İklim değişikliği, gezegenimizin ve insanlığın geleceğini tehdit eden büyük bir sorun. Ne yazık ki günümüzde iklim değişikliğinin etkileri her zamankinden daha belirgin hale geldi. Yüzey sıcaklıkları rekor kırıyor, deniz seviyeleri yükseliyor, buzullar eriyor, okyanuslar asitleşiyor ve doğal afetler sıklaşıyor. İklim değişikliği aynı zamanda insan sağlığını olumsuz etkiliyor, ekonomik istikrarsızlığa yol açıyor ve sosyal adaletsizlikleri derinleştiriyor. Norveç Mülteci Konseyi'ne göre, aşırı hava olayları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan insanların sayısı, savaş ve iç çatışmalar nedeniyle yaşam alanlarını bırakan insanlardan üç kat daha fazla. Bu nedenle, iklim için eylem yapmanın sadece çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda etik bir sorumluluk olduğunu söyleyebiliriz.
Uluslararası İklim Eylem Günü neden 24 Ekim’de düzenleniyor?
İklim eylemi, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak, insan sağlığını korumak, ekonomik istikrarı ve sosyal adaleti sağlamak için çok önemli. Her yıl 24 Ekim'de kutlanan Uluslararası İklim Eylem Günü, iklim değişikliğinin aciliyetine dikkat çekmek ve bireyleri, toplulukları ve hükümetleri harekete geçirmek için küresel bir çağrı. İlk kez 2009 yılında uluslararası çevre kuruluşu 350.org tarafından düzenlenen bu gün, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ne (COP15, Taraflar Konferansı) katılan delegelerin dikkatini çekmek ve iklim kriziyle mücadele için somut adımlar atılmasını sağlamak amacıyla ortaya çıktı.
İklim değişikliği sadece çevresel bir sorun değil, aynı zamanda sosyal adalet ve kuşaklar arası bir eşitlik meselesi. İklim adaleti, küresel ısınmanın başlıca sorumluluğunu taşıyan ülkelerin, iklim değişikliğinin sonuçları ve hafifletilmesi için küresel sorumluluk almasını gerektiriyor. 24 Ekim Uluslararası İklim Eylem Günü’nde gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için harekete geçmek zorunda olduğumuzu bir kez daha hatırlıyoruz.
WWF: “Acil ve Kapsamlı Bir Küresel Çaba Gerekli”
Sera gazı emisyonlarının azaltılması iklim değişikliğiyle mücadelede başı çeken konulardan biri. Bu konuda hükümetlere, endüstri kuruluşlarına ve bireylere önemli görevler düştüğü noktasında çoğunluk birleşiyor. Birleşmiş Millet Kalkınma Programı’nın Dünya Halklarının İklim Oylaması 2024 araştırmasına göre dünya çapında insanların yüzde 80'i hükümetlerin iklim konusunda daha güçlü adımlar atmasını istiyor. Küresel ısınmayla ilgili endişelerin de arttığını ortaya koyan ankete katılanların yüzde 53’ü iklim değişikliği konusunda geçen yıla kıyasla daha endişeli olduğunu söylerken, daha az endişeli olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 15 oranında. Türkiye ise yüzde 77 ile iklim konusunda endişe duyan ülkeler arasında üçüncü sırada.
WWF'nin Yaşayan Gezegen Raporu 2024, önümüzdeki beş yıl içinde ikili iklim ve doğa krizlerini ele almak için acil ve kapsamlı bir küresel çabaya ihtiyaç duyulduğunun altını çiziyor. İklim değişikliği yerel ve bölgesel ekosistemlerde de geri dönüşü olmayan hasarlara sebep oluyor. Rapora göre dünya çapında yaban hayatı popülasyonlarında endişe verici bir düşüş mevcut. Son 50 yılda izlenen yaban hayatı popülasyonlarının ortalama büyüklüğü yüzde 73 oranında azaldı. Bu durum, insanlık için ciddi tehditler oluşturan kritik eşiklere yaklaştığımızı gösteriyor. Yani 2030 hedeflerine ulaşmak ve tehlikeli dönüm noktalarından kaçınmak için daha fazla çaba göstermemiz gerekiyor.
Türkiye İklim Değişikliğiyle Nasıl Mücadele Ediyor?
Türkiye, Ulusal İklim Değişikliği Stratejisi ve Eylem Planı çerçevesinde iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası anlaşmalara taraf olarak ve ulusal düzeyde çeşitli politikalar ve eylemler uygulayarak aktif bir rol üstleniyor. Ülkemizde yenilenebilir enerji alanında son yıllarda yapılan teşvikler sayesinde elektrik üretiminde yenilenebilir enerjinin payı önemli ölçüde arttı. Bu sayede güneş, rüzgâr, hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı teşvik ediliyor ve enerji sektöründe karbon emisyonlarının azaltılması amaçlanıyor. Enerji verimliliğini artırmak için binalarda, sanayide ve ulaşımda enerji tasarrufu sağlayan politikalar ve uygulamalar hayata geçiriliyor. Karbon yoğun sektörler iklim mevzuatındaki düzenlemelerle karbon ayak izlerini ölçmek ve raporlamak zorunda bırakıldı.
Sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak, ormancılık faaliyetleri ile karbon yutaklarını güçlendirmek, su kaynakları yönetimi, afet risk yönetimi ve sağlık gibi alanlarda iklim değişikliğine uyum sağlamaya çalışmak ve toplumun iklim değişikliği konusunda bilinçlendirilmesi için eğitim ve farkındalık programları düzenlemek gibi çalışmalar da bu kapsamda yapılan diğer çalışmalar arasında yer alıyor. Türkiye'nin üzerinde çalıştığı taslak iklim yasası ise iklim değişikliğiyle mücadelede daha somut ve etkili politikaların hayata geçirilmesini sağlayacak.
Uluslararası İklim Eylem Günü'nde neler yapabiliriz?
Bireysel olarak da iklim değişikliğiyle mücadeleye destek vermemiz mümkün. Günlük yaşamımızda yapacağımız küçük değişikliklerle hepimiz bu mücadelenin bir parçası olabiliriz.
- Enerji verimliliğine yönelerek bu çerçevede biz de üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirebilir ve iklim dostu bir yaşam tarzını benimseyebiliriz.
- Atık yönetimi ve geri dönüşüme daha çok özen gösterebilir, tekrar kullanılabilir ürünleri tercih edebiliriz.
- Ağaç dikebilir ve çevremizin daha yeşil olması için çaba harcayabiliriz.
- Tüketim alışkanlıklarımızı sorgulayabilir ve çevreye duyarlı seçimler yapabiliriz.
- Çevre dostu ve düşük emisyonlu seçeneklere ulaşım araçlarını kullanabilir, paylaşımlı yolculuk yapabiliriz.
- İklim değişikliği hakkında bilgi edinebilir ve bu konuda farkındalık yaratabiliriz.
- Gezegenimizi korumak için yapılan çalışmaları takip edebilir ve bu konuda daha fazla insanı harekete geçirmek için biz de etkili çalışmalar yapabiliriz.
İklim değişikliğiyle mücadele hepimizin sorumluluğunda
QNB olarak, iklim krizinin etkilerini azaltmak ve sürdürülebilir bir geleceğe katkıda bulunmak için çeşitli adımlar atıyoruz. 2022 yılından bu yana kredi portföyümüzün karbon ayak izini hesaplayarak, karbon azaltım stratejilerini belirliyor ve uyguluyoruz. İklim risklerini kredi ve risk politika ve prosedürlerine entegre ederek, gelişmiş risk yönetimi araçlarıyla potansiyel etkilere karşı hazırlıklı olmayı hedefliyoruz.
QNB’de iklim riskinin ölçümü, yönetimi ve raporlamasına ilişkin yerel ve uluslararası düzenlemeleri yakından takip ederek, Türkiye'nin 2053 Net Sıfır hedefi doğrultusunda sürdürülebilir bir gelecek inşa etme konusunda aktif rol oynuyoruz. Sürdürülebilir finansman araçlarını kullanarak yeşil yatırımları teşvik ediyor ve iklim risklerini etkin bir şekilde yöneterek hem ülke ekonomisine hem de gezegenin sürdürülebilir geleceğine katkıda bulunmayı amaçlıyoruz.
İnanıyoruz ki hem bireysel hem de kurumsal olarak eylemlerimiz küresel çapta büyük bir etki yaratabilir. İklim kriziyle mücadele, hepimizin sorumluluğunda.
Kaynaklar:
UNDP, 80 Percent of People Globally Want Stronger Climate Action by Governments According to UN Development Programme Survey
WWF, Staggering 73% Decline in Wildlife Populations in Just 50 Years: WWF’s Living Planet Report Warns Of A System in Peril
NRC, Conflict and Crisis in an Interconnected World
Eco Calender, October 24th International Day of Climate Action
Purdue University, International Day of Climate Action