Brezilya’nın yağmur ormanları şehri Belem’de COP30 iklim müzakereleri devam ediyor. Müzakereler öncesinde ise 6-9 Kasım tarihleri arasında, 53 devlet başkanının yanı sıra 40’tan fazla yerel lider, Liderler Zirvesi’nde bir araya geldi. Ama gözler nafile bir çabayla, dünyanın en büyük emisyon kaynağı ekonomilerinin liderlerini arar oldu. En büyük emisyona sahip 5 ekonominin dördünün, yani Çin, ABD, Hindistan ve Rusya’nın liderleri konuşma listesinde yer almadı. Hatta ABD yönetimi, müzakerelere tek bir üst düzey yetkili bile göndermemeyi tercih etti.
Lider düzeyinde katılımın azlığına yönelik en sert uyarı ise zirve konuşmacılarından biri olan İrlanda Başbakanı Micheal Martin’den geldi. Martin, siyasi liderliğin her zamankinden daha fazla hayati önem taşıdığı bir dönemde Belem’de her zamankinden daha az sayıda liderin olmasını kınayarak şunları söyledi: “Durumu olduğu gibi anlatmaya hazır daha az lider var şu anda. İklim değişikliği tartışılmaz. Bilim inkâr edilemez. Sıcaklıklar artıyor ve zaman daralıyor. Vatandaşlarımıza bu konudaki gerçeği anlatmaya hazır değilsek, hem onları hem de bu gezegeni en derin şekilde hayal kırıklığına uğratmış oluruz.”
Öte yandan Liderler Zirvesi tamamlanmışken ve COP30 sürerken, küresel ısınmayla ilgili çarpıcı yeni bir rapor yayımlandı. Rapora göre ülkelerin COP30 iklim görüşmeleri için sundukları yeni emisyon azaltım planları, üst üste dördüncü yıl da küresel ısınmayı önlemekte yetersiz kaldı. Raporda mevcut emisyon artışının devam etmesi halinde Dünya’nın geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yüzyılın sonuna kadar 2,6 derecelik bir sıcaklık artışı yolunda ilerlediğine dikkat çekildi.
Nitekim Liderler Zirvesi’nin açılışında konuşan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de en çok bu konuya parmak basarak, küresel ısınmayı 1,5 dereceyle sınırlandıramamanın “ahlaki bir başarısızlık ve ölümcül bir ihmal” olduğunu söyledi.
Hedef, Tropik Ormanlar İçin 125 Milyar Dolarlık Bir Fon
Liderler Zirvesi her ne kadar katılım azlığıyla dikkat çekse de, önemli taahhütlerin ve yeni girişimlerin de onaylandığı bir toplantı oldu. Eylül ayında ilk taahhütte bulunan Brezilya’nın önderliğinde, zirveye katılan 53 ülkenin imzasıyla, bir tür çok taraflı finansman mekanizması olan Tropikal Ormanları Koruma Yatırım Fonu (Tropical Forests Forever Facility, TFFF) onaylandı.
TFFF için 5,5 milyar dolardan fazla kaynağa onay verilirken, bu anlaşma, küresel çevre finansmanı tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak kayda geçti. Bu gelişme, TFFF için büyük bir aşamayı ve kamu-özel sektör yatırımlarının birlikte çalışacağı yeni bir küresel işbirliği döneminin başlangıcını simgeliyor. Fonun amacı da kalıcı koruma stratejilerini finanse etmek ve dünyanın en hassas tropik ekosistemlerini koruyacak ortaklıkları güçlendirmek. Tropik ormanların korunması ve onarımı konusunda küresel çabalarda tarihi bir paradigma değişimini temsil eden bu fon sayesinde, tropik ormanların yok edilmesi yerine ayakta tutulmasını teşvik edecek benzersiz bir küresel finansal mekanizma hayata geçirilmiş oldu.
Örneğin TFFF kapsamında sadece Norveç, belirli koşullar dâhilinde önümüzdeki 10 yıl boyunca 3 milyar ABD doları ödemeyi taahhüt etti. Brezilya ve Endonezya, her biri 1 milyar ABD doları katkı taahhütlerini yeniden teyit ederken, Portekiz de 1 milyon ABD doları katkı vereceğini açıkladı. Ayrıca TFFF Bildirgesi’ni toplamda 34 tropik orman ülkesi onayladı. Bu önemliydi çünkü bu ülkeler, gelişmekte olan ülkelerdeki tropik ormanların %90’ından fazlasını kapsıyor.
Tüm bunların yanı sıra fon kaynaklarının en az %20’sinin de yerli halklara ve yerel topluluklara ayrılması ve orman ülkeleri ile sponsor ülkelerin eşit şekilde yönetime katılmaları onaylandı. Böylece TFFF, yerli halklar ve geleneksel toplulukların ormanların korunmasındaki hayati rolünü kabul ederek bir ilke daha imza atmış oldu. Hem kamudan hem de özel sektörden gelecek potansiyel yatırımcılarla sürdürülecek diyaloglar sayesinde sonunda 125 milyar dolarlık bir fona ulaşmak amaçlanırken, bu hedef, 25 milyar dolar sponsor sermaye ve 100 milyar dolar kurumsal yatırımcılardan oluşacak şekilde planlanıyor.
Orman Yangınlarına Karşı Güçler Birleştirilecek
Liderler Zirvesi’nde ayrıca “Entegre Yangın Yönetimi ve Orman Yangınlarına Karşı Dayanıklılık İçin Eylem Çağrısı” adlı bir bildiri de imzalandı. İmza atan ülkeler böylece, iklim eylemi gibi, yangına karşı dayanıklılığın da hükümetlerin, sivil toplumun, akademinin, özel sektörün, yerli halkların ve yerel toplulukların kapasitesini entegre eden, katılımcı bir toplum yaklaşımı gerektirdiğini kabul etmiş oldular.
Bildiriyle, yangın söndürme yaklaşımlarından, proaktif, önleme odaklı, kapsayıcı ve ekolojik yangın yönetimi stratejilerine yönelik küresel bir geçişi teşvik etmek amaçlanıyor. Yanı sıra, yangınları önlemek, onlarla mücadele etmek ve sonrasında toparlanmayı sağlamak amacıyla entegrasyon temelli eylemler gerçekleştirerek yangınların sıklığını ve olumsuz etkilerini azaltmak, ülkelerin birbirlerine yardım etmeye hazır olmalarını güvence altına almak da hedefler arasında yer alıyor. Bu bağlamda, yerel aktörleri yangınlar konusunda güçlendirmek, erken uyarı sistemleri, uydu ve coğrafi bilgi teknolojileri, risk bilgisi ve sınıflandırma araçları ile yangın veri platformları dâhil olmak üzere araç ve teknolojilerin geliştirilmesini ve iyileştirilmesini desteklemek de bildirinin temel başlıklarından bazılarını oluşturuyor.
İklim Krizinin Eşitsiz Etkisi Kabul Edildi
Liderler zirvesinin bir başka önemli gelişmesi ise “Açlık, Yoksulluk ve İnsan Merkezli İklim Eylemi Üzerine Belem Bildirisi” oldu. Bildiri, iklim değişikliğinin insanlığın tamamını hâlihazırda etkilediğini ve etkilemeye devam edeceğini, ancak bu etkilerin şimdiden derin biçimde eşitsiz yaşandığını ve bu eşitsizliğin gelecekte de devam edeceğinin kabulünden yola çıkılarak imzalandı. İklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin, yoksul ve kırılgan durumda olan topluluklar üzerinde orantısız biçimde hissedildiğine vurgu yapılan bildiride, iklim eyleminin merkezine bu eşitsizliği gözeten bir yaklaşımın konulması taahhüt edilmiş oldu.
Bu bağlamda da, iklim krizine karşı dayanıklılığın temeli olarak sosyal koruma sistemlerinin güçlendirilmesi, yine dayanıklılığın temel aktörleri olarak küçük ölçekli tarımsal üreticileri desteklemek, ormansızlaşmayla kalıcı mücadele amacıyla yerli halkların ve yerel toplulukların orman mülkiyeti ve diğer haklarını korumak öne çıkarıldı.
Yanı sıra bildiride, 2035 yılına kadar gelişmekte olan ülke Tarafları için yıllık en az 300 milyar ABD doları iklim finansmanının seferber edilmesi, bu süreçte gelişmiş ülkelerin öncü rol üstlenmesi ve gelişmekte olan ülkelere yönelik iklim finansmanının yıllık en az 1,3 trilyon ABD dolarına çıkarılması hedefi de taahhüt edildi.
Tüm bu olumlu gelişmelere rağmen, COP30’un önünde çok zorlu gündemler var. Üstelik bu zirve tam da iklim krizinin etkilerinin daha fazla ertelenemeyeceği bir döneme denk gelmiş durumda. Dolayısıyla, iklim finansmanından iklim eylemine ve iklim adaletine kadar temel meseleler için acil bir rota oluşturulması ve artık uygulamaya geçilmesi hayati öneme sahip.
Tarih: 17 Kasım 2025