bildirim ikonu
Ana içeriğin başı

İklim değişikliğiyle mücadelede uzun süredir parolamız karbonsuzlaşma. Üstelik karbonsuzlaşma tartışması, artık “nasıl yapılmalı?” sorusundan “ne kadar hızlı yapılmalı?” sorusuna evrilmiş durumda çünkü tüm çabalara rağmen küresel ekonomi hâlâ büyük ölçüde fosil yakıtlara dayalı şekilde çalışıyor. Bu yüzden de sera gazı emisyonlarını azaltmak için fosil yakıt kullanımını en aza indirmeyi gerektiren karbon nötr hedefine ulaşmaktan da hâlâ uzağız.

Öte yandan iyi olan şu ki; iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik olarak temiz enerji dönüşümünde iki temel alanda yarış giderek hızlanıyor. Bunlardan biri yenilenebilir enerji üretimi yarışı. Diğeri ise fosil yakıtlarla çalışan teçhizat, cihaz ve sistemlerin, yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektrikle çalışan çözümlerle değiştirilmesi anlamına gelen ve nihai enerji kullanımını elektrikle sağlamayı amaçlayan elektrifikasyon alanında yaşanan gelişmeler.

Bu temel alanlardan ilki daha erken aşamada ve hızla büyürken, ikincisi yani elektrifikasyon daha ileri bir noktada olmasına rağmen büyümesi daha yavaş durumda. Hâlbuki elektrifikasyon bugün daha belirleyici bir rol oynamalı çünkü o sağlanmadan temiz kaynaklardan elde edilen elektrik, nihai kullanım noktalarında fosil yakıtların yerini alamaz.

Sürdürülebilirlik girişimleri bağlamında elektrifikasyon teknolojileri; güneş enerjisi, rüzgar enerjisi ve diğer temiz, yenilenebilir kaynaklardan elde edilen elektriği kullanırken, bir yandan da karbonsuzlaşmaya ulaşmak adına kritik bir katalizör olarak öne çıkarak iklim değişikliğiyle mücadelenin temel unsurlarından biri haline gelmiş durumda.

Küresel Elektrifikasyon Hedefi Sunuldu

Küresel çapta 1,5 derece hedefiyle uyumlu bir enerji dönüşümünün ana itici güçlerinden birinin elektrifikasyon olduğu, kurumlardan, ulaşıma, binalardan sanayiye kadar elektrifikasyonun hızlandırılmasının enerji dönüşümünün temel unsuru olduğu göz ardı edilemez bir gerçek durumunda. Nitekim önümüzdeki Kasım ayında BM İklim Zirvesine, diğer adıyla COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanan Türkiye küresel ölçekte elektrifikasyonun hızlandırılması için küresel bir yeni hedef önerdi. COP31 Başkanı Murat Kurum, halihazırda %20’inin biraz üzerinde olan elektrikle karşılanan nihai enerji talebi payının, 2035’e kadar %35’e çıkarılması yönünde küresel hedefi duyurdu.

Elektriğin nihai enerji tüketimindeki payı 2035’e kadar %35’e çıkarılması, 2050’ye kadar ise %50’nin üzerine ulaşması gerektiğini vurgulayan Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (International Renewable Energy Agency – IRENA) bu hedeflere ulaşmak için de ulaşım, ısınma ve sanayide elektrifikasyonun büyük ölçüde hızlandırılması gerektiğinin altını çiziyor.

Bu alanda somut adımlardan biri de Avrupa Birliği’nden geldi. Birlik nihai enerji tüketiminde elektriğin payına ilişkin önemli bir gösterge belirleyerek, 2030 yılı için %32’lik bir elektrifikasyon hedefi koydu. Önümüzdeki ay yayımlanması öngörülen plan kapsamında, ulaşım, sanayi ve binalardaki enerji tüketiminin maliyet etkin ve sistemle uyumlu bir şekilde elektrifikasyonunun hızlandırılması amaçlanıyor.

Yenilenebilir Enerji ve Elektrifikasyon Beraber Artmalı

Bugün hâlâ enerji kaynaklı küresel emisyonların %60’tan fazlası nihai enerji kullanımından geliyor ve elektrifikasyon yaygınlaşmadıkça bu durum büyük ölçüde böyle devam edecek gibi duruyor. Dünya nüfusunun dörtte üçü fosil yakıt ithalatı yapan ülkelerde yaşıyor. Yanı sıra fosil yakıtlar en çok ulaşımda, binalarda ve sanayide kullanılıyor. Dolayısıyla bu tür bir dönüşüm, ithal fosil yakıtın yerine yerel yenilenebilir enerji kaynaklı elektrik koyarak enerji bağımsızlığını güçlendirebilecek.

Ancak dönüşüm meselesi hâlâ yeterince bütünlüklü olarak ele alınmıyor. Çoğu ülkenin ulusal iklim planlarında yenilenebilir enerji hedefleri veya stratejileri bulunmakla beraber, elektrifikasyon çoğu zaman belirsiz biçimde ele alınıyor veya hiç yer almıyor. Bugün sadece çok az ülkenin planlarında elektrifikasyondan söz ediliyor; üstelik bu planlar ve hedeflerde de çoğunlukla enerjiye erişimin artırılması bağlamında kullanılıyor.

Hâlbuki öncelikler çok net ve dönüşümü öngörülü ve adil bir şekilde yönetebilirsek elektrifikasyonu rekabetçi düşük karbonlu elektrikle desteklemek için gerekli tüm araçlara sahibiz. Ulaşımda benzinli veya dizel otomobiller yerine elektrikli araçlar, binalarda doğalgaz veya kömürle çalışan ısıtma sistemleri yerine elektrikli ısı pompaları, fosil yakıt kullanan demir-çelik gibi karbon yoğun bazı sanayi operasyonlarının elektrikle çalışır hale getirilmesi elektrifikasyonun olmazsa olmazları. Ancak teknolojiye ilişkin yanlış algılar ve ticari gerilimler, kitlesel elektrifikasyonu yavaşlatma riski taşıyor.

Bu büyük dönüşüm bir yandan da akıllı politikalar, daha iyi bir altyapı ve teknolojik yeniliklerde süreklilik de gerektiriyor. Bu nedenle Ar-Ge yatırımları, özel sektör inovasyonu ve yeni teknolojilerin laboratuvardan pazara taşınmasının desteklenmesi çok büyük önem taşıyor. Elektrik üretim maliyetlerini ve altyapı maliyetlerini de optimize etmeliyiz. Ayrıca elektrik üretim kapasitesi ile elektrik kullanım alanlarının yaygınlaşma hızının uyumlu ilerlemesini sağlamalıyız. Bir yandan da kaybedecek zamanımız yok. Elektrifikasyon yolculuğundaki gecikme, enerji dönüşümünün maliyetini ciddi biçimde artıracak ve iklim değişikliği mücadelemize güç kaybettirecek.

Milyonlarca Yeni İş Anlamına Gelecek

Elbette başarı için her sektörün aynı hızda değil, kendi teknolojik ve ekonomik koşullarına göre dönüştürülmesi gerekiyor. Binalardan soğuk zincire, ulaşımdan sanayiye kadar elektrifikasyona geçiş emisyonları azaltmanın, maliyetleri düşürmenin yanı sıra yeni iş alanları da yaratıyor.

IRENA ve Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (International Labour Organisation – ILO) ortak raporları da, elektrifikasyonun hızlanmasıyla dünya genelinde milyonlarca yeni iş olanakları oluşturduğunu ve bu eğilimin de önümüzdeki yıllarda artarak devam edeceğini ortaya koyuyor. Enerji dönüşümü, fosil yakıt sektörlerinde bazı iş kayıpları yaratsa da, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, şebeke modernizasyonu ve elektrifikasyon alanlarında, özellikle elektrik teknisyenleri, mühendisler, yazılım geliştiriciler, veri uzmanları ve bakım personeline olan talebin hızla artması bekleniyor. Yanı sıra elektrifikasyon otomotiv, inşaat, sanayi, yazılım, geri dönüşüm ve lojistik gibi çok sayıda sektörü dönüştürerek yeni meslekler ve uzmanlık alanları yaratıyor.

Uluslararası Enerji Ajansı’na (International Energy Agency - IEA) göre de, elektrifikasyonun lokomotif teknolojileri olan elektrikli araçlar ve ısı pompaları hızla büyüyor. IEA, elektrikli araçların 2035 yılında yaklaşık 2–3 trilyon dolarlık küresel temiz teknoloji pazarının yaklaşık dörtte üçünü oluşturacağını öngörürken, ısı pompalarının da binaların karbonsuzlaşmasında kilit rol oynayacağını belirtiyor.

Dolayısıyla elektrifikasyonu hem iklim değişikliğiyle mücadeledeki çevresel faydasının yanı sıra düşük maliyetli ve yüksek performanslı enerji sistemleri kurabilmek adına da merkezi bir konuma taşımalıyız. Değişim, enerji dönüşümü hakkında nasıl konuştuğumuzu da değiştirmekle başlıyor aslında. Yenilenebilir enerjinin yaygınlaşması evet elektriği ucuzlatabiliyor ancak elektrifikasyon, insanların günlük yaşamda kullandığı temel teknolojileri dönüştürüyor. Tam da bu noktada, hem temiz elektrik üretimini hem de elektrifikasyonu birlikte ilerleten ülkeler birkaç adım daha önde oluyor. Bu yüzden elektrifikasyonu, dönüşümün son aşamasındaki küçük bir detay gibi görmek yerine, enerji dönüşümünün ana sahnesi olduğunu bir an olsun unutmamamız gerekiyor.

Tarih: 26 Haziran 2026