bildirim ikonu
Ana içeriğin başı

Yeni ve faydalı fikirlere her zaman ihtiyacımız var. Özellikle de ortaya çıkan yeni sorunlara dair, yaratıcılık ve teknolojiyle beslenerek çözümler üreten inovatif fikirlere ihtiyacımız her zamankinden daha fazla. Nitekim gezegenimiz iklim kriziyle mücadelede zorlu bir sınavın içinden geçerken ve ülkeler 2050 yılına kadar net sıfır emisyon hedeflerini taahhüt ederken, sürdürülebilirlik yolunda karşılaşılan temel zorlukları aşmak için ortaya konan inovatif çabalar giderek önem kazanıyor. Dolayısıyla tam da bu noktada işe üretim süreçlerinden tedarik zincirine kadar her aşamada kaynak tüketimi, kirlilik ve atıkların olumsuz etkilerini hafifletmeyi gözeten malzeme seçimiyle başlamak en akıllıca çözümlerden birini oluşturuyor.

 Herhangi bir malzemenin çevresel ayak izi, o malzemenin çıkarılmasından işlenmesine, kullanım sürecinden atık aşamasına kadar neden olunan toplam emisyonu içeriyor. Önemli miktarlarda enerji gerektiren ve yüksek emisyonlara sahip malzemeler, çoğu zaman fark etmesek ya da fark edip de unutsak bile iklim değişikliği ve çevresel bozulmadan ciddi anlamda sorumlular. Bu yüzden de açıkçası sürdürülebilirliği malzeme seçimlerine entegre etmek, “etik” olmasının yanı sıra stratejik bir “zorunluluk” olarak karşımızda duruyor.

Özellikle tedarik zinciri yönetimi, sürdürülebilirliğe doğru dönüşen bir değişim geçirirken, küresel sürdürülebilirlik hareketinin gelişimi, tüketicilerin artan farkındalığı, hükümetlerin sanayileri daha temiz malzemeler ve üretim süreçleri benimsemeye zorlayan düzenlemeleri ve çok taraflı anlaşmalarda verilen taahhütler, şirketlerin sürdürülebilir malzemelere yönelişini hızlandırıyor. 

Bambudan Bina Mı?

Sürdürülebilirliğin her gün artan ihtiyaçlarına paralel olarak ortaya çıkan inovasyon haberleri hemen her gün önümüze düşüyor. Bu inovasyonlar arasında en önemlilerinden bazıları inşaat sektöründe hayata geçiyor. İnşaat öylesine büyük bir sektör ki, Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) son verilerine göre küresel sera gazı emisyonlarının %37’sinden sorumlu. Bu yüzden sektördeki inovatif çözümler umut saçıyor.

Örneğin yeraltı mantarlarının kök benzeri lifli malzemesinden üretilen doğal bir malzeme olan miseliyum, işlenip kurutularak güçlü ve organik bir tuğla haline getirilebiliyor. Öyle ki, bu inovasyon inşaat sektörünün karbonsuzlaştırılmasına yönelik büyük bir devrim olarak görülüyor. Bir yandan da ahşap, ticari inşaat malzemesi olarak ana akıma çoktan girdi bile. Ahşap kirişlerden çerçeveye sahip, toprak dolgularıyla takviye edilen ve bağlantıları kuru montaj ya da vidalanarak yapılan düşük karbonlu zemin levhaları giderek daha yaygın kullanılıyor. Hatta Sydney’deki Atlassian Kulesi gibi projelerde, bildiğimiz bambuyu kullanarak yüksek binalar inşa ediyor.

Bunların yanı sıra yeni kristal malzemelerin üretimi de önemli bir başlık olarak öne çıkıyor. Metal-Organik Çerçeveler (Metal Organic Framework - MOF) olarak adlandırılan bu malzemeler, yüksek yüzey alanları, ayarlanabilir gözenek boyutları, basınç ve sıcaklık değişimlerine karşı esneklik gibi kapsamlı özelliklere sahip. İklim krizi nedeniyle ortalama hava sıcaklıklarının artışı, enerji verimli klimaların önemini daha da artırırken, MOF tabanlı kaplamalar, özellikle bu türden klimaların üretiminde de fayda sağlıyor ve soğutma için kullanılan enerjiyi %40’lara varan oranlarda azaltabiliyor.

Doğayı Taklit Eden Malzemeler 

Malzeme biliminde bir diğer inovatif malzemeyi ise Kovalent Organik Çerçeveler (Covalent Organic Framework – COF) oluşturuyor. COF’ler, enerji depolamanın yanı sıra, su arıtma ve kirleticilerin temizlenmesi gibi uygulamalarda kullanılarak sürdürülebilir çözümler konusunda etkili bir inovasyon olarak öne çıkabiliyor.

Öte yandan sürekli aşınma, korozyon, UV ışınları ve diğer zararlı etmenlere maruz kaldığı için, dayanıklılığı artıran yüzeylere ihtiyaç duyan sanayi kaplamalarında da önemli inovatif çözümler ortaya çıkıyor. Konu üzerine çalışan SolCold adlı bir girişim, nano filtre ve aktif soğutma boyası tabanlı bir yüzey inovasyonu geliştirmiş durumda. Bu teknoloji güneş aktivitesi ile ısı transferi arasında ters bir ilişki yaratarak güneşten gelen ısı ve radyasyonu düşük maliyetli bir soğutma sistemine dönüştürüyor.

Bir diğer inovasyon ise doğanın tasarımlarını taklit ederek sürdürülebilir çözümler üreterek gerçekleşiyor. Biyomimikri adı verilen bu yaklaşımla örneğin lotus çiçeğinin su geçirmeyen yüzeyinden ilhamla su geçirmez malzemeler tasarlanıyor. Örneğin bu yaklaşımı benimseyen Mercedes-Benz şirketi, biyomimikri ilkeleriyle tasarlanmış yapısal elemanları, bazı modellerine ileri dijital teknolojiler aracılığıyla uyguladı bile. Sonuç olarak, geleneksel parçalara kıyasla %20 oranında daha az malzeme kullanımı ve ağırlık azaltımı sağlandı.

Sağlık Alanında Malzeme Devrimi Yaşanıyor

Karbon emisyonlarında büyük pay sahibi olan sektörlerden bir diğeri de sağlık. Hatta bir hesaba göre, eğer küresel sağlık hizmetleri sektörü bir ülke olsaydı, dünyadaki beşinci en büyük sera gazı üreticisi olurdu. Hem bu emisyonları olabildiğince düşürmek hem de insan sağlığını korumak adına bu alandaki inovasyonlar son derece göz kamaştırıcı. Örneğin Sussex Üniversitesi tarafından geliştirilen yeni nanomalzemeler, deniz yosunu ile birleştirilerek son derece hassas bir sensör teknolojisi ortaya koyuyor. Bu sensörler, kan basıncı, nabız, nefes alma ve eklem hareketlerini gerçek zamanlı olarak izleyen yeni bir giyilebilir teknoloji sunuyor.

Yine nanoparçacıklar, nanolifler ve nanotüpler gibi inovatif nanomalzemeler, doğal dokuları taklit edecek şekilde tasarlanabilir ve tıbbi uygulamalarda önemli avantajlar sunuyor. Bilim insanları bu malzemeleri kemik onarımı, yara iyileşmesi ve ilaç taşıma sistemleri gibi alanlarda kullanmaya hazırlanıyor. Yanı sıra biyomalzeme kullanarak insan vücudu içinde kırmızı kan hücreleri taşıyan nanoparçaçıklar ile yine insan bedenine ait parçaların üç boyutlu yazılımlarına olanak sağlayan araçlar gibi inovasyonlarda da her gün yeni ilerlemeler kaydediliyor.

Gündelik hayatımızda önemli bir yer kaplayan tekstil ürünlerinde de inovatif malzemelerin kullanımı giderek artıyor. Sektörde çalışan bilim insanları ve tasarımcılar, çevre dostu yenilikçi kumaşlar tasarlamak için artık yenilenebilir bitki kaynaklarını keşfediyorlar. Bunun en ilginç örneklerden birini de, üzüm, elma veya ananas gibi bitkisel kaynaklardan elde edilen alglerle yapılan kumaşlar oluşturuyor. Söz konusu kumaşlar hafifliği ve düşük ekolojik ayak izi ile dikkat çekiyor.

İnovatif malzemeler, şimdiden sürdürülebilir bir geleceğin kapısını araladılar bile. Çok değil birkaç yıl önce hayal edilemeyecek bir seviyeye ulaşan bu malzemeler, birçok sorunumuzun çözümüne katkı sağlayacak gibi görünüyor.

Tarih: 18 Nisan 2025