9-20 Kasım’da Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleşecek COP31 zirvesi yaklaşırken, başta iklim diplomasisi olmak üzere çoğu ülke, kişi ve kurumda umutlu bir bekleyiş söz konusu. Elbette bunun en önemli nedeni, gezegenimizin geleceği adına önemli kararlar alarak bunları hayata geçirmeye dair zamanımızın giderek daralması.
Bugüne kadar tüm COP zirveleri arifesinde bu umut yeşermişti. Ancak Antalya’daki zirve öncekilerden farklı bir yanıyla daha fazla heyecan yaratıyor çünkü COP31 başkanlığı resmi olarak bunun bir “Uygulama COP’u” özelliği taşıyacağını ifade ediyor. Zirve; fosil yakıtlardan temiz enerjiye adil geçişten, uyuma dair göstergelerin netleştirilmesine, yeşil sanayi ve yeşil teknoloji yatırımlarından küresel ısınmayı 1,5 derece seviyelerinde tutabilmeye ve kayıp-zarar fonunun uygulama mekanizmalarını güçlendirmeye kadar yoğun bir ajandaya sahip.
Hedef Atık Üretimini 2035’e Kadar Yarı Yarıya Düşürmek
Ancak Antalya’yı diğer COP’lardan ayırabilecek en önemli diğer iki başlık ise, zirvenin eylem gündeminde açıklanan atıklar ve elektrifikasyon hedefleri. Üstelik bunlar 2035 için doğrudan ve ölçülebilir hedefler olma özelliğini de taşıyacaklar. Elbette bu hedefler henüz COP31 görüşmelerinde kabul edilmiş bağlayıcı kararlar anlamına gelmiyor. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) de resmi müzakereler ile Eylem Gündemi’nin (Action Agenda) “ayrı fakat paralel ve tamamlayıcı” süreçler olduğunu özellikle belirtiyor. Ancak yine de Türkiye COP31 Başkanlığı’nın Küresel İklim Eylem Gündemi kapsamında bu uygulama hedeflerini koyması bile çok büyük önem taşıyor.
COP31 Başkanlığı’nın Haziran ayında Bonn’da açıkladığı Eylem Gündemi kapsamında “sıfır atık” başlığı kapsamında küresel atık üretimindeki artışı 2035’e kadar yarıya indirmek hedefi duyuruldu. Bu bağlamda da küresel döngüsel malzeme kullanımı oranını en az %15’e çıkarmak hedefleniyor. Yanı sıra organik atıklardan kaynaklanan metan, metanın yakalanması ve enerjiye dönüştürülmesi ile ikincil hammaddelerin sanayide yeniden kullanılması öne çıkarılıyor. Hatta COP31 Başkanlığı, atık hedefiyle bağlantılı olarak Uluslararası Enerji Ajansı’nı (IEA) atık artışının yarıya indirilmesinin ve döngüsel atık yönetimi sistemlerinin faydalarını analiz etmek üzere görevlendirdi. Tüm bunları bir araya getirdiğimizde ise atık sorunu ilk defa bir COP zirvesinde bu denli kapsamlı ve uygulamaya dönük bir şekilde ele alınmış olacak.
Elektrifikasyon Çağına Doğru
COP31 Zirvesi elektrifikasyon için de önemli hedefler koymuş durumda. Bunlar arasında en çok öne çıkan ise elektriğin küresel nihai enerji tüketimindeki payını bugün yaklaşık %23 olan seviyeden 2035'e kadar %35'e çıkarmak.
COP31 Başkanlığı elektrifikasyonu da yalnızca enerji sektörü üzerinden ele almıyor. Aynı zamanda binalar, ulaşım ve sanayinin dönüşümü olarak tanımlıyor. Bu bağlamda da yine küresel ölçekte bina sektörünün enerji yoğunluğunu 2035’e kadar en az %25 azaltmak amaçlar arasında yer alıyor.
Başkanlık ayrıca yenilenebilir enerji üretiminin artırılmasını, elektrik şebekelerinin modernleştirilmesini, enerji verimliliğinin artırılmasını, gelişmekte olan ülkelerde enerjiye erişimin geliştirilmesini ve bu alana yönelik finansmanın artırılmasını da elektrifikasyon hedeflerinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. Ayrıca COP31 Başkanlığı'nın üçüncü taraflara gönderdiği mektupta 2026-2030 döneminde küresel elektrik talebinin yıllık ortalama %3,6 büyümesinin beklendiği belirtiliyor. Ayrıca yaklaşık 666 milyon kişinin hâlâ elektriğe erişiminin olmadığı ve yaklaşık 2 milyar kişinin temiz pişirme olanaklarından yoksun olduğu ifade ediliyor.
Antalya’da Atıktan Enerji de Masada Olacak
COP31 açısından sıfır atık gündeminin alt başlıklarından birini de atıklardan enerji üretimi oluşturuyor. Bilindiği üzere, organik atıkların kontrolsüz şekilde depolanmasına bağlı olarak anaerobik koşullarda parçalanması metan gazının açığa çıkmasına neden oluyor. COP31 Başkanlığı atık sorununu, güçlü bir sera gazı olan metandan aynı ele almıyor ve atık kaynaklı metan emisyonlarının azaltılmasını Eylem Gündemi’nin merkezine koyuyor. Nitekim COP31'e ilişkin Türkiye'nin İklim Elçileri sözlüğünde atıktan enerji kavramı doğrudan yer alıyor ve bunun geri dönüştürülemeyen atıklardan elektrik, ısı veya yakıt elde edilmesi anlamına geldiği açıklanıyor. Bu tür bir enerji üretimi, boşa gidecek bir kaynağın kullanılması, düzenli depolamaya gönderilen atık miktarının azaltılması gibi de birçok avantaja sahip.
Türkiye’de Belediye Atıklarının %10’u Enerjiye Dönüşüyor
Geri dönüşüm, atıkların önlenmesi ve enerji geri kazanımı arasında doğru dengenin kurulması, emisyonlar da dâhil olmak üzere çevresel etkileri en aza indirirken, özellikle son yıllarda Avrupa Birliği’nin de iklim ve enerji hedeflerine ulaşmasının temel unsurlarından biri halini almaya başlıyor.
Geri dönüştürülemeyen atıkların yakılarak elektrik ve/veya ısı üretilmesini sağlayan ve düzenli depolamaya ihtiyaç bırakmayan bu yöntem, emisyonları azaltmanın maliyet açısından etkili bir yolu olarak Avrupa'da hızla yaygınlaşıyor. Avrupa Komisyonu'nun 2026 AccelerateEU adlı enerji planı da, atıktan enerji üretimini ilk kez Avrupa'nın yerli enerji kaynakları tabanının bir parçası olarak tanımlıyor.
Küresel nüfusun giderek artması ve ekonomilerin büyümesiyle birlikte kentsel katı atıklardaki artış, ekolojik sürdürülebilirlik açısından sorunlara neden olurken, atıktan enerji üretimi ise bu bağlamda önemli bir rol üstleniyor. Bu yöntem küresel çapta yaygınlaşırken, Türkiye’de de özellikle son yıllarda belediye atıkları konusunda bu çözüm devreye giriyor. TÜİK’in Atık İstatistikleri verilerine göre, Türkiye'deki belediyeler tarafından toplanan yıllık atık miktarı 32,3 milyon ton civarında ve toplanan atıkların yaklaşık %10'u ise enerjiye dönüştürülerek elektrik ve ısı üretimi gibi süreçlerde değerlendiriliyor. Türkiye'nin elektrik kurulu gücünde biyokütle ve atık ısıdan enerji üretimi 2,5 GW seviyesine ulaşmış durumda.
Ezcümle Antalya’daki zirve çok iddialı bir şekilde yaklaşıyor. Başta son derece iddialı sıfır atık gündemi olmak üzere temel başlıklarda önemli gelişmelerin yaşanacağı tahmin ediliyor. Bakalım COP31 gezegenimizin geleceği adına tüm bu hedefler doğrultusunda tarihe geçecek mi? Atıkların tarih olduğu bir gezegen, neden olmasın?
Tarih: 23 Eylül 2026