Çevresel, Sosyal ve Ekonomik Maliyet Gün Geçtikçe Artıyor
Aşırı hava olaylarının toplumsal etkileri de son derece geniş bir alana yayılıyor. Can kaybının yanı sıra, özellikle gıda ve su güvenliğinin ortadan kalkmasıyla sağlık sorunları ve hastalıklarda da belirgin bir artış gözleniyor. Altyapılar zarar görüyor, geçim kaynakları kaybediliyor, yoksulluk ve gelir eşitsizliği artıyor ve tüm bunlara bağlı olarak da iklim kaynaklı göç yüzyılın en önemli sorunlarından biri haline geliyor. Aşırı hava olayları özellikle müdahale, toparlanma ve uyum kapasitesi düşük kırılgan topluluklarda uzun süreli sosyoekonomik sonuçlar yaratıyor.
Bir yandan da ekonomi büyük zarar görüyor. Aşırı hava olaylarının neden olduğu afetler uzun vadede yatırımları, istihdamı ve ekonomik büyümeyi de etkiliyor. UNEP, iklim değişikliğiyle ilişkilendirilen aşırı hava olaylarının son 20 yıldaki maliyetinin yıllık yaklaşık 143 milyar dolar olduğunu öngörüyor. Örneğin sıcak hava dalgaları tarımsal üretime büyük zarar veriyor. Haziran ayında Avrupa’yı etkisi altına alan sıcak hava dalgasının, kıtanın tahıl üreticilerine yaklaşık 2 milyar euro gelir kaybına mâl olduğu ve 9 milyon ton ürünün yok olmasına yol açtığı tahmin ediliyor. Avrupa dışında dünyanın hemen her bölgesinde yaşanan bu durumun gıda fiyatlarında artışa ve genel anlamda enflasyona etki edeceği şimdiden görülüyor.
Evler, yollar, enerji/su altyapısı ve tarımsal alanlar aşırı hava olaylarından doğrudan zarar görürken yeniden inşa ve sosyal yardımlara dair maliyetler de bu nedenle artıyor. İklim krizi böylece finansal istikrar için de giderek büyüyen bir tehdit oluşturmaya başlıyor. Öyle ki, Avrupa'nın en büyük bankalarının denetiminden sorumlu kurum olan Avrupa Merkez Bankası, geçen günlerde ekosistem hizmetlerinde giderek artan tahribatın finansal sistemi hangi risklere maruz bırakabileceğini değerlendirmek amacıyla kapsamlı bir çalışma programı başlattığını duyurdu.
Kısacası fiziksel iklim riskleri, büyümeden verimliliğe, istihdamdan kamu maliyesine kadar ekonomik performansın temel belirleyicilerini etkiliyor. Aşırı hava olayları artık makroekonomik bir sorun olarak dünyanın hemen her yerinde hissediliyor.
İklim Finansmanının İşleyişi Antalya’da Somut Hale Gelmeli
Bütün bu gerçekler ortadayken, Antalya’nın ev sahipliği yapacağı COP31’in bu başlıklara kayıtsız kalacağını düşünmek olmaz. İklim değişikliği kaynaklı aşırı hava olaylarının giderek artırdığı risklere karşı uyum finansmanının gündeme sıklıkla geleceği aşikar. Her ne kadar COP30’da uyum finansmanının 2035’e kadar üç katına çıkarılması kararı alınsa da, bu miktarın ölçülebilir ve gerçek bir finansman modeli haline nasıl dönüştürüleceğinin COP31’de somutlanması planlanıyor.
Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaç duyduğu uyum finansmanının artırılması, bir başka deyişle finansman açığının kapatılması, ilk önceliklerden biri. Bu doğrultuda COP31 bu olayların etkilerini nasıl azaltabileceğimize ve mevcut ve olası zararlarla nasıl baş edeceğimize de odaklanacak.
Dolayısıyla COP31 boyunca, aşırı hava olaylarının etkilerine yönelik olarak herhangi bir afet gerçekleşmeden önce iklim değişikliğine karşı dayanıklılığı artırmak çok önemli bir başlık olacak. Su yönetiminden, iklime dayanıklı enerji sistemlerine, erken uyarı sistemlerinden kuraklığa dayanıklı tarıma kadar birçok önlem bu başlık altında masaya yatırılacak. COP31 ayrıca Kayıp ve Zarar Fonu’nun daha işler hale getirilmesine ve buraya daha çok finansman akmasına yönelik ateşli tartışmalara sahne olacak. COP31’e başkanlık edecek olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da finansman ve teknoloji transferinin COP31'in tam merkezine yerleştirileceğini, COP31'i yalnızca yeni taahhütlerin dile getirildiği bir platform olarak değil, aksine, onu küresel bir dönüm noktası olarak değerlendirdiklerini ifade etti. Yanı sıra finansman olmadan dönüşüm olmayacağına, teknoloji olmadan hızlanmanın gerçekleşmeyeceğine, kapasite olmadan da sürdürülebilirliğin söz konusu olmayacağını aktardı.
Öyle ya, eğer COP31 “Uygulama COP’u” olacaksa, en baştaki gündem maddelerinden biri, tam da şimdi gezegenin ve toplulukların bizzat ve fazlasıyla deneyimlediği aşırı hava olayları ve buna uyum gösterilmesini sağlayacak finansman akışı olmalı. Bu konuda bugün atılacak somut adımlar geleceğe daha güvenle bakmamızı sağlayabilir…
Tarih: 21 Ağustos 2026