Ana içeriğin başı

Habitat Derneği’nin COP31’e giden süreçte iklim gündeminin öne çıkan başlıklarını farklı bakış açılarıyla ele aldığı “5. Mevsim” videocast serisinin yeni konuğu QNB Türkiye Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Yeliz Ataay Arıkök oldu. Programda suyun yaşamımızdaki önemi, su kaynaklarının korunması ve su farkındalığının sürdürülebilir bir gelecek açısından taşıdığı önem ele alınırken, QNB Türkiye’nin Habitat Derneği ve UNDP Türkiye işbirliğiyle gerçekleştirdiği “Su ile Hayata” projesi de konuşuldu.

Projeye 2024 yılında başlandığını hatırlatan Arıkök, ağırlık olarak 7 ila 14 yaş arasındaki çocuklarda su okuryazarlığını ve farkındalığını geliştirmeyi amaçladıklarını söyledi. İklim değişikliği ile mücadelenin QNB Türkiye’nin ana konularından bir tanesi olduğunu aktaran Arıkök konuşmasına şöyle devam etti: “Bundan söz ettiğimizde de su güvenliği ve kuraklık odaklanmamız gereken alanların başında geliyor. Türkiye’de kişi başına düşen su miktarı yaklaşık 1.300 metreküp. Uluslararası kabul görmüş ölçümlere göre baktığımızda ise 1000 ila 1.700 metreküplük bir kullanım su stresi anlamına geliyor. 1000 metreküpün altı ise şiddetli su kıtlığı demek. Yavaş yavaş tehlike çanları çalıyor. Bunun için alınabilecek önlemler var. Suyun tüketiminde bilinçli olmak ve bunu gelecek jenerasyonlara aşılayabilmek uzun vadeli çözümlerden bir tanesi. Bu nedenle çocuklara odaklandık. Çocuk bir tohum gibi. Ona bir bilgi verdiğinizde, bu bilgi çoğalarak ailede, toplumda da yayılıyor. Böylece etki alanımız genişliyor. ‘Su ile Hayata’ projemiz bizim için çok kritik. Kısa zamanda da çok güzel yol aldık ve 6.000 bin çocuğa ulaştık.”

QNB Türkiye’de sürdürülebilirliği hayatın ve iş yapış biçiminin merkezine koyduklarını belirten Arıkök, çocuklara daha adil ve yaşanabilir bir dünya bırakma misyonu ile hareket ettiklerini ifade etti. Sürdürülebilirliğin toplumsal cinsiyet ve kapsayıcılık gibi farklı alanlarında da çalışmalar yürüttüklerinden bahseden Arıkök, “İklim değişikliği ile mücadele ise gezegenimizin geleceği için oldukça önemli. Biz de 2050 net sıfır taahhüdümüzü duyurduk. Verdiğimiz finansmanın etki alanını ölçerek müşterilerimizle beraber net sıfır olmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda da çalışmalarımızı genişletiyoruz. Kredi portföylerimizin emisyonlarını ölçüyoruz. Sektörel bazda hedefler koyuyoruz. Bununla beraber yurt dışından aldığımız yaklaşık 11 milyar dolarlık kaynağın %33’ü sürdürülebilir finansmanlardan oluşuyor. Birçok ilke imza atarak hem sektöre hem de uluslararası kuruluşlara örnek olmaya çalıştık. Dünya Bankası Grubu içinde faaliyet gösteren IFC ile yaptığımız ilk mavi bono ihracı buna örnektir. Birçok finansman enstrümanı kullanarak hem ülkeye sürdürülebilir kaynak sağladık hem de bu kaynakları müşterilere sunarak onların da dönüşümlerini tetiklemeyi hedefledik” dedi.

Programa buradan ulaşabilirsiniz.

Tarih: 05 Ekim 2026