Türkiye’nin Kasım ayındaki COP31 ev sahipliği öncesinde, Bonn İklim Değişikliği Konferansı (SB64) Almanya’da 8-18 Haziran tarihleri arasında düzenlendi. Konferansta uyum, fosil yakıtlardan uzaklaşma, ticaret ve adil geçiş gibi alanlarda Brezilya’daki COP30'da üzerinde çalışılan çerçevelerin sağlamlaştırılması bekleniyordu. Ancak, iki hafta süren konferans, bir konu hariç, çoğu konuda gelişmekte olan ve gelişmiş ülkeler arasındaki anlaşmazlıkla sonuçlandı. Bonn’da üzerinde anlaşılamayan konuların ele alınması COP31’e kaldı.
Konferansta Belém-Antalya Mekanizması olarak resmileştirilen Adil Geçiş Mekanizması'nın yapısal işlevlerini ana hatlarıyla belirleyen bir metin nihai hale getirildi. Yapı, üç ana alanda sonuç verecek şekilde kurgulandı: İşçilerin işlerini kaybetme riskine en açık olduğu sektörlerin ve coğrafi bölgelerin belirlenmesi; bölgesel yeniden eğitim programları için uluslararası kamu finansmanının harekete geçirilmesi ve gelişmekte olan ülkelerin kendi temiz enerji iş güçlerini büyütmelerine yardımcı olmak amacıyla doğrudan teknik transferlerin kolaylaştırılması.
Ancak, Küresel Uyum Hedefi (Global Goal on Adaptation, GGA) üzerinde bir uzlaşıya varılamaması, ticari önlemler konusundaki anlaşmazlıklar ve fosil yakıtlardan uzaklaşmaya dair çıkmaz ülkelerin önceliklerindeki farklılıkları açıkça gözler önüne serdi. GGA için temel çatışma, gelişmiş ülkelerin küresel uyum finansmanını üç katına çıkarma konusunda verdikleri taahhütte yaşandı. Afrika Grubu ve Gelişmekte Olan Küçük Ada Devletleri’nin (Small Island Developing States, SIDS) liderlik ettiği gelişmekte olan ülkeler bu finansman sözünün resmi müzakere metnine dahil edilmesi için baskı yaparken, gelişmiş ülkeler, finansman taahhütlerinin resmi müzakere metinlerine dahil edilmesini kesin bir dille reddetti. Sonuç tam bir kilitlenme oldu ve GGA müzakereleri tamamen durdu. Bu konuda yeni bir ilerleme sağlama sorumluluğu artık COP31’e ait.
İklim değişikliğiyle ilişkili ticaret konularında da Küresel Kuzey ile Küresel Güney arasında görüş ayrılıkları bulunuyor. Gelişmekte olan ülkeler, tek taraflı ve ticareti kısıtlayıcı iklim tedbirlerinin Ortak Fakat Farklılaştırılmış Sorumluluklar ve Göreceli Kabiliyetler ilkesine (Common but Differentiated Responsibilities and Respective Capabilities, CBDR-RC) uygun olması gerektiğini savundu; ancak gelişmiş ülkeler buna itiraz etti.
Diğer konu başlıklarına benzer şekilde, fosil yakıtlardan uzaklaşma konusunda da ülkeler el sıkışamadı. Fosil yakıt üreticisi ülkelerin direnci sebebiyle emisyon azaltım programında son derece sınırlı bir ilerleme sağlandı ve konu olduğu gibi COP31’e bırakıldı. Suudi Arabistan ve Hindistan gibi fosil yakıt üreticisi ülkeler bu krizde başı çekerken, 1,5 derece hedefine yönelik atıflara da karşı çıktılar.
Sonuç olarak Bonn’da atılan küçük adımlar, Antalya’da çok daha büyük adımlara olan gerekliliği artırıyor.
Tarih: 08 Temmuz 2026