bildirim ikonu
Ana içeriğin başı

Dünya 10-21 Kasım tarihleri arasında Belem’de düzenlenen COP30’a kilitlendi. 1992 Rio Zirvesi’nden bu yana geçen otuz yılı aşkın sürede bilimsel bilgi, teknolojik ilerleme ve küresel farkındalık anlamında önemli gelişmeler yaşandı. Ancak iklim değişikliğinin etkileri hâlâ insanlığın en büyük ortak sınavı olmaya devam ediyor. Atmosferdeki karbondioksit oranının 356 ppm’den 424 ppm’e yükselmesi daha güçlü adımların, daha kapsamlı iş birliğinin ve daha hızlı uygulamaların zorunluluğunu gösteriyor.

 

Küresel Dönüşümün Eşiğinde

İklim krizine yönelik adımların ertelenmesinin bedeli her geçen yıl ağırlaşıyor. The Lancet’in son raporu fosil yakıtlara bağımlılığın yalnızca çevreyi değil insan sağlığını da tehdit ettiğini açıkça ortaya koyuyor. Gecikmiş eylemlerin yarattığı risklerin rekor seviyelere ulaştığı ifade ediliyor. Artık mesele yalnızca hedef beyan etmek değil bu hedeflere gereken hız ve kapsamla ilerlemek.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın Adaptation Gap Report 2025 raporu gelişmekte olan ülkelerin uyum finansmanı ihtiyacının 2035 yılına kadar yılda 310 milyar doları aşacağını ortaya koyuyor. Bu tablo kamu politikalarının tek başına yeterli olamayacağını gösteriyor. Özel sektörün, özellikle de finans kuruluşlarının dönüşümün merkezinde yer alması gerektiği çok daha net hale geliyor.

UNFCCC 2025 NDC Synthesis Report ise ülkelerin emisyon azaltım taahhütlerinde hâlâ önemli boşluklar bulunduğunu hatırlatıyor. COP30 öncesinde yalnızca altmış dört ülke yeni katkı beyanlarını sunmuşken zirve sonunda bu sayı yüz yirmiye çıktı. Ancak yaklaşık seksen ülkenin hâlen yeni NDC yayınlamamış olması daha güçlü uluslararası dayanışmanın şart olduğunu gösteriyor. Bu tabloyu karamsarlık nedeni değil kolektif hızlanma çağrısı olarak okumak gerekiyor.

 

Belem Zirvesinden Beklentiler

Belem’deki COP30’un son yılların en kritik iklim zirvelerinden biri olması bekleniyordu. COP27’de Kayıp ve Zarar Fonu kurulmuş COP28’de fosil yakıtlardan uzaklaşma kararı alınmıştı. COP30’un bu süreci daha somut uygulamalara taşıyıp taşımayacağı merakla takip edildi.

Zirvenin en önemli başlıklarından biri Küresel Uyum Hedefi Global Goal on Adaptation GGA oldu. İklim değişikliğine karşı en kırılgan ülkelerin dayanıklılığını artıracak finansman mekanizmaları gündemin odağına yerleşti. Finansmana erişim, raporlama ve izleme çerçevesinin nasıl şekilleneceği tüm paydaşlar için kritik önemdeydi.

Küresel Durum Değerlendirmesi Global Stocktake GST de ülkelerin taahhütlerini küresel ölçekte değerlendiren bir süreç olarak COP30’un temel taşı oldu. Adil Geçiş Çalışma Programı Just Transition Work Programme JTWP ise enerji dönüşümünün sosyal etkilerinin ve istihdam boyutunun artık iklim müzakerelerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu gösterdi.

Finansman ise tüm bu başlıkların ortak zemini olarak yer aldı. COP29’un Finans COP’u olarak anılmasının ardından kırılgan ülkelere 2035 yılına kadar yıllık üç yüz milyar dolarlık kaynak aktarılması kararı COP30’da uygulama yol haritasıyla birlikte daha somut bir çerçeveye kavuştu.

 

Ve Sonuçlar

COP30 toplantı alanında çıkan yangının yol açtığı ertelemeler nedeniyle bir gün gecikmeyle 22 Kasım’da tamamlandı. Yoğun müzakerelerin ardından ülkeler bir anlaşmaya vardı. ABD’nin resmi bir heyet göndermemesine rağmen küresel birlik sağlanması önemli bir mesaj oldu.

Brezilya kültüründe iş birliği ve yapıcı tartışma anlamına gelen Mutirão adı verilen sonuç anlaşması hem ilerlemeler hem de tamamlanmamış beklentiler içeriyor. UNFCCC İcra Sekreteri Simon Stiell iklim mücadelesinin hâlâ kazanılmadığını ancak kararlılıkla sürdürüldüğünü vurguladı. COP30 Başkanı Andre Correa do Lago ise birçok ülkenin daha iddialı adımlar beklediğini ifade etti.

Anlaşma ülkelerin iklim planlarını Birleşik Arap Emirlikleri Mutabakatı gibi önceki kararları dikkate alarak uygulaması gerektiğini hatırlatıyor. Fosil yakıtlardan uzaklaşma yönündeki tartışmaların 2026 yılında düzenlenecek üst düzey toplantıyla daha somut bir çerçeve kazanması bekleniyor.

Avrupa Birliği İklim Komiseri Wopke Hoekstra anlaşmanın doğru yönde ilerlediğini belirtti.

Global Implementation Accelerator adlı gönüllü girişimin başlatılması ve gelişmiş ülkelerin uyum fonunu üç katına çıkararak yıllık yüz yirmi milyar dolarlık hedefi 2035’e taşıması COP30’un somut sonuçları arasında yer aldı.

 

Amazon’un Kalbinde Yeni Bir Umut

COP30’un Amazon havzasında gerçekleştirilmesi güçlü bir sembolik anlam taşıyordu. Tropikal ormanlar dünyanın en kritik karbon yutakları arasında yer alıyor. Bu nedenle duyurulan Tropikal Ormanları Koruma Yatırım Fonu Tropical Forest Forever Facility TFFF büyük ilgi gördü. Yüz yirmi beş milyar dolarlık bu fonun Amazon, Kongo ve Güneydoğu Asya havzalarında koruma ve yeniden ağaçlandırma modelleri geliştirmesi bekleniyor. Bu adım ormansızlaşmanın durdurulması için küresel düzeyde önemli bir iradenin oluştuğunu gösteriyor.

 

Bu Sınav Hepimizin

İklim değişikliği hiçbir ülkenin, hiçbir sektörün ve hiçbir kurumun tek başına çözebileceği bir sorun değil. Sanayi Devrimi’nden bugüne oluşan üretim ve tüketim kalıplarının dönüşümü ortak bir sorumluluk gerektiriyor. Bu nedenle artık herkesin bu dönüşümün parçası olması gerekiyor.

Finans sektörü açısından COP30’un en güçlü mesajı sermayenin yönünün artık gezegenin yönünü belirleyecek kadar kritik hale geldiğidir. Sürdürülebilir finansman araçlarının çeşitlenmesi, risk yönetimi yaklaşımlarının bilim temelli kriterlerle geliştirilmesi ve sosyal etkilerin karar setlerine entegre edilmesi finans kuruluşlarının yeni normu olmak zorunda.

QNB Türkiye olarak bu dönüşümün yalnızca takipçisi değil yönlendiricisi olmayı önemsiyoruz. Net Sıfır hedefimiz emisyon azaltım taahhüdünün ötesinde yeni bir bankacılık anlayışının ifadesidir. Bu anlayış sürdürülebilir büyümeyi, toplumsal refahı ve uzun vadeli değer yaratmayı merkeze alan bütüncül bir yaklaşımı temsil ediyor.

COP30’un sonuçlarının yalnızca küresel iklim gündemi için değil Türkiye’nin dönüşüm yolculuğu açısından da önemli olduğuna inanıyoruz. Bir sonraki zirvenin COP31’in Türkiye’de düzenlenecek olması ülkemizin sürdürülebilirlik alanında daha güçlü bir liderlik üstlenmesi için önemli bir fırsattır. Ulusal ölçekte politika çerçevelerinin güçlenmesi, özel sektörün uyum kapasitesinin artması ve finans sektörünün bu dönüşümde etkin bir rol oynaması Türkiye’nin elini güçlendirecektir.

Bu nedenle COP30’un bıraktığı mesajı şöyle okuyorum. Hepimizin daha cesur olması gerekiyor. Daha hızlı uygulama, daha kapsayıcı iş birliği ve daha kararlı bir gelecek vizyonu artık ertelenemez. Gezegenin karşı karşıya olduğu sınav hepimizin sınavı. Bu sınavı ancak kolektif irade, bilim temelli yaklaşım ve sürdürülebilir finansın yön verdiği güçlü bir dönüşümle geçebiliriz.

Yeliz Ataay Arıkök
Sürdürülebirlik Komitesi Başkanı