş enerjisi, ucuzlayan fiyatları ve verimlilik artışlarıyla fosil yakıtlara karşı önemli bir alternatif olarak parlıyor. 

Nitekim Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IAE) Elektrik 2024 raporunda da, 2023 yılında enerji sistemine 560 GW’tan fazla yeni yenilenebilir enerji kapasitesi eklenerek rekor bir büyüme kaydedildiği belirtilirken, özellikle güneş enerjisinin hızla yaygınlaşmasıyla birlikte yenilenebilir enerji kaynaklarının bu on yılın sonunda küresel elektrik talebinin neredeyse yarısını karşılayacağının altı çiziliyor. Ayrıca raporda, güneş enerjisindeki hızlı büyümenin etkisiyle yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretiminde 2023’te %30 olan payının, 2026’da %37’ye yükselmesi öngörülüyor. 

Güneş Enerjisinin İklim Değişikliğiyle Mücadelede Katkısı Çok Önemli
Güneş’ten Dünya’nın yüzeyine her yıl ulaşan toplam ışınım enerjisi, yüzlerce milyar ton kömüre eşdeğer olduğu için aslında gezegenimizin kullanılabilir en büyük enerji kaynağı konumunda. Üstelik bu enerji sadece bir çözüm değil, iklim değişikliğiyle mücadelede de bir temel oluşturuyor. Güneş panelleri (Fotovoltaik, PV), karbondioksit emisyonlarının azaltılmasında önemli katkılar sunuyor. Örneğin sadece 2023 yılında fotovoltaik enerji, küresel elektrik üretiminin %3’ünü karşılayarak 700 milyon metrik tondan fazla karbondioksit emisyonunun engellenmesine yardımcı oldu. PV panelleri ayrıca ithal edilen yakıtlara olan bağımlılığı azaltarak enerji bağımsızlığını da sağlıyorlar. Başta Çin ve Almanya olmak üzere birçok ülke kömür ve petrole olan bağımlılıklarını azaltmak için güneş enerjisine büyük yatırımlar yapıyor. 

Bu yatırımlarda en hızla ilerleyen ülkelerden biri de Türkiye. Hatta ülkemiz güneş enerjisi kapasitesini son 2,5 yılda ikiye katlayarak 2024 yılı sonunda 19,6 GW kurulu güce ulaştı. Böylelikle 2025 hedefi 2024 yılı içinde, bir buçuk yıl önceden aşılmış oldu. 

Agrisolar Hem Tarıma Hem de Biyoçeşitliliğe Fayda Sağlıyor

Güneş enerjisi bir yandan iklim kriziyle mücadele ederken, bir yandan da gıda krizinin çözümüne yönelik olarak tarımsal üretimde büyük katkılar sunuyor. Birçok kişi, güneş santrallerinin kurulduğu alanların hiçbir şeyin büyümediği çorak topraklar yarattığı konusunda endişe taşısa da, güneş enerjisi santralleri, sadece panellerle kaplı boş alanlar olmak zorunda değil. Artık dünyanın birçok yerinde, arazilerin tarımsal verimliliğini etkilemek bir yana, tam tersine bu verimliliğin artışına katkı sunan fotovoltaik sistemler giderek yaygınlaşıyor. Tarımsal üretimle enerji üretimini bir bütün hale getiren güneş enerjisi sistemleri için genel anlamda agrisolar kavramı kullanılıyor ve bu yaklaşım gün geçtikçe daha da heyecan verici bir hâl alıyor.

Bu yaklaşımda en umut verici yeniliklerden birini ise agrivoltaik teknolojisi oluşturuyor. Tarım ve fotovoltaik kavramlarını birleştirerek agrivoltaik adıyla da anılan bu sistemde, tarım arazisinde yükseltilmiş güneş panelleri kuruluyor. Paneller, altlarındaki bitkilerin yeterli güneş ışığını almasını sağlarken, aynı zamanda enerji üretmek için güneş ışığını da topluyor. Bazı durumlarda, paneller, güneş ışınımını gün boyunca optimize etmek için açılarını ayarlayabilen takip sistemlerine montelenirken bu sayede hem bitkiler hem de paneller en verimli ışığı alıyor. Ayrıca bu tür güneş panelleri, aşırı sıcaklık, veya kuraklık gibi olumsuz hava koşullarından bitkileri korumaya yardımcı olan bir mikro klima da oluşturabiliyor. Panellerin sağladığı gölge, bitkilerde ısı stresini azaltabiliyor, bu da su ihtiyaçlarını düşürüp ürün dayanıklılığını artırıyor. Son yıllarda yapılan birçok araştırma agrivoltaik sistemlerin arazi verimliliğini %70’e kadar artırabileceğini gösteriyor. Örneğin Almanya’da çiftçiler, güneş panellerini meyve bahçelerine gölge sağlamak amacıyla kullanıyor.

Agrivoltaik sistemler, çiftçilerin sahada yenilenebilir enerji üretmelerine olanak tanırken, genel enerji maliyetlerini düşürmeye de katkı sunuyor. Güneş enerjili su pompası sistemleri ile agrivoltaik sistemler birleştiriliyor ya da sulama tamamen bu sistemle yapılıyor. Örneğin Ürdün’de gerçekleştirilen yeni bir araştırma da, sadece 4 metrekarelik güneş panellerinden 2 ayda 444 litre su toplandığını ortaya koyuyor. Afrika'daki bazı başka araştırmalar ise bu sistemin iklim değişikliği nedeniyle daha yaygın hale gelen aşırı kuraklıklar ve sıcak hava dalgalarından bitkileri koruduğunu ortaya koyuyor. Böylece temiz enerji üretmenin yanı sıra, ürünler için daha uygun büyüme koşulları da sağlanmış oluyor. 
Bu sistem bir yandan da biyoçeşitliliği korumak adına da işlev sağlıyor. Dünya çapında tozlaştırıcı görevi gören böcekler ve diğer canlılar yalnızca 15 yıl içinde %60 oranında yok olurken, güneş panellerinin altlarına ve etraflarına ekilen bazı bitkiler sayesinde yaratılan yaşam alanları, bir başka deyişle tozlaştırıcı bahçeleri, tozlaştırıcı hayvanlar için paha biçilmez bir ekosistem sağlıyor. 
Diğer yandan güneş panellerinin altında bitkilerin yarattığı görece serin hava, PV panellerinin de daha verimli çalışmasını sağlıyor. Bilindiği gibi PV paneller güneş ışınıyla çalışıyor ancak yüksek ısılar, verimlilikte düşüşe neden oluyor. Agrivoltaik bu anlamda tam bir kazan kazan sistemi…

Yaygın Bir Şekilde Teşvik Edilmeli

Elbette tüm faydalarına ve çoklu görevlerine rağmen agrisolar sistemlerin önündeki en önemli sorun başlangıç maliyetlerinde. Bu maliyetleri karşılamak için de hem dünya çapında hem de ülkemizde hükümetlerin bu konudaki teşviklerinin ve hibelerinin yanı sıra kredi gibi finansman seçeneklerinin artırılması gerekiyor. 
Güneş enerjisi ve tarım, birbirine fayda sağlayan öyle bir ilişki içinde ki, bu ikiliyi birbirinden ayırmadan yola devam ederek, sürekli yenilenen agrisolar uygulamalarının yaygınlaştırılmasını sağlayarak, sürdürülebilir tarım ve elbette gezegenimiz için yeni bir çağın kapılarını kolaylıkla açabiliriz. 
 

Tarih: 16 Nisan 2025