Ana içeriğin başı

Global Energy Monitor (GEM) tarafından hazırlanan yeni bir çalışma, küresel kömür talebindeki belirgin durgunluğa ve yeni maden sahası açılışlarının son 10 yılın en düşük seviyesine gerilemesine rağmen, dünya genelinde planlanan kömür madenciliği kapasitesinin geçtiğimiz yıl %11 oranında artarak 2.521 milyon ton/yıl (mtpa) seviyesine ulaştığını gözler önüne seriyor.

Raporda yer alan bulgulara göre, planlanan, izin sürecinde bulunan ve inşaat aşamasındaki toplam kapasitenin yaklaşık %92’si yalnızca beş ülkede kümelenmiş durumda: Hindistan, Çin, Avustralya, Rusya ve Güney Afrika. Geliştirme aşamasındaki maden kapasitesi 1.321 mtpa’ya ulaşan Çin, bu alanda dünyadaki diğer tüm ülkelerin toplamını tek başına geride bırakıyor.

Planlanan kapasite artışının arkasındaki en baskın aktör ise Hindistan oldu. Ülke yönetimi jeopolitik risklerden ve yıkıcı sıcak hava dalgalarından korunma gerekçesiyle agresif bir üretim stratejisi benimsedi. Bu hamle doğrultusunda Hindistan’ın planlanan kömür madenciliği kapasitesi önceki yıla kıyasla iki katına çıkarak 329 mtpa’dan 658 mtpa’ya yükseldi. Planlanan kapasite artışındaki bir diğer kritik faktör ise kömürün kullanım alanlarında yaşanan dönüşüm. Çin’de planlanan maden kapasitesinin %15’i doğrudan kömürden kimyasal madde üretimi projeleriyle ilişkiliyken, Hindistan hükümeti 3,9 milyar dolar bütçeli devasa bir kömür gazlaştırma projesini doğrudan destekliyor.

Öte yandan, küresel ölçekte yeni kömür madeni kapasitesi artışı yavaşlamaya devam ediyor. 2025 yılı içerisinde 113 mtpa kapasite devreye girdi. Bu rakam 2024’teki 185 mtpa’lık artışa kıyasla %40 daha düşük kalırken aynı zamanda son 10 yıldaki en düşük artış olarak kayıtlara geçti. Avrupa tarafında ise Norveç, son aktif kömür madenini kapatıp İspanya’nın ardından yerli kömürden çıkış sürecini başarıyla tamamlayan ülke oldu.

Uluslararası Enerji Ajansı, küresel kömür talebinin 2030’a doğru sabitleneceğini öngörürken, mevcut operasyonel kapasitenin %12’sinin 2035’e kadar emekli edileceği hesaplanıyor. Geliştirme aşamasındaki projelerin %70’inin henüz inşaat öncesi safhasında bulunması ise büyük bir Atıl Varlık (stranded Asset) riski yaratıyor. Ucuz güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynakları kömürü geride bırakırken bu projelerde ısrar edilmesi, yüksek karbonlu altyapıların on yıllar boyunca kalıcı hale gelme tehlikesini artırıyor.

Çalışmaya buradan ulaşabilirsiniz.

Tarih: 21 Ağustos 2026