Ana içeriğin başı

20-27 Eylül tarihleri arasında gerçekleşen New York İklim Haftası’nın en çok tartışılan konusu emisyonları azaltmanın yanı sıra, yeni fosil yakıtlı santraller inşa etmeden hızla artan elektrik talebinin nasıl karşılanacağı oldu. Yapay zeka ve veri merkezleri ise gündemin ilk sıralarında yer aldı.

Bu yıl tartışmalar ekonominin elektrifikasyonuna, veri merkezlerinin hızla genişlemesine ve yapay zekayı ilerletmek için gereken devasa enerji ihtiyacına yoğunlaştı. Elektrik talebi artarken, asıl pratik zorluk arzın ne kadar hızlı büyüyebileceği. Katılımcılar bunun yeni fosil yakıtlı santrallere dayanmadan nasıl yapılabileceğini tartıştı.

Türkiye daha önce COP31’in eylem gündeminin amiral gemisi olarak elektrifikasyon hedefini dünya kamuoyu ile paylaşmıştı. COP31 Başkanlığı tarafından açıklanan hedef, %20'nin biraz üzerinde olan elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının 2035'te %35'e çıkarılmasını içeriyor.

Nepal’de bir buzulun çökmesiyle gerçekleşen sel ve taşkınlarda 1.500’den fazla insanın yaşamını yitirmesinden kısa bir süre sonra düzenlenen İklim Haftası’ndaki bir diğer önemli konu ise iklim felaketlerine karşı dirençlilikti. Sigorta ve gıda üretimi dahil olmak üzere çeşitli sektörlerden temsilciler, yalnızca emisyonları azaltmaya odaklanmak yerine aşırı hava olaylarına ve bunların sonuçlarına hazırlanma gerekliliğini vurguladı.

Katılımcılar ayrıca Paris Anlaşması'nın küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme göre 1,5 dereceyle ile sınırlama hedefinin nasıl yakalanabileceğini masaya yatırdı.

 

Murat Kurum: “İş Dünyasından Somut ve Ölçülebilir Taahhütler Bekliyoruz”

COP31 Başkanı Türkiye de New York İklim Haftası etkinlikleri kapsamında zirveye dair kapsamlı bir tanıtım programı yürüttü. Yanı sıra COP31 Özel Sektör Elçisi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Bloomberg'in ortak ev sahipliğinde COP31 İş Forumu New York Diyaloğu Programı düzenlendi. COP31 Başkanı Murat Kurum programın açılışında, elektrifikasyondan yeşil sanayileşmeye, Sıfır Atık'tan İklim Uygulama Köprüsü'ne, dirençli şehirlerden gıda güvencesine kadar COP31'in 2035 Küresel Uygulama Hedefleri'nin öneminin altını çizdi.

Konuşmasında iş dünyasının temsilcilerine de çağrıda bulunan Kurum, “Antalya'ya giderken sizlerden somut ve ölçülebilir taahhütler bekliyoruz. Takvimi, kapsamı ve göstergeleri belirlenmiş taahhütlerin COP31'in güçlü sonuçları arasında yer almasını istiyoruz. Yapılabilirliği çalışılmış, sahibi belli ve finansman ihtiyacı tanımlanmış projeleri yatırımcılarla buluşturmak istiyoruz. İş dünyasının alıcı gücünü de harekete geçirmesini bekliyoruz. Yeşil ürünlere yönelik alım taahhütleri ve uzun vadeli anlaşmalar yeni üretim yatırımlarının önünü açabilir. Dönüşüm tedarik zincirinin tamamına yayılmalıdır. Büyük şirketlerin KOBİ tedarikçilerine bilgi, metodoloji, teknik kapasite ve finansmana erişim konusunda destek vermesini önemsiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Tarih: 07 Ekim 2026