Geleceğimizi aslında seçimlerimiz ve vazgeçişlerimiz şekillendirmiyor mu? Bu seçme ve vazgeçme ikilisindeki tercihlerimizin kolektif hali de gezegenimizin geleceğini belirliyor. İklim değişikliğiyle mücadelede zaman daralırken, vazgeçilecek ve seçilecek yöntemler gün geçtikçe daha da berraklaşıyor.
Elbette her büyük dönüşümde olduğu gibi burada da güçlü finansal kaynaklara ihtiyaç duyuluyor. Nitekim geçen yılın sonlarına doğru dünya çapında önde gelen akademisyenlerden oluşan İklim Finansmanı Bağımsız Üst Düzey Uzman Grubu, (Independent High-Level Expert Group on Climate Finance) Paris Anlaşması hedefleri doğrultusunda iklim finansmanı için gereken miktarı ortaya koyan bir rapor yayımladı. Rapora göre, Çin hariç yükselen piyasaların ve gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaç duyduğu yatırımlar için 2030 yılına kadar yılda 1 trilyon dolar dış finansmanın harekete geçirilmesi gerekiyor. Hatta bu miktarın 2035 yılına kadar yaklaşık 1,3 trilyon dolara çıkması bekleniyor.
Dünya Ekonomi Forumu tarafından yayımlanan 2021 tarihli Net Sıfır Geleceğe Geçişin Finansmanı adlı raporuna göre de, dünya genelinde 2050 yılı net sıfır hedeflerine ulaşılabilmesi için yaklaşık 50 trilyon dolarlık bir yatırıma ihtiyaç var.
Katkı Alanı Çok Geniş
Bu açığın kapatılması, çok katmanlı kamu ve özel sektör çabaları gerektirirken, sürdürülebilirlik bağlantılı yeşil finansal ürünler, başta yerel düzeyde olmak üzere birçok alanda kritik rol oynuyor. Yeşil tahviller ya da daha spesifik sürdürülebilirlik başlıklarına odaklanan iklim tahvilleri, çevre projeleri ile sermaye piyasaları ve yatırımcılar arasında bağlantı kurarak, iklim finansmanında giderek önemli birer araç haline geliyor.
İklim değişikliği çözümleriyle bağlantılı sabit getirili finansal araçlar olan iklim tahvilleri, sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik temiz enerji ve enerji verimliliği gibi projelerden, örneğin Avustralya’daki Büyük Set Resifi’nin ısınan deniz suyuna uyum sağlamasına yardım etmek gibi adaptasyon projelerine kadar uzanıyor.
Normal tahviller gibi, iklim tahvilleri de hükümetler, çok uluslu bankalar veya şirketler tarafından ihraç edilebiliyor. İhraç eden kurum, belirli bir vade sonunda tahvili geri ödemeyi ve sabit ya da değişken faiz ödemeyi taahhüt ediyor. Bu tür tahvillerde, tahvil ihracatçısı yatırımcılara, toplanan tüm fonların, örneğin yenilenebilir enerji santralleri ya da iklim değişikliğiyle mücadele programları gibi belirli iklimle ilgili programlara veya varlıklara aktarılacağına dair garanti veriyor.
Hem yatırımcılar hem ihracatçılar için güçlü teşvik mekanizmaları sunan iklim tahvilleri, iklim risklerini fiyatlandırarak hükümetlerin iklim politikalarını sürdürmelerine katkı sunuyor. Yanı sıra başta temiz enerji, sürdürülebilir şehirler ve iklim eylemi gibi çok önemli Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA’lar) ile uyumlu bir şekilde, gezegenimizin düşük karbonlu bir yeşil ekonomiye geçişini kolaylaştırıyorlar.
Türkiye'de İklim Tahvillerinin Hacmi 19 Milyar Dolara Ulaştı
İklim tahvillerine ilgi dünya çapında artarken, bu ilgi Türkiye’de de vites yükseltmiş görünüyor. SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nin Haziran 2025 tarihli bültenine göre, Türkiye’nin iklim temalı tahvil piyasası son üç yılda güçlü bir büyüme yakaladı ve 2030’a kadar 40 milyar dolarlık hacmi aşma potansiyeli taşıyor. Türkiye’de iklim tahvillerinin toplam büyüklüğünün 2024 sonunda yaklaşık 19 milyar dolara ulaştığını belirten raporda, büyümenin %60-65 gibi büyük bir kısmının 2022-2024 döneminde gerçekleşmiş olmasının dikkat çekici olduğuna vurgu yaptı. 2016’dan bu yana yapılan ihraçların sektörel dağılımında finansal kuruluşlar başı çekerken, reel sektör ve kamu kuruluşları da pazarda giderek daha aktif rol alıyor.
Rapora göre, Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefleri ve Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi uluslararası düzenlemeler, ülkenin yıllık finansman ihtiyacını 15 milyar doların üzerine çıkarırken, bu devasa ihtiyacın sadece banka kredileri ile karşılanamayacağının altı çiziliyor. Bu noktada yeşil tahvil ve benzeri sürdürülebilir finansman araçlarının, bu açığı kapatmak için kritik bir rol oynaması bekleniyor.
Yeşil Badanaya Dikkat!
İklim tahvilleri alanında bir diğer önemli konu da standartlar ve şeffaflık çünkü bu türden herhangi bir tahvilin gerçekten çevresel bir fayda sağlayıp sağlamadığını garanti etmek gerekiyor. Küresel sermayeyi iklim eylemi ve iklim değişikliğine karşı dayanıklılık projelerine yönlendirmeyi amaçlayan bağımsız bir kuruluş olan İklim Tahvilleri İnisiyatifi, (Climate Bonds Inititative) tam da bu faydaları garanti altına almak amacıyla belirli standartlara sahip küresel çapta bir sertifikasyon sistemi uyguluyor. İnisiyatif bunun yanı sıra tahviller ve yatırım fırsatları üzerine düzenli veriler de sunuyor.
Elbette tüm bu standartlar bazen etkili olamıyor. Şirketlerin “yeşil” diyerek pazarladıkları tahvillerin gerçekten sürdürülebilir olmaması, bazı yatırım yöneticilerinin “yeşil görünmek” için bu tahvilleri tercih etmesi ama gerçek bir etki arayışında olmamaları, özellikle küçük şirketlerin genellikle düşük kaliteli raporlar sunmaları ve bazı ülkelerin kendi içlerinde yaşadıkları politik atmosferler iklim tahvillerinin önündeki en önemli zorluklar olarak karşımızda duruyor.
2025 Ortasında Küresel Toplam 6 Trilyon Dolara Yaklaşacak
Tam da bu yüzden yeşil tahviller için standartların uyumlaştırılması kritik önemde. İklim Tahvilleri İnisiyatifi’nin yanı sıra Dünya Bankası’nın özel sektöre odaklanan kolu olan Uluslararası Finans Kurumu da yatırım kararlarını zorlaştıran 30’dan fazla farklı düzenlemenin varlığına dikkat çekerek daha sade çerçeveler öneriyor. Bir yandan da Avrupa Birliği de sürdürülebilir finansman çerçevesini sadeleştirerek piyasa şeffaflığını artırmayı ve şirketlerin raporlama yükünü yaklaşık üçte bir azaltmayı hedefliyor. Ancak bu sadeleştirmeler, bir yandan da uzun yıllar süren çerçeve geliştirme çalışmalarını zayıflatma riski taşıyor.
Bütün bu zorluklarına rağmen bir yandan da çevresel, sosyal ve yönetişim kriterleri ile düzenleyici çerçevelerin gelişmesi, sürdürülebilir yatırımlara olan talebi artırıyor. Bugün yatırım piyasası, kredi yapılarını, finansman standartlarını ve hesap verebilirlik önlemlerini iyileştiren sürdürülebilir yaklaşımları giderek daha fazla öncelikli hale getiriyor. Bu piyasa büyümesi, şeffaflığın artması ve yeşil badananın önlenmesiyle de destekleniyor. Öyle ki küresel iklim temalı tahvil piyasası, tüm ekonomik belirsizliklere rağmen istikrarlı büyümesini sürdürüyor. 2024 yılı sonunda 5,7 trilyon dolarlık dev bir hacme ulaşan bu piyasanın, 2025 ortası itibarıyla 6 trilyon dolara yaklaşacağı tahmin ediliyor.
Dolayısıyla iklimle mücadelede oynadığı rol göz önüne aldığımızda, iklim tahvillerini tüm dünyanın çok iyi değerlendirmesi gerekiyor. Zira önümüzdeki yıllar içinde yatırımların giderek daha fazla iklim uyumlu hale geleceğini ve yeşil tahvil gibi araçları erken dönemde benimseyen ülkelerin sağlayacakları avantajları öngörmek hiç de zor olmasa gerek.
Tarih: 18 Ağustos 2025