Modern dünya, plastiklerin nimetlerinden fazlasıyla yararlanırken, bu malzemelerin çevreye verdiği zararlar da gün geçtikçe daha fazla artıyor. Plastik atıkların çevreye verdiği zararlar, ekosistemler üzerindeki olumsuz etkileriyle sürdürülebilir bir gelecek için ciddi tehdit oluşturuyor.
Plastiklerin ilk üretimi 1862 yılında Alexander Parkes tarafından gerçekleştirildi ve bu malzemenin kullanımı, naylonun icadıyla birlikte günlük hayatımıza hızlıca girdi. Özellikle II. Dünya Savaşı sırasında, plastiklere olan aşırı talep, kullanım alanlarının genişlemesine neden oldu. 1950'li yıllarda yıllık plastik üretimi sadece 2 milyon ton iken, günümüzde bu rakam 350-430 milyon ton arasında değişiyor.
Plastiklerin tarihi, mühendislikten günlük kullanım eşyalarına kadar pek çok alanda devrim yarattı. İlk kez 1907 yılında yapay olarak üretilen polimerler, 1950'li yıllardan itibaren üretimi hızla artan malzemelerden oldu. Bu malzemeler, şekillendirilebilirlikleri, elektrik ve ısı yalıtkanlığı, darbelere karşı dayanıklılık, düşük maliyet ve hafiflik gibi özellikleriyle mühendislik alanında vazgeçilmez hale geldi.
Plastikler, ucuz, hafif ve dayanıklı olmaları nedeniyle bina ve köprüler gibi büyük yapılardan, otomobillere, spor malzemelerine, bilgisayarlara ve telefonlara kadar geniş bir kullanım alanına sahip. II. Dünya Savaşı boyunca zenginleşen petrol firmaları, savaş sonrası plastikleri pazarlamak için büyük yatırımlar yaptı. Bu dönemde, Plastik Endüstri Birliği, tedarik zincirindeki firmaları temsil ederek plastik tüketimini artırmak için milyonlarca dolar harcadı. Ancak, plastiklerin yüksek sıcaklık farklarına maruz kaldıklarında kimyasallar sızdırma potansiyeline sahip olduğu ve bazı plastiklerin insan sağlığına zararlı kimyasallar içerdiği biliniyor. Bu gerçek, plastiklerin çevresel zararlarının yanı sıra insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini de gözler önüne seriyor.
OECD’nin 2023 yılında yayımlanan, plastik kirliliğine dair bir analizine göre, yıllık olarak dünya genelinde yaklaşık 430 milyon metrik ton yeni plastik üretiliyor ve yapılan araştırmalar bu rakamın 2060 yılına kadar üç katına çıkabileceğini gösteriyor. Bu artışın temel sebeplerinden biri, plastiklerin özellikle tek kullanımlık ürünlerde yaygın olarak tercih edilmesi. Plastiğin kontrolsüz üretimi, çevresel bütünlüğü tehdit etmekle kalmayıp, insan sağlığı ve daha geniş ekosistemler üzerinde de ciddi riskler oluşturuyor. Tek kullanımlık plastik ürünlerin yüksek tüketimi, dünyamızın karşı karşıya olduğu atık sorununu önemli ölçüde artırıyor ve bu atıkların büyük bir kısmı geri dönüşüm süreçlerine dahil edilmiyor. Geri dönüştürülmeyen plastikler çöplüklerde birikiyor veya doğal ortamlara karışarak biyoçeşitliliği tehdit ediyor. Mevcut plastik üretim miktarının ve tüketim alışkanlıklarının sürdürülebilirlik açısından ciddi bir revizyona ihtiyaç duyduğu ortada. Plastiğin çevresel ve sağlık üzerindeki etkilerini azaltmak için küresel çapta radikal politika değişiklikleri ve yenilikçi çözümler gerekiyor.
Küresel Plastik Sorunu
Mevcut "al, yap, at" plastik tüketim modeli, dünyanın dört bir yanında devasa çevre ve sağlık sorunları doğuruyor. Global plastik üretiminin %79'u, uygun olmayan şekilde çöplüklerde birikiyor veya doğrudan doğal ortamlara atılıyor; yalnızca, yaklaşık %9'u geri dönüştürülüyor, geri kalan kısmı ise yakılarak atmosfere karışıyor. 2019 yılında yayımlanan “Plastik ve İklim -Plastik Bir Gezegenin Gizli Maliyetleri” adlı raporda, yalnızca plastik yakma işlemlerinin, 189 kömürle çalışan enerji santralinin yarattığı toksik emisyonlarla eşdeğer zararlı gazlar yayılmasına yol açtığı yer alıyor. Bu sürdürülemez işlem döngüsü, iklim krizini daha da derinleştiriyor, biyoçeşitliliği ciddi şekilde azaltıyor ve insan sağlığını ciddi riskler altına sokuyor. Mikroskopik boyuttaki plastik parçacıkları, içme sularımıza, gıdalarımıza ve soluduğumuz havaya karışarak insan vücuduna giriyor ve potansiyel sağlık sorunlarına neden oluyor. Nature Medicine’de yayımlanan bir araştırma, mikroplastiklerin insan vücudunda birikebildiğini ve hatta kan dolaşımına karışabildiğini gösteriyor. Bu partiküllerin, hormon düzenleyici sistemler üzerindeki ve potansiyel kanserojen etkileri hakkında giderek artan endişeler var. Bu çarpıcı gerçekler, plastik tüketim modelimizi derhal ve köklü bir şekilde değiştirmemiz gerektiğini gözler önüne seriyor.
Plastik Kirliliğiyle Mücadelede Küresel Çabalar
Plastik kirliliğiyle mücadelede acil eylem ihtiyacını tanıyan küresel kurumlar, özellikle Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) gibi kuruluşlar, plastik kirliliğini azaltmak için önemli adımlar atıyor. UNDP, politika reformlarını destekliyor, teknolojik yenilikleri teşvik ediyor; sürdürülebilir atık yönetimi ve plastik üretiminin azaltılması için kapasite inşasını yapılandırıyor.
2022 yılında Nairobi'de düzenlenen Birleşmiş Milletler Çevre Asamblesi (UNEA-5), plastik kirliliğini sona erdirmek ve 2024 yılına kadar uluslararası, hukuken bağlayıcı bir anlaşma oluşturmak için tarihi bir karar aldı. Bu karar, plastiklerin üretim, tasarım ve bertaraf süreçlerini kapsayacak şekilde geniş bir yelpazede ele alındı.
Norveç’in İklim ve Çevre Bakanı olan UNEA-5 Başkanı Espen Barth Eide, bu kararın küresel çapta çok taraflı işbirliğinin bir örneği olduğunu belirterek, plastik kirliliğinin bir salgın haline geldiğini ve alınan kararla bu sorunun çözümüne doğru resmi bir adım atıldığını ifade etti. UNEA'nın bu kararı, plastik kirliliği ile mücadelede yeni bir dönemin başlangıcı olarak kabul edildi.
INC'nin amacı, 2024 yılının sonuna kadar küresel bir anlaşma taslağını tamamlamak ve bu süreçte plastiklerin tam yaşam döngüsüne yönelik çözümleri, yeniden kullanılabilir ve geri dönüştürülebilir ürün ve materyallerin tasarımını; teknolojiye erişim, kapasite geliştirme ve bilimsel-teknik işbirliğini kolaylaştıracak uluslararası işbirliğini güçlendirmeyi hedefliyor.
2024 yılında gerçekleştirilen ISWA ve UNEP tarafından ortaklaşa başlatılan Global Atık Yönetimi Görünümü raporu, dünya çapında atık üretiminin hızla arttığını ve mevcut eğilimler devam ederse 2050 yılına kadar atık miktarının neredeyse ikiye katlanacağını ortaya koyuyor. Bu raporda, plastik atıkların toplanması ve yönetimiyle ilgili çeşitli bölgelerden 19 vaka çalışması sunuluyor ve bu çalışmalar, plastik kirliliğinin etkileri ve mevcut politikaların etkinliği hakkında somut veriler sağlıyor. Rapor, plastik atık yönetimi çözümlerini etkin bir şekilde uygulamak için hükümetler, endüstriler, topluluklar ve STK'lar arasında işbirliğinin gerekliliğini vurguluyor.
Özellikle, plastik atık üretiminin 2060 yılına kadar üç katına çıkabileceği ve bu durumun, plastik atıkların düzgün bir şekilde yönetilmediği takdirde ciddi çevresel ve ekonomik sonuçlara yol açabileceği belirtiliyor. Plastik kirliliğiyle mücadelede küresel çabaların bir parçası olarak, yerel ve uluslararası düzeyde politika değişikliklerinin yanı sıra yenilikçi teknolojilerin ve sürdürülebilir iş modellerinin benimsenmesinin önemi vurgulanıyor. Örneğin, Normandiya, Fransa'da dijital çözümler kullanarak vatandaşların sıralama davranışını ödüllendiren bir sistem başlatılmış ve bu sistem, çevresel bilinci artırarak plastik atıkların azaltılmasına katkıda bulunmuş.
Sürdürülebilir Tüketim Alışkanlıkları
Plastik atıkların geri dönüştürülmesi, çevresel zararların azaltılması için şarttır. Mekanik geri dönüşüm yöntemi, plastik atıkların fiziksel olarak işlenerek yeniden kullanılabilir hale getirilmesini sağlar. Bu süreç, yıkama, öğütme ve eritme adımlarını içerir ve sonucunda elde edilen granüller, yeni plastik ürünlerin üretiminde kullanılır. Kimyasal geri dönüşüm ise, plastik atıkları kimyasal işlemlerle parçalayarak temel moleküler bileşenlerine ayırır. Bu bileşenler, yeni plastik üretiminde veya diğer kimyasal ürünlerin üretiminde değerlendirilir. Ayrıca, biyoremediasyon yöntemiyle, zararlı kirleticiler, canlı organizmalar kullanılarak ortadan kaldırılır veya azaltılır. Bu süreçte plastik atıklar, enzimler ve biyokimyasal reaksiyonlarla daha basit bileşenlere dönüştürülür.
Günlük yaşamda tek kullanımlık plastik ürünlerin kullanımının azaltılması, çevre üzerindeki baskının hafifletilmesine yardımcı olur. Örneğin, plastik kap ve kaçaklar yerine yeniden kullanılabilir veya biyolojik olarak parçalanabilen malzemeler tercih edilebilir. Tüketicilerin bilinçli seçimler yapması, plastik atık miktarını azaltabilir ve çevre kirliliğinin önüne geçebilir. Plastik atık yönetimi ve sürdürülebilir tüketim alışkanlıkları, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde uygulanabilir ve etkili stratejilerdir.
Plastiksiz Bir Geleceğe Doğru
Uluslararası anlaşmalar ve hükümet politikaları hayati önem taşısa da, bireylerin ve toplulukların gücü küçümsenemez. Plastik Free July gibi girişimler, dünya çapında 223 milyondan fazla davranış değişikliği ilhamı verdi ve toplumların önemli çevresel değişikliklere ön ayak olabileceğini kanıtladı.
Plastiksiz bir gelecek için yol haritası, politika, yenilik ve topluluk katılımını bütünleştirici çok yönlü bir yaklaşım gerektiriyor. İlerlerken, güçlü politikaları desteklemek, yenilikçi teknolojileri teşvik etmek ve sürdürülebilir seçimler yapmaya hazır güçlü bir kamuoyu oluşturmak zorundayız. 2040 yılına kadar plastik kirliliğini sona erdirme küresel taahhüdü, sorunun kolektif bir kabulünü ve sürdürülebilir, sistemik değişim doğru birleşik bir adımı yansıtıyor.
Avrupa, dünya çapında plastik üretimi ve tüketimi en yüksek bölgelerden biridir. Avrupa Parlamentosu'nun bu yıl (2024) gerçekleşen seçimleri, plastik kirliliği ile mücadelede belirleyici bir dönüm noktası olabilir. Avrupa'nın yaklaşık 26 milyon ton plastik atık ürettiği ve bu miktarın, 2574 Eiffel Kulesi'nin toplam ağırlığına eşdeğer olduğu düşünüldüğünde, bu durumun ciddiyeti daha da belirginleşiyor. Avrupa bu plastik atıkların sadece küçük bir kısmını geri dönüştürebilmekte, geri kalan büyük kısmı ise çevresel, ekonomik ve sağlık üzerinde olumsuz etkilere neden oluyor.
Avrupa Parlamentosu ve diğer AB kurumları, tek kullanımlık plastik ürünlerin kullanımını azaltmayı amaçlayan önemli yasaları hayata geçirdi ve tek kullanımlık plastik poşetler, pipetler ve bardaklar gibi ürünlerin kullanımının azalmasına önemli ölçüde katkıda bulundu. Ancak, plastik sorunu henüz tam anlamıyla çözüme kavuşturulamadı.
2024 Avrupa Parlamentosu seçimleri, AB'nin gelecek beş yıl boyunca izleyeceği politika ve yasaları belirleyecek. Plastik, seçimlerde öne çıkan konulardan biri olmasına rağmen, gündemden düşürülme tehlikesi ile karşı karşıya. Gerçek çözümler sunacak, plastik üretimini azaltacak, yeniden kullanımı destekleyecek ve toksik kimyasalları ortadan kaldıracak karar alıcıların seçilmesi büyük önem taşıyor.
2024 Avrupa Parlamentosu seçimlerinden önce düzenlenen "Plastikten Kurtul" kampanyası, Avrupa'da plastiklerin insanlar ve çevre üzerindeki zararlı etkileri hakkında farkındalık yaratmayı amaçladı. Kampanya, plastik kirliliği ile mücadelede acil eylem ihtiyacını vurgulayarak, halkı ve politika yapıcıları harekete geçmeye çağırdı.
Sonuç olarak, hükümetler, endüstriler, topluluklar ve bireyler kısacası, tüm tarafların birlikte çalışması gerekiyor. Plastik yönetimini yaşam döngüsü boyunca destekleyerek, yenilikleri benimseyerek ve küresel hareketlere katılarak sürdürülebilir bir ilerleme sağlayabiliriz. Bu yüksek amaç, daha temiz, daha sağlıklı bir dünya vizyonuyla bizi birleştiriyor.