1 Ekim 2023’te geçiş süreci başlayan ve 1 Ocak 2026’da tamamen devreye girecek olan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM), emisyon yoğun ürünlerin ithalatında karbon fiyatlandırması uygulamasıyla, Avrupa Birliği ile ticaret yapan tüm üçüncü tarafların da emisyonlarının ticari sorumluluğunu almaya zorluyor .
Türkiye toplam ihracatının neredeyse yarısını (%41) AB’ye yaparken, SKDM kapsamındaki demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen gibi karbon yoğun sektörlerden AB’ye yönelik yapılan ihracat ise, toplam ihracattaki payın %49’unu oluşturuyor. SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nin yeni yayımladığı “SKDM ve Türkiye: Sektörel Etkileşimler, Fayda ve Maliyetler Raporu” ise mekanizmanın Türkiye üzerindeki nicel ve nitel etkilerini ele alıyor. Demir-çelik, çimento, alüminyum ve gübre sektörlerinin incelendiği raporda bu sektörlerin ciddi sorunlar yaşamaması için acilen yapısal bir dönüşüm geçirmesi gerektiği belirtiliyor.
Çalışmada, 2050 yılına kadar projeksiyonlar yapılmış olsa da özellikle uluslararası rekabet gücü bağlamında dönüşümün 2035-2040 yılları arasına odaklanmasının önem taşıdığı belirtiliyor. AB tarafından uygulanan SKDM ve hem AB’de hem diğer bölgelerde gelişen benzer politikalar, uluslararası rekabetin bu eksende artacağını gösteriyor. Türkiye’nin rakibi olan ülkelerin daha erken aksiyon alma olasılığının yanı sıra yeni rakiplerin ortaya çıkması da mümkün. Bu durumda Türkiye’nin rekabet gücünü koruyabilmesi için gerekli eylemlerin hızlıca hayata geçirmesi önemli. 2035 ya da 2040 dönüşüm stratejilerinin oluşturulması ana hedef olabilir. Bu bağlamda Türkiye’nin COP29’da paylaşılan Türkiye Uzun Dönem İklim Stratejisi ve SKDM sektörlerini kapsayan Türkiye Sektörel Düşük Karbonlu Yol Haritaları çerçevesindeki yatırım ve eylemlerinin ele alınması gerekiyor.
Raporda, Türkiye’nin rekabet gücünü artırarak uluslararası değer zincirlerine daha ileri düzeyde bütünleşmesine olanak sağlayan, katma değeri artırırken karbon yoğunluğunu azaltan sektör ve ürünlere öncelik vermesi öneriliyor. Böylelikle SKDM sektörleri başta olmak üzere karbonsuzlaşması zor olan tüm sektörlerde karbon yakalama gibi yüksek maliyetli yatırımlara ihtiyaç büyük ölçüde azaltılabilecek. Ayrıca daha köklü bir yaklaşım ise emisyon azaltım stratejileri ile eşzamanlı döngüsel ekonomi pratiklerinin yerleştirilmesi, kaynak ve proses verimliliğini artırmaya çalışarak emisyon azaltımının yakalanması olacak.
Çalışmada, SKDM’den kaynaklı doğrudan maliyetleri azaltmak için ek önlemlere ihtiyaç duyulabileceği belirtilerek şunlar tavsiye ediliyor:
– Türkiye’nin karbon fiyatlaması ve ETS uygulamasına geçmesi,
– Yerel karbon vergisi gelirlerinin dönüşümün finansmanında kullanılması,
– Uluslararası iş birliği ve finansman.
Çalışmaya dair daha fazla bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Tarih: 17 Nisan 2025