Enerji verimliliği, tek başına bir teknoloji meselesi değil. Daha çok bir zihin yapısı, akıllıca düşünme, yönetim ve maliyet etkin çözümler meselesi olarak düşünülmeli…
İnsan kaynaklı iklim krizi nedeniyle gezegenimiz ısınmaya devam ederken, Paris İklim Anlaşması’nda emisyonların azaltımına yönelik “2050 Net Sıfır Karbon” taahhüdü, bu krizle mücadelede belki de ortaya konmuş “en havalı” hedef konumunda. Havalı, çünkü düşünmesi bile insanı heyecanlandırıyor. Ancak bir yandan da bu hedefe yönelik ilerlemenin yeterince hızlı olmadığına şahit olmak da bir hayli can sıkıcı.
Havalı Net Sıfır’ımızın sacayaklarından birini ise enerji verimliliği oluşturuyor. Aynı hizmeti ya da çıktıyı elde etmek için daha az ve daha etkin enerji kullanımı anlamına gelen enerji verimliliğini artırmaya yönelik adımlar, iklim hedeflerine ulaşmamız için hayati bir role sahip. Bu rolle ilgili yeterli olmasa da artan farkındalık ile ağızlara adeta sakız olan enerji verimliliği kavramı, çoğu kez yanlış bir şekilde, enerji tasarrufu ile eş anlamlı olarak kullanılabiliyor. Enerji tasarrufu, daha az enerji kullanma pratiği ve enerji kullanma alışkanlıklarımıza vurgu yaparken, enerji verimliliği aynı işlevi yerine getirmek için daha az enerji kullanmaya yarayan teknolojilerin benimsenmesi anlamına geliyor.
Örneğin eğer derdiniz enerji tasarrufuysa, güneş battıktan sonra evinizdeki tüm ışıkları açmak yerine sadece bir ampul açabilirsiniz. “Ama ben enerji verimliliği sağlamak istiyorum” derseniz, evinizde enerji verimli ampuller kullanmayı tercih edebilirsiniz.
Enerji Arzı, Talebi ve Depolaması Daha Esnek Hale Gelmeli
Elbette ki enerji verimliliği, tek başına bir teknoloji meselesi de değil. Daha çok bir zihin yapısı, akıllıca düşünme, yönetim ve maliyet etkin çözümler meselesi. Öte yandan verimlilik kavramı her ne kadar kulağa “hoş” ve “mantıklı” gelse de, başlangıç maliyetleri ve eylemsizlik gibi temel sorunlar yüzünden dünya çapında henüz yeterince öncelikli bir hale gelemiyor. Hâlbuki basit düşünmemiz gerekiyor; enerji verimliliği bir yandan da aslında en büyük enerji kaynağımız.
Örneğin yenilenebilir enerji kaynaklarının ve bu alana yönelik yatırımların hızla arttığını biliyoruz. Ancak verimlilik olmadan, yalnızca yenilenebilir enerjiyle temiz enerji geçişinin potansiyelini tamamen açığa çıkaramayacağımız da aşikâr. Dolayısıyla enerji verimliliğini artırmamız için, enerji sistemimizi mümkün olduğunca elektrifikasyonla dönüştürmemiz, enerji arzına, talebine ve depolamaya esneklik kazandırmamız gerekiyor. Tam da bu yüzden şebekelere entegre olabilen ve hemen yakınına güç sağlayabilen dağıtılmış enerji kaynakları, akıllı elektrikli araç şarjı ve bina düzeyinde enerji depolama gibi uygulamalar enerji verimliliği açısından giderek daha kritik bir hal alıyor. Özellikle de dijital teknolojilerdeki gelişimle beraber geleceğin elektrik sistemleri, anlık olarak bölgedeki talebe uyumlu bir şekilde yanıt vererek, hem maliyetin hem de emisyonların azaltımını mümkün kılacak gibi görünüyor.
Küresel Karbon Emisyonlarının Üçte İkisi Verimlilikle Azalabilir
Enerji verimliliğinin rolünü hiç de yabana atamayız. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) Küresel Enerji Görünümü 2024 adlı raporu da enerji verimliliğindeki ilerlemelerin, fosil yakıtlardan uzaklaşma yolunda büyük katkılar sunduğunun altını çiziyor. IEA’nın raporuna göre, 2050 yılına kadar net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda enerji verimliliğinde yapılacak iyileştirmeler, 2030'a kadar küresel petrol talebindeki düşüşün %70’ini ve doğal gaz talebindeki azalmanın %50’sini sağlayabilecek. Yanı sıra enerji verimliliğinin hızlandırılması, 2030’a kadar karbon emisyonlarındaki küresel azaltımın üçte birinden fazlasına katkı sunabilecek.
Raporda 2023 sonunda Dubai’de gerçekleşen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 28. Taraflar Konferansı’na (COP28) katılan ülkelerden birçoğunun altına imza attığı küresel enerji verimliliğini iyileştirme oranını 2030’a kadar her yıl ikiye katlama hedefi ve bu hedefin diğer bütün önlemlerden çok daha fazla emisyon azaltımına neden olacağı hatırlatılıyor. Ülkelerin mevcut politika uygulamaları ve Ulusal Katkı Beyanları (NDC) nedeniyle bu hedefin çok uzağında olduğumuzun da altını çiziliyor.
Yine IEA verilerine göre, 2000 ile 2023 yılları arasında, sektör düzeyinde enerji verimliliğinde en fazla iyileşme binalarda ve hafif ticari araçlarda sağlanmış durumda. Mesela son verilere göre, metre kare başına tüketilen ve bir yolcu kilometresi başına harcanan enerji miktarları yaklaşık %25 oranında azaldı. IEA
ayrıca Net Sıfır Senaryosu’nda, kullanılan her cihazın, 2020’ye kıyasla 2030’da ortalama %25 daha az enerji tüketeceğini öngörüyor.
Şirketler Harekete Geçmeli
Enerji verimliliğinin artırılmasında bireylerin dışında bir önemli görev de işletmelere düşüyor. Nitekim dünya çapında en önemli danışmanlık şirketlerinden biri olan PwC ile Dünya Ekonomik Forumu (WEF) işbirliğinde hazırlanan yeni bir araştırma, şirketlerin 2030’a kadar maliyet etkin enerji verimliliği önlemleri alması halinde net sıfır geçişinde önemli bir hızlanmanın sağlanabileceğini savunuyor.
Enerji verimliliği önlemlerinin net sıfıra giden yolda göz ardı edilen bir bileşen olduğunu vurgulayan araştırma, enerji verimliliğine dair bugünden uygulamaya konulabilecek iş dünyası eylemlerinin bir araya getirilmesinin küresel ekonomi genelinde her yıl en az 2 trilyon dolar tasarruf sağlayabileceğini öngörüyor. Hatta araştırma kanıtlanmış bir takım önlemler sayesinde, binalarda, sanayilerde ve ulaşım sektöründe enerji talebinin kısa vadede yaklaşık üçte bir oranında azaltılabileceğini de iddia ediyor.
Türkiye Enerji Verimliliğini Planladı
Enerji verimliliği konusunda ülkemiz de son yıllarda önemli adımlar atıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, geçen yılın başında, Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda 2024-2030 yılları arasında enerji verimliliği alanında atacağı adımları ve hedefleri içeren Türkiye’nin Enerji Verimliliği 2030 Stratejisi ve II. Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı belgesini yayımladı.
Belgede enerji verimliliğine yönelik farkındalık artırma faaliyetlerini güçlendirmenin yanı sıra, yeşil dönüşümü teşvik edecek ve enerji verimliliğini artıracak yatırımları desteklemek ve yenilikçi finansman araçları ile dönüşümü hızlandırmak gibi hedefler yer alıyor.
Binalarda enerji verimli çözüm ve yaklaşımlarla iyileştirme çabalarını hızlandırmak, enerji verimli ekipman, sistem ve teknolojilerin kullanımını artırmak, sanayi sektörünün yeşil dönüşüm çabalarını teşvik edecek biçimde enerji verimliliğine yönelik proje ve yatırımları artırmak, ulaşım sektöründe enerji verimli çözüm ve uygulamalara öncelik verilmesini sağlamak, tarım sektöründe ve tüm gıda zincirinde enerji verimli uygulamaları hayata geçirmek, ve hidrojen ekonomisini geliştirmek gibi başlıklar da belgede öne çıkıyor.
Yeterince hızlı olmasalar da tüm bu küresel niyetler ve çabalar bir yandan da geleceğe dair umudumuzu sürdürmemizi sağlıyor. O yüzden enseyi karartmak yerine, günümüze göre bambaşka bir dünyaya açılacak kapılara ulaşmanın yollarını aramaya sürekli devam edeceğiz. Bunlardan önemli bir başlığın da enerji verimliliği olduğunu unutmadan. Çünkü en temiz ve ucuz enerji, hiç kullanılmayan enerjidir…
Tarih: Şubat 2025