Oxford Üniversitesi'nin yeni araştırması, küresel ısınmanın 2 dereceye ulaşması durumunda 2050 yılına kadar dünya nüfusunun neredeyse yarısının aşırı sıcaklarla yaşamak zorunda kalabileceğini ortaya koyarak, iklim değişikliğine uyum sağlama ihtiyacının aciliyetini vurguladı.
Nature Sustainability dergisinde yayımlanan analiz, dünya nüfusunun yaklaşık %41'ini oluşturan 3,79 milyar insanın tehlikeli derecede yüksek sıcaklıklara maruz kalacağını ve bunun sağlık, altyapı ve enerji sistemleri üzerinde geniş kapsamlı etkileri olacağını öngörüyor.
Araştırmacılar, bu durumdan dünyadaki her ülkenin etkileneceğini belirtirken; Orta Afrika Cumhuriyeti, Nijerya, Güney Sudan, Laos ve Brezilya'nın tehlikeli derecede yüksek sıcaklık artışlarını en fazla yaşayacak ülkeler olduğunu ancak tehlike altındaki en büyük nüfusun Hindistan, Nijerya, Endonezya, Bangladeş, Pakistan ve Filipinler’de olacağını tespit etti.
Soğuk iklim koşullarına göre tasarlanmış ülkelerde, sıcaklıktaki orta dereceli bir artış bile, daha fazla kaynağa ve uyum kapasitesine ihtiyaç doğuracak.
Aşırı sıcaklar, ısı bitkinliği, ısı çarpması ve susuzluk riskini artırırken, kalp, akciğer ve böbrek rahatsızlıklarını kötüleştirerek sıcak hava dalgaları sırasında hastaneye yatışlarda ve ölümlerde artışa yol açabiliyor.
Sağlık üzerindeki etkiler en çok yaşlıları, çocukları ve mevcut hastalıkları olanları etkiliyor ve sıcaklıklar yükselmeye devam ettikçe sağlık sistemleri üzerinde artan bir baskı oluşturuyor.
Yanı sıra sıcaklıklardaki artışın, enerji talebi modelini de değiştirmesi bekleniyor. Buna göre, önümüzdeki dönemde kuzey yarımkürenin ısıtma giderlerinin azalacağı, güney yarımkürenin soğutma giderlerinin ise artacağı öngörülüyor.
Oxford Üniversitesi Smith Girişimcilik ve Çevre Okulu’ndan Radhika Khosla, çalışmanın bulgularının uyarı niteliğinde olduğunu söylerken sözlerine şöyle devam etti: “1,5 derecelik ısınma eşiğinin aşılması, eğitimden sağlığa, göçten tarıma kadar farklı alanlarda benzeri görülmemiş etkileri beraberinde getirecek. Net sıfır sürdürülebilir kalkınma, eğilimi tersine çevirmenin tek kanıtlanmış yolu. Karar vericilerin bu yönde inisiyatif almalar zorunluluk.”
Araştırmaya buradan ulaşabilirsiniz.
Tarih: 16 Şubat 2026