bildirim ikonu
Ana içeriğin başı

Değerli Okurlar,

Günümüzde sürdürülebilirlik, iş dünyasının odağında yer alan ve şirketlerin stratejilerini şekillendiren ana unsurlardan biri haline geldi. Çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) faktörleri, kurumsal stratejilerin temel taşı haline gelerek şirketleri köklü bir dönüşüme itiyor. Bu dönüşüm, daha yeşil bir gezegen, daha adil bir toplum ve daha istikrarlı bir ekonomi yolunda atılan adımların bir yansıması. 

Bu yazımda, 2020 ve sonrası için yürürlüğe giren yasal düzenlemeleri ve etik yaklaşımları mercek altına alıyor ve sürdürülebilir iş uygulamalarının nasıl bir etki yarattığını, hem yasal hem de etik perspektiflerden derinlemesine ele almak istiyorum. 

Atılan Yasal Adımlar ve Avrupa İklim Kanunu

Son yıllarda, sürdürülebilirliğin artan önemine paralel sürdürülebilirlik alanındaki yasal düzenlemeler oldukça ivmelendi. Avrupa Birliği, 2021 yılında, özellikle Avrupa İklim Kanunu ile önemli bir adım attı. Bu kanun, Avrupa'nın 2050 yılına kadar net sıfır sera gazı emisyonu hedefine ulaşmasını yasal olarak garanti altına alıyor ve 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını en az %55 oranında azaltma hedefini koyarak bu hedeflere ulaşmada somut adımlar öngörüyor. Bu yasal düzenleme, enerji, ulaşım ve tarım sektörlerinde radikal değişiklikler yapılmasını zorunlu kılıyor ve bu alanlarda sürdürülebilir politikaların hayata geçirilmesine hız kazandırıyor.

Avrupa İklim Kanunu gibi yasal düzenlemeler, sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada önemli bir rol oynarken, bu düzenlemeler aynı zamanda yatırımcıların sosyal sorumluluk ve etik standartlarına yönelik beklentileri de artırıyor. İş dünyası, hukuki zorunlulukların yanı sıra, tüketicilerin ve toplulukların artan taleplerine cevap vermek için şeffaflık ve etik uygulamalara daha fazla önem vermek zorunda kalıyor. Bu çerçeve, kurumsal etik ve sosyal sorumluluğu daha da öne çıkaran bir dönüşümü tetikliyor.

Bu bağlamda, özellikle tedarik zinciri yönetimi, etik standartların uygulanmasında kritik bir rol oynuyor. Dünya Ekonomik Forumu'nun 2023 raporunda, global şirketlerin tedarik zincirlerinde şeffaflık ve etik standartları artırmak amacıyla teknolojik çözümlere yöneldikleri belirtiliyor. Örneğin, blockchain teknolojisi ürünlerin kaynağını ve üretim süreçlerini şeffaf bir şekilde doğrulayarak tüketici güvenini artırmakta büyük rol oynama potansiyeline sahip.  Ayrıca, yapay zeka destekli izleme sistemleri, tedarik zincirlerinde insan hakları ihlallerini ve çevresel zararları tespit ederek şirketlerin bu tür sorunlara daha hızlı müdahale etmesine olanak tanıyor.

Bunun yanı sıra, nesnelerin interneti (IoT) teknolojisi, enerji ve kaynak kullanımını optimize ederek hem maliyet tasarrufu sağlıyor hem de çevresel etkileri azaltabiliyor. Örneğin, IoT sensörleri, üretim tesislerinde enerji tüketimini gerçek zamanlı olarak izleyerek gereksiz tüketimin önüne geçiyor ve verimliliği artırıyor.

Sürdürülebilir Yatırımlar ve Hukuki Sorumluluklar

Yatırım dünyası da sürdürülebilirlik açısından büyük bir dönüşüm yaşıyor. Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (IFRS) içinde yapılan son güncellemelerle, şirketlerin finansal raporlamalarında çevresel ve sosyal riskleri belirtmeleri teşvik ediliyor. Bu değişiklik, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerini güçlendirerek yatırımcılara şirketlerin sürdürülebilirlik performansını daha objektif bir şekilde değerlendirme olanağı sunuyor.


Bir yandan da iklim değişikliğiyle mücadele, uluslararası arenada şirketlere yönelik yasal baskıları artırıyor. 2023 Küresel İklim Değişikliği Hukuku Raporu'na göre, yeni yasal düzenlemeler, şirketlerin sera gazı emisyonlarını daha sıkı raporlamalarını ve bu emisyonları azaltma yükümlülüklerini artırmalarını gerektiriyor. Bu tür yasal zorunluluklar, şirketleri sürdürülebilirlik stratejilerini daha ciddiye almaya itiyor; ihlaller ise hem ağır finansal cezalarla hem de ciddi itibar kayıplarıyla sonuçlanabiliyor.

Özellikle enerji sektörü, yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişte büyük bir dönüşüm yaşıyor. Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) 2023 Yenilenebilir Enerji Raporu'na göre, yenilenebilir enerji kullanımını teşvik etmek amacıyla getirilen yasal düzenlemeler, enerji şirketlerini yeni iş modelleri geliştirmeye yönlendiriyor. Güneş ve rüzgar enerjisi gibi kaynaklara yapılan yatırımlar, hukuki destekler sayesinde daha cazip hale geliyor ve bu durum, yatırımların hızını artırıyor.

Kurumsal Sürdürülebilirlik Stratejileri ve Hukuki Uyum

Kurumsal düzeyde sürdürülebilirlik stratejileri, şirketlerin yasalara uygun hareket etmeleri ve etkili bir şekilde risk yönetimi yapabilmeleri için büyük önem taşıyor. 2023 yılında, Avrupa Birliği iklim değişikliği ile mücadelede ciddi adımlar attı. Özellikle AB'nin Yeşil Mutabakatı, çevre dostu teknolojiler ve ürünler için yeni pazarlar açarak Avrupa endüstrisinin daha rekabetçi hale gelmesini amaçlıyor. Ayrıca, AB, Net-Zero Industry Act ile sıfır emisyonlu sanayi gelişimini desteklemek ve temiz enerjiye geçişi hızlandırmak için önemli adımlar attı.

Diğer yandan, AB, Sosyal İklim Fonu aracılığıyla savunmasız vatandaşlara ve küçük işletmelere yeşil geçiş için mali destek sunuyor. Bu fon, enerji verimliliği artırma, binaların yenilenmesi ve temiz ısıtma sistemlerine geçiş gibi alanlarda yatırımlar yapılmasını teşvik ediyor. Ek olarak, AB'nin emisyon ticareti sistemi, karbon emisyonlarına bir fiyat biçerek temiz yakıt kullanımını teşvik ediyor ve yenilenebilir enerji projelerine yatırım yapılmasını sağlıyor. AB’nin politikaları ve düzenlemeleri, şirketlerin sürdürülebilirlik stratejilerini güçlendiriyor; yasal düzenlemeler, şirketlerin sürdürülebilir bir geleceğe nasıl uyum sağlamaları gerektiği konusunda yol gösterici bilgiler sunuyor.

İlerleyen yıllarda, AB düzenlemelerinin daha da sıkılaştırılması muhtemeldir ve bu, karbon emisyonlarını azaltma, enerji verimliliğini artırma ve yenilenebilir kaynaklardan enerji kullanımını genişletme yönünde daha agresif politikalar geliştirilmesi gerekliliği  sonucunu doğurabilir. QNB  olarak bu değişimlere hızla adapte olmamız, sektörde öncü olmamız ve sürdürülebilir bir geleceğe yatırım yapmamız son derece önemlidir. Bu nedenle, inovasyon ve sürdürülebilirlik, gelecek stratejimizin merkezinde yer alacak ve tüm iş birimlerimizin bu yöndeki girişimlerini destekleyeceğiz. Yenilikçi çözümler ve stratejik yatırımlarla hem bugünün hem de yarının lider bankası olma yolunda ilerlemeye devam edeceğiz.

Ali Yılmaz
Genel Müdür Yardımcısı, Hukuk Baş Müşaviri