bildirim ikonu
Ana içeriğin başı

Avrupa Yeşil Mutabakatı (European Green Deal)

Avrupa Yeşil Mutabakatı, Avrupa Birliği'ni (AB) 2050 yılına kadar karbon nötr hale getirmeyi amaçlayan ve bu doğrultuda yeşil bir dönüşümü tetikleyen bir dizi politika ve eylem planını içerir.
Bu girişim, AB'nin Paris Anlaşması'ndaki yükümlülüklerini yerine getirmesine ve 2050'ye kadar karbon nötr bir ekonomiye ulaşmasına yardımcı olmayı hedefler. Aynı zamanda, AB'nin modern, rekabetçi ve adil bir topluma dönüşümünü destekler. Bu bağlamda, ekonomik büyümeyi kaynak kullanımından ayırmayı, doğal yaşam alanlarını koruyarak ve kimseyi geride bırakmayan kapsayıcı bir sosyoekonomik sistem oluşturmayı amaçlamaktadır.
Avrupa Yeşil Mutabakatı, tüm politika alanlarının iklim hedeflerine ulaşmada birlikte çalışması gerektiğini vurgulayan bütüncül bir yaklaşıma dayanır. İklim, çevre, enerji, ulaşım, sanayi, tarım ve sürdürülebilir finansman gibi birbiriyle yakından ilişkili alanlarda çeşitli girişimler içerir. Avrupa Komisyonu tarafından Aralık 2019'da açıklanan bu plan, AB'nin iklim, enerji, ulaştırma ve vergilendirme politikalarını 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını 1990 seviyelerine kıyasla en az %55 azaltacak şekilde güncellemek için bir dizi öneriyi de beraberinde getirmiştir.

Avrupa Çevre Bilgi ve Gözlem Ağı (European Environment Information and Observation Network,Eionet)

Avrupa Çevre Bilgi ve Gözlem Ağı (Eionet), Avrupa Çevre Ajansı (EEA) ile onun 38 üyesinin ve işbirliği yapan ülkelerin ortaklık ağıdır. EEA ve Eionet, Avrupa ekolojisi hakkında veri ve bilgi toplar, bunlara dair tavsiyeler verir ve politika geliştirir. EEA, Eionet'in geliştirilmesinden ve bu ülkelerdeki Ulusal Odak Noktaları (NFP'ler) ile birlikte faaliyetleri koordine etmekten sorumludur. NFP'ler, EEA ile ülke arasında birincil bağlantı olarak görev yapmak üzere atanan kurumlardır. NFP'ler, EEA çalışma programıyla ilgili ulusal faaliyetlere katılan ulusal uzman ağlarını kolaylaştırır ve koordine eder.

Aarhus Sözleşmesi

Aarhus Sözleşmesi, çevre konularında bilgiye erişim, kararlara halkın katılımı ve adalete başvuru hakkını güvence altına alan uluslararası bir sözleşmedir. 1998'de imzaya açılan ve 2001'de yürürlüğe giren bu sözleşmeye 47 ülke taraf olmuştur, ancak Türkiye henüz taraf değildir. Sözleşme, vatandaşların çevresel konularda bilgi edinmesini, kararlara katılmasını ve gerektiğinde yargı yoluna başvurmasını sağlayarak çevresel duyarlılığı artırmayı ve kamu yönetimlerinin hesap verebilirliğini güçlendirmeyi amaçlamaktadır.

Avrupa İklim Fonu (European Climate Foundation, ECF)

Avrupa İklim Fonu, Avrupa'da iklim değişikliğiyle mücadelede destek ve kaynak sağlayan bağımsız bir kuruluştur. Bu kuruluş, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmayı ve sürdürülebilir bir gelecek için politika yapımını ve uygulamayı desteklemek amacıyla çeşitli projeler ve inisiyatifler yürütmektedir. ECF, araştırma, iletişim ve politika geliştirme faaliyetleri yoluyla iklim eylemini teşvik etmek için çeşitli paydaşlarla iş birliği yapmaktadır. 

Avrupa Enerji Ajansı (European Environment Agency, EEA)

Avrupa Enerji Ajansı, Avrupa Birliği'nin enerji politikalarını desteklemek amacıyla kurulmuştur. EEA, AB ülkelerinin enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı, enerji tüketimi ve karbon emisyonları gibi konulardaki ilerlemelerini izlemekte ve desteklemektedir. 

BIST Sürdürülebilirlik Endeksi (BIST Sustainability Index)

BIST Sürdürülebilirlik Endeksi, Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerin sürdürülebilirlik performanslarını değerlendiren ve sıralayan bir sistemdir.
2014 yılında hayata geçirilen BIST Sürdürülebilirlik ve BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksleri, şirketlerin ekonomik, çevresel ve sosyal faktörleri göz önünde bulundurarak uzun vadeli değer yaratmalarını sağlamak amacıyla oluşturulmuştur. Bu endekslerde yer almak isteyen şirketlerin, genel sürdürülebilirlik notunun yanı sıra her bir ana başlık ve kategori notunun da belirli bir puanın üzerinde olması gerekmektedir.

Sürdürülebilirlik endeksleri, şirketlerin iklim değişikliği, doğal kaynak kullanımı, iş sağlığı ve güvenliği, insan hakları, istihdam, Ar-Ge ve inovasyon gibi önemli konularda güçlü kurumsal yönetim ilkeleri belirleyerek rekabet avantajı elde etmelerine yardımcı olur.

Birleşmiş Milletler Endüstriyel Gelişme Örgütü (United Nations Industrial Development Organization, UNIDO)

UNIDO, endüstriyel kalkınmayı teşvik etme, canlandırma ve hızlandırma yetkisine sahip, BM’nin uzmanlaşmış bir ajansıdır. Görev tanımı Sürdürülebilir Kalkınma Amacı (SKA) 9’a yansıtılır ancak faaliyetleri tüm SKA’lara katkıda bulunur. UNIDO, sanayinin düşük emisyonlu ekonomileri yönlendirdiği, yaşam standartlarını iyileştirdiği, şimdiki ve gelecek nesiller için çevreyi koruyarak kimseyi geride bırakmadığı ve yoksulluk ve açlığın olmadığı bir vizyon doğrultusunda çalışmalarına devam eder. UNIDO, 173 Üye Devletine dört zorunlu işlev aracılığıyla destek sağlar: Teknik işbirliği; eyleme yönelik araştırma ve politika danışmanlığı hizmetleri; normatif standartlarla ilgili faaliyetler ve bilgi ve teknoloji transferi için ortaklıkların teşvik edilmesi. Çalışmaları ise üç odak alanına yoğunlaşır: Çiftlikten sofraya kadar işletmelere yardımcı olarak açlığa son vermek; yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğini kullanarak endüstriyel sera gazı emisyonlarını azaltarak iklim bozulmasını durdurmak ve gelişmekte olan ülke üreticilerinin adil bir anlaşma elde etmesini ve kıt kaynakların korunmasını sağlayacak sürdürülebilir tedarik zincirlerini desteklemek.

Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi

1992 Rio Zirvesi'nde imzaya açılan ve sürdürülebilir kalkınma için önemli bir adım olan Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi, katılım, ortaklık ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ilkelerine dayanır. 19 ülke ve Avrupa Birliği'nin taraf olduğu bu sözleşmenin sekretaryası, Bonn'da bulunmakta ve özellikle Afrika ülkeleri olmak üzere kuraklık ve çölleşmeden etkilenen ülkelere destek sağlamaktadır.

Bilim Temelli Hedefler Girişimi (Science Based Targets Initiative, SBTi)

Paris Anlaşması'nın hedeflerine ulaşmak için oluşturulan Bilim Temelli Hedefler Girişimi, şirketlerin küresel ısınmayı 2 derecenin altında tutma çabalarına katılmasını sağlayan önemli bir organizasyondur. Bilimsel çalışmalar, mevcut ulusal katkı beyanlarının yetersiz kaldığını ve şirketlerin de harekete geçmesi gerektiğini gösteriyor. Bu girişim, şirketlerin Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin önerilerine uygun emisyon azaltım hedefleri belirlemelerini ve bunları kamuoyuyla paylaşmalarını teşvik ediyor. 2023 sonu itibarıyla dünya genelinde 4000'den fazla şirket, SBTi onaylı Bilim Temelli Hedefler belirlemiştir.

Brundtland Raporu (Brundtland Report)

1987 yılında Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu tarafından yayınlanan "Ortak Geleceğimiz" adlı Brundtland Raporu, sürdürülebilir kalkınma kavramının temelini atan uluslararası bir belgedir. Bu rapor, sosyal adalet, ekonomik büyüme ve çevresel sorunlar arasındaki ilişkiyi ele alarak, sürdürülebilir kalkınmayı "bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılama kapasitesinden ödün vermeyen kalkınma" olarak tanımlar. Rapor, dünya çapındaki çevresel sorunların temelinde hem yoksulluğun hem de sürdürülemez tüketim kalıplarının yattığını vurgular. Brundtland Raporu, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Programı'nın (UNDP) kurulmasına ve 1992 Rio Zirvesi'nin düzenlenmesine öncülük etmiştir.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO)

UNESCO, eğitim, bilim, kültür ve iletişim alanlarında uluslararası iş birliğini geliştiren bir kuruluştur. Amacı, dünya barışını ve güvenliğini eğitim ve kültürel değişim yoluyla sağlamaktır.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC), 1992 yılında imzaya açılan ve iklim değişikliğiyle mücadele için uluslararası işbirliğini hedefleyen bir sözleşmedir. Sözleşme, sera gazı emisyonlarını azaltmayı ve iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine uyum sağlamayı amaçlar. Ülkelerin sorumluluklarını "Ortak Fakat Farklılaştırılmış Sorumluluklar ve Göreli Yeterlikler İlkesi"ne göre belirleyen sözleşme, gelişmiş ülkelerden emisyon azaltımı ve gelişmekte olan ülkelere finansal ve teknolojik destek sağlamalarını bekler.

Türkiye, sözleşmeye taraf olmasına ve gelişmiş ülkeler listesinden çıkarılmasına rağmen, Yeşil İklim Fonu gibi mekanizmalardan faydalanamamaktadır. Bu durum, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadele çabalarını ve uluslararası finansman kaynaklarına erişimini etkilemektedir.

Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi

Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi, 2000 yılında kurulan ve işletmeleri sürdürülebilir ve sosyal sorumluluk sahibi olmaya teşvik eden uluslararası bir girişimdir. Sözleşme, insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele alanlarında 10 temel ilke belirler ve bu ilkeler doğrultusunda iş dünyasının, sivil toplumun ve diğer paydaşların küresel kalkınmaya katkıda bulunmasını hedefler.

Küresel İlkeler Sözleşmesi, işletmelerin insan haklarına saygı duymasını, çalışanların haklarını korumasını, çevreye duyarlı olmasını ve yolsuzlukla mücadele etmesini bekler. Bu sayede, daha adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir dünya yaratılmasına katkıda bulunmayı amaçlar.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı(UNDP)

UNDP, yoksullukla mücadele, sürdürülebilir kalınma, demokratik yönetişim ve iklim değişikliği ile mücadele gibi alanlarda küresel çözümler sunan bir kuruluş olarak faaliyet göstermektedir. UNDP’nin misyonu, dünya genelinde insanların yaşamlarını iyileştirmek ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklemektir.

Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi

Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, biyolojik çeşitliliğin korunması, sürdürülebilir kullanımı ve genetik kaynaklardan elde edilen faydaların adil paylaşımını hedefleyen uluslararası bir anlaşmadır.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)

FAO, açlıkla mücadele eden, gıda güvenliğini artıran ve tarımsal üretimi sürdürülebilir kılmak için çalışan bir Birleşmiş Milletler kuruluşudur. Misyonu, dünya genelinde açlığı ve yetersiz beslenmeyi sona erdirmektir.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı(UNEP)

UNEP, çevresel sürdürülebilirliği teşvik eden, ekosistemlerin korunması ve iyileştirilmesine yönelik küresel çözümler sunan bir kuruluş olarak faaliyet göstermektedir. UNEP’in misyonu, dünya genelinde çevre yönetimini güçlendirmek ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını sağlamaktır.

Carbon Cycle Institute (CCI) / Karbon Çiftliği 

Carbon Cycle Institute (CCI), sürdürülebilir toprak yönetimi ve karbon döngüsü çözümleriyle iklim değişikliğiyle mücadele etmeye odaklanan bir organizasyondur. Doğal ekosistemleri koruyarak karbonun toprağa geri kazandırılmasını teşvik eder ve bu sayede hem çevresel hem de ekonomik faydalar sağlamayı amaçlar. CCI, çiftçiler, toprak yöneticileri ve politika yapıcılarla iş birliği yaparak karbon tarımı, su yönetimi ve biyolojik çeşitliliği artıran yenilikçi yaklaşımlar geliştirmektedir.

Copernicus Climate Change Service (Copernicus İklim Değişikliği Servisi)

Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S), Avrupa Birliği (AB) Uzay Programının dünya gözlem bileşeni olan Copernicus’un alt kuruluşlarından biridir. C3S, iklim değişikliği konusunda tutarlı ve güvenilir bilgiler sağlayarak AB’nin uyum ve azaltım politikalarını desteklemeyi amaçlar. Servis, küresel iklimin geçmiş, mevcut ve gelecekteki durumunu izler ve iklim değişikliğiyle mücadele etmek için politika ve stratejilerin geliştirilmesine katkıda bulunur. Kesintisiz devam eden bağımsız bir değerlendirme süreci, iklim bilgilerinin bütünlüğünü ve izlenebilirliğini sağlar. C3S’nin temel hizmetleri arasında, küresel sıcaklıklar, deniz buzu, kar örtüsü ve sera gazı konsantrasyonları gibi alanlarda küresel kamuoyuna bilgi sağlamak yer alır. 

Copernicus Climate Change Service (Copernicus İklim Değişikliği Servisi)

Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S), Avrupa Birliği (AB) Uzay Programının dünya gözlem bileşeni olan Copernicus’un alt kuruluşlarından biridir. C3S, iklim değişikliği konusunda tutarlı ve güvenilir bilgiler sağlayarak AB’nin uyum ve azaltım politikalarını desteklemeyi amaçlar. Servis, küresel iklimin geçmiş, mevcut ve gelecekteki durumunu izler ve iklim değişikliğiyle mücadele etmek için politika ve stratejilerin geliştirilmesine katkıda bulunur. Kesintisiz devam eden bağımsız bir değerlendirme süreci, iklim bilgilerinin bütünlüğünü ve izlenebilirliğini sağlar. C3S’nin temel hizmetleri arasında, küresel sıcaklıklar, deniz buzu, kar örtüsü ve sera gazı konsantrasyonları gibi alanlarda küresel kamuoyuna bilgi sağlamak yer alır. 

Çevreye İlişkin Beyanlar İçeren Reklamlar Hakkında Kılavuz

Bu kılavuz, reklamcıların çevreyle ilgili beyanlarda bulunurken dikkat etmeleri gereken standartları ve yönergeleri belirlemeyi amaçlar, reklamların çevresel etkilerini ve tüketicileri yanıltma riskini azaltmayı hedefler. 

Dünya Kaynakları Enstitüsü (World Resources Institute - WRI) 

Dünya Kaynakları Enstitüsü (WRI), çevre ve sürdürülebilir kalkınma konularında araştırma ve politika geliştirme amacıyla faaliyet gösteren küresel bir araştırma enstitüsüdür.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO)

WHO, küresel sağlığı iyileştirmeyi amaçlayan bir Birleşmiş Milletler uzmanlık kuruluşudur. Sağlık politikaları geliştirir, salgın hastalıklarla mücadele eder ve sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak için çalışır.

Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksleri (Dow Jones Sustainability Indices, DJSI)

1999 yılında kurulan Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksleri (DJSI), şirketlerin sosyal, çevresel ve kurumsal yönetim performanslarını değerlendiren öncü küresel endekslerden biridir. S&P Dow Jones Endeksleri ve RobecoSAM iş birliğiyle yürütülen DJSI, sürdürülebilirlik yatırımları için önemli bir referans noktasıdır. Kurumsal yönetim, risk yönetimi, etik, şeffaflık, iklim değişikliği, tedarik zinciri ve insan hakları gibi konularda şirketleri değerlendiren endeks, 60 farklı sektör için genel ve sektöre özel sürdürülebilirlik kriterleri belirler.

Ekosistem ve Biyoçeşitliliğin Ekonomisi (The Economics of Ecosystems and Biodiversity TEEB) 

Ekosistem ve Biyoçeşitliliğin Ekonomisi (TEEB), ekosistem hizmetlerinin ve biyolojik çeşitliliğin ekonomik değerini vurgulayan uluslararası bir girişimdir.

Enerji Şartı Anlaşması

Enerji Şartı Anlaşması (ECT), enerji sektöründeki yabancı yatırımcılara geniş koruma sağlayan uluslararası bir anlaşmadır. Anlaşma, yatırımcı-devlet uyuşmazlıklarında özel tahkim mekanizmasını kullanarak ulusal mahkemelerin yerine geçer. Bu durum, anlaşmanın devletlere ve vatandaşlara ekonomik yük getirmesi ve iklim kriziyle mücadeleyi zorlaştırması nedeniyle eleştirilere yol açmaktadır.

Avrupa Birliği ülkeleri, anlaşmanın iklim değişikliğiyle mücadele çabalarını baltalayacağı endişesiyle 2024 yılında anlaşmadan çekilme kararı almıştır. Bu karar, ECT'nin fosil yakıt yatırımlarını koruyarak yenilenebilir enerjiye geçişi engelleyebileceği ve ülkelerin iklim hedeflerine ulaşmasını zorlaştırabileceği endişelerine dayanmaktadır.

Emisyon Ticaret Sistemleri, ETS (Emission Trading Systems)

Enerji Şartı Anlaşması (ECT), enerji sektöründeki yabancı yatırımcılara geniş koruma sağlayan uluslararası bir anlaşmadır. Anlaşma, yatırımcı-devlet uyuşmazlıklarında özel tahkim mekanizmasını kullanarak ulusal mahkemelerin yerine geçer. Bu durum, anlaşmanın devletlere ve vatandaşlara ekonomik yük getirmesi ve iklim kriziyle mücadeleyi zorlaştırması nedeniyle eleştirilere yol açmaktadır.

Avrupa Birliği ülkeleri, anlaşmanın iklim değişikliğiyle mücadele çabalarını baltalayacağı endişesiyle 2024 yılında anlaşmadan çekilme kararı almıştır. Bu karar, ECT'nin fosil yakıt yatırımlarını koruyarak yenilenebilir enerjiye geçişi engelleyebileceği ve ülkelerin iklim hedeflerine ulaşmasını zorlaştırabileceği endişelerine dayanmaktadır.

Elektrik Piyasası Mevzuat Listesi 

Elektrik piyasası, enerji üretimi, dağıtımı, tüketimi, ticareti ve regülasyonunu kapsayan karmaşık bir alandır. Ulusal yasalar, AB direktifleri ve uluslararası anlaşmalar bu alandaki mevzuatları şekillendirir. 

Enerji Kaynaklarının ve Enerjinin Kullanımında Verimliliğin Artırılmasına Dair Yönetmelik

Bu yönetmelik, enerji kaynaklarının etkin ve verimli kullanımını teşvik etmek amacıyla enerji tüketimini azaltmayı, kaynakların verimli kullanımını desteklemeyi ve çevresel etkileri minimize etmeyi hedefler.

Entegre Raporlama Türkiye (ERTA)

ERTA, Türkiye'de entegre raporlama uygulamalarının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla faaliyet göstermektedir, şirketlerin sürdürülebilirlik performanslarını daha şeffaf bir şekilde paylaşmalarına yardımcı olmayı amaçlar. 

Fairtrade International

Fairtrade International, gelişmekte olan ülkelerdeki çiftçileri ve işçileri, dünyanın dört bir yanındaki tüketiciler ve işletmelerle bir araya getirerek 30 yılı aşkın süredir ticareti daha adil bir yapıya dönüştürmeye çalışan küresel bir sistem olarak işlev görür. Gıda üreten insanlar için ticareti daha adil hale getirmeye çalışan, güvenilir bir sürdürülebilirlik etiketi sunar. 25'ten fazla kuruluş ve üç üretici ağından oluşan organizasyonda, çiftçiler ve işçiler yönetimin her kademesinde temsil edilir. Standartları, çiftçilerin karşılaştığı yeni gerçeklere uyum sağlamak için sürekli olarak güncellenir ve çiftçilerin ve işçilerin topraklarını, sağlıklarını ve geçim kaynaklarını korumalarına destek olur. Organizasyonun stratejisi ise, sürdürülebilirliğin merkezinde sosyal ve çevresel adaletin yer aldığı varsayımına dayanır.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), iklim değişikliği konusunda bilimsel değerlendirmeler yapan ve politika yapıcılara bilgi sağlayan bir Birleşmiş Milletler organıdır. IPCC, iklim değişikliğinin nedenleri, etkileri ve riskleri hakkında kapsamlı raporlar hazırlar ve bu raporlar, uluslararası iklim müzakereleri ve politikaları için temel oluşturur. IPCC'nin değerlendirme raporları, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda bilimsel temelleri ve politika seçeneklerini ortaya koyarak küresel eylemi yönlendirir.

Global Compact Network Türkiye

Bu kuruluş, Türkiye'deki şirketleri, sivil toplum kuruluşlarını ve diğer paydaşları sürdürülebilirlik alanında işbirliği yapmaya ve Global Compact ilkelerine uygun davranışları teşvik etmektedir. 

Global Solar Council (Küresel Güneş Konseyi)

Küresel Güneş Konseyi (GSC), dünya çapında güneş PV sektörünün sesi olmak amacıyla,

Paris Anlaşması’nın kabul edildiği BM İklim Değişikliği 21. Taraflar Konferansı’nda (COP21) kuruldu. Güneş enerjisinin yaygınlaştırılmasını hızlandırmak ve endüstri paydaşları arasında işbirliğini teşvik etmeyi hedefleyen GSC; COP, Temiz Enerji Bakanları Toplantısı, G20, İklim Haftaları gibi önemli uluslararası forumların yanı sıra küresel ve ulusal sektör etkinliklerinde güneş enerjisi sektörünü temsil ediyor. Konsey, sektörü bir araya getirmek ve daha sürdürülebilir bir dünya için güneş enerjisi çözümlerini herkesin hizmetine sunmak amacıyla küresel çapta çok çeşitli paydaşlarla hareket ediyor. Bu paydaşlar arasında sektör dernekleri, özel sektör, hükümetler, uluslararası kuruluşlar ve STK'lar yer alıyor.

Global Footprint Network (Küresel Ayak İzi Ağı)

Küresel Ayak İzi Ağı, dünyanın doğal kaynakları dahilinde yaşamasını sağlamak ve iklim değişikliğine karşı önlemler almak için çalışan uluslararası bir sürdürülebilirlik organizasyonudur. 2003 yılında Dr. Mathis Wackernagel ve Susan Burns tarafından kurulan ağ, o yıldan bu yana, etkili politika ve yatırım kararlarını yönlendiren bilimsel öngörüler sunmak için 50’den fazla ülke, 30 şehir ve 70 küresel paydaş ile çalıştı. Organizasyon, paydaşlarıyla beraber insanlığın tek gezegeninin sınırları içinde gelişebileceği bir gelecek yaratmayı hedefliyor. Ağ aynı zamanda her yıl, gezegenin bir yıl içerisinde sunduğu doğal kaynakları insanlığın tükettiği tarih olarak tanımlanan Limit Aşım Günü’nü duyuruyor. 1971 yılı için Limit Aşım Günü 25 Aralık olarak hesaplanırken, 2025’te 24 Temmuz olarak hesaplandı. Bunun yanı sıra organizasyon belirlenen tarihin ileri çekilmesi için önerilerini de sıralıyor.

Global Forest Watch (Küresel Orman İzleme)

Küresel Orman İzleme (GFW), ormanların durumunun takip edilmesi için veri ve araçlar sağlayan çevrimiçi bir platformdur. Dünya Kaynakları Enstitüsü (WRI) tarafından 1997 yılında bir orman girişiminin parçası olarak kurulan GWF, Kamerun, Kanada, Gabon ve Endonezya olmak üzere dört pilot ülkede ormanların durumu hakkında güncel raporlar hazırlayan bir STK ağı olarak çalışmalarına başladı. 2014 yılında ise WRI, dünyadaki tüm ormanların izleme verilerine ulaşılabilen çevrimiçi bir platformu, GFW 2.0’ı başlattı. GFW, son teknolojiyi kullanarak, dünyadaki ormanların nerede ve nasıl değiştiğine ilişkin neredeyse gerçek zamanlı bilgiler sağlıyor. Bugün dünya genelinde binlerce insan, ormanları izlemek, yasa dışı orman tahribatını ve yangınları durdurmak, sürdürülemez faaliyetleri ifşa etmek, topraklarını ve kaynaklarını savunmak ve alanda öncü araştırmalar yapmak için GFW'yi ziyaret ediyor.

Global Wind Energy Council (Küresel Rüzgar Enerji Konseyi)

Küresel Rüzgar Enerjisi Konseyi (GWEC), uluslararası düzeyde tüm rüzgar enerjisi sektörü için güvenilir bir bilgi merkezi sağlamak amacıyla 2005 yılında kuruldu. Konsey, dünya çapında hükümetler, yatırımcılar ve topluluklarla birlikte çalışarak rüzgar enerjisinin enerji dönüşümündeki kritik potansiyelini ortaya çıkarma misyonuyla hareket ediyor. GWEC üyeleri, 80'den fazla ülkede, üreticiler, geliştiriciler, bileşen tedarikçileri, araştırma enstitüleri, ulusal rüzgar ve yenilenebilir enerji dernekleri, elektrik sağlayıcıları, finans ve sigorta şirketleri de dahil olmak üzer 1.500'den fazla şirket, kuruluş ve kurumdan oluşuyor. Konsey, rüzgar enerjisi için daha iyi bir üretim ortamı yaratmak amacıyla uluslararası düzeyde çalışmalar yürütüyor. GWEC ve üyeleri aynı zamanda rüzgar enerjisinin faydaları konusunda yerel ve ulusal hükümetleri ve uluslararası kuruluşları eğitmek amacıyla dünyanın her yerinde faaliyet gösteriyor, rapor ve bilgi notları hazırlıyor.

Green Climate Fund (Yeşil İklim Fonu- GCF)

 Paris Anlaşması'nın kritik bir unsuru olan Yeşil İklim Fonu (GCF), gelişmekte olan ülkelerin düşük emisyonlu ve iklime dirençli Ulusal Katkı Beyanı (NDC) hedefleri belirlemeleri ve bu hedefleri hayata geçirmelerini desteklemekle görevli dünyanın en büyük iklim fonudur. GFC, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ne taraf 194 ülke tarafından 2010 yılında kurulmuştur. Sözleşmenin finansal mekanizmasının işletme birimi olarak tasarlanan fonun merkezi Güney Kore Cumhuriyeti'nde yer alır. İklim değişikliğine yönelik küresel yanıtta bir paradigma değişimini destekleyen GFC, kaynaklarını gelişmekte olan ülkelerdeki düşük emisyonlu ve iklime dayanıklı proje ve programlara tahsis eder. Fon, iklim değişikliğinin etkilerine karşı oldukça savunmasız olan toplumların, özellikle de En Az Gelişmiş Ülkeler (LDC’s), Küçük Ada Devletleri (SIDS) ve Afrika Devletleri'nin ihtiyaçlarına özel önem verir. Temel GCF ilkesi, ülke odaklı ve ülkelerin öncülük ettiği bir yaklaşımı takip eder. GCF finansman kararlarının ülkeler tarafından sahiplenilmesi, gelişmekte olan ülkelerin NDC hedeflerini iklim eylemine dönüştürebilmelerini mümkün kılar.

İklim Değişikliği Eylem Planı ve İklim Değişikliği Uyum Stratejisi ve Eylem Planı

İklim değişikliği eylem planları, sera gazı emisyonlarını azaltmayı, yenilenebilir enerji kullanımını teşvik etmeyi, enerji verimliliğini artırmayı ve iklim değişikliği etkilerine karşı dirençli altyapılar oluşturmayı hedefler. İklim değişikliği uyum stratejileri ise, değişen iklim koşullarına uyum sağlamak ve bu değişikliklerin risklerini azaltmak için önlemleri içerir.

İklim Yatırım Fonları (Climate Investment Funds)

2008 yılında kurulan İklim Yatırım Fonları (CIF), 70’ten fazla düşük ve orta gelirli ülkede iklim eylemini mümkün kılan çok taraflı bir iklim fonudur. CIF; büyük ölçekli, düşük maliyetli ve uzun vadeli finansman yoluyla iklim yatırımlarının riskini ve maliyetini düşürürken, türünün ilk örneği olan projelerin hayata geçmesine yardımcı olur ve dönüştürücü değişime katkıda bulunur. Organizasyon, iklim dostu bir geleceğe yönelik ülke çapında bir hareketi en başından başlatmak için gereken ölçeklenebilir, öngörülebilir ve esnek finansmanı sağlar. Etkiyi en üst düzeye çıkarmak için ortak finansmana, özel sektörle iletişime ve finansal yeniliğe önem verir. Yanı sıra CIF, gelişmekte olan ülkelerde dönüştürücü iklim eylemlerini desteklemek amacıyla altı adet AAA dereceli çok taraflı kalkınma bankası (Asya Kalkınma Bankası, Afrika Kalkınma Bankası, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, Amerika Kıtası Kalkınma Bankası, Uluslararası Finans Kurumu ve Dünya Bankası) aracılığıyla çalışan tek iklim fonudur.

International Union for Conservation of Nature (IUCN-Uluslararası Doğayı Koruma Birliği)

 Hükümet ve sivil toplum örgütlerini bir araya getiren Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN), dünyanın saygın doğa koruma organizasyonlarının başında gelir. 1948 yılında kurulan birlik, üye ülkelere çevre politikalarının oluşturulmasında danışmanlık hizmetleri vermesinin yanında, doğal dünya mirası önerilerini değerlendirme, yeşil ekonomi, eko-turizm, kırmızı listede bulunan ve nesli tehlike altında bulunan türlerin durumunun gözlem altında tutulması gibi konularda faaliyet gösterir. IUCN aynı zamanda, Türkiye’nin de taraf olduğu BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, BM Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi, Nesli Tehlikede Olan Türler (CITES) Sözleşmesi ile Ramsar Sulak Alanlar Sözleşmesi Sekretaryaları ile ortak projeler geliştirir. IUCN üyeleri, her dört yılda bir “IUCN Dünya Kongresi”nde bir araya gelir. Bu kongrelerde IUCN'ye üye 1400'den fazla hükümet ve sivil toplum örgütü, insanlığın gezegenle ilişkisini yönlendirmeye yardımcı olmak için önemli konuları müzakere eder.

International Federation of Organic Agriculture Movements (Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu)

1972 yılında kurulan Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu, küresel çapta tarımın sürdürülebilir bir şekilde yapılması için çalışan, üyelik tabanlı bir kuruluştur. Federasyon, çiftçilerin organik tarıma geçişini kolaylaştırmak için kapasite oluşturmak, sürdürülebilir üretim ve tüketim ihtiyacı konusunda farkındalık yaratmak ve ekolojik tarım uygulamalarına ve sürdürülebilir kalkınmaya elverişli bir politika ortamı için savunuculuk yapar. Organik tarımın sağlık, ekoloji ve adalet ilkelerine dayanması gerekliliğinden yola çıkarak, küresel organik hareketi ve müttefiklerini güçlendiren, harekete geçiren ve onlara liderlik eden kuruluş, böylece insanların ve gezegenin yararına dönüştürücü gıda ve tarım sistemleri için politikalar yürütüyor. Federasyon organik tarımın küresel çapta benimsenmesini artırmak için şu an yaklaşık 120 ülke ve bölgeden 800 üye ile faaliyetlerine devam ediyor. Her yıl yayımladıkları raporlar, projeler aracılığıyla yaratılan etkiyi ortaya koyarken, bugüne kadar elde edilen başarıları da listeliyor.

İklim Değişikliği Başkanlığı

Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum çalışmaları kapsamında ulusal ve uluslararası düzeyde politika, strateji ve eylemleri belirlemek, müzakere süreçlerini yürütmek, kurum ve kuruluşlarla koordinasyonu sağlamakla sorumlu olan İklim Değişikliği Başkanlığı, 29 Ekim 2021’de Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlı olarak kuruldu. Başkanlık, Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon ve yeşil kalkınma hedefleri doğrultusunda iklim değişikliğine uyum ve azaltım için gerekli her tür çalışmayı yapmak, toplumun her kesimine insan ve doğa dostu bir yaklaşımla iklim değişikliği farkındalığı kazandırmakla görevli. Bunun yanı sıra görev alanına giren Avrupa Birliği müktesebatının uyumuna yönelik çalışmaları yapmak, bu çerçevedeki projeleri yürütmek, koordine etmek ve izlemekten de sorumludur. 

İklim Sözlüğü: İklim Değişikliği için Günlük Rehber | United Nations Development Programme

Bu kaynak, iklim değişikliği konusunda herkesin anlayabileceği bir rehber sunarak, iklim bilimi, değişikliklerin etkileri, alınabilecek önlemler ve bireysel katkılar hakkında detaylı bilgiler içerir. Ayrıca, günlük yaşantımızda yapabileceğimiz küçük değişikliklerin, iklim değişikliğiyle mücadelede nasıl büyük farklar yaratabileceğine dair pratik öneriler sunar. 

Kadını Güçlendirme İlkeleri (Women’s Empowerment Principles, WEPs)

Kadınların Güçlendirilmesi İlkeleri (WEP'ler), şirketlere iş yerinde, piyasada ve toplumda cinsiyet eşitliğini ve kadınların güçlendirilmesini nasıl sağlayacakları konusunda rehberlik sunan bir dizi ilkedir. BM Kadın Birimi ve BM Küresel İlkeler Sözleşmesi tarafından oluşturulan WEP’ler, uluslararası çalışma ve insan hakları standartlarından ilham alır ve şirketlerin cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlendirilmesinde pay sahibi oldukları ve sorumluluk taşıdıkları gerçeğine dayanır. İlkeler, 2030 Gündemi ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın cinsiyet eşitliği boyutlarına ilişkin kurumsal uygulamaların temel aracı olarak konumlanır. Bir CEO'nun WEP topluluğuna katılması, şirketinin en üst düzeyde bu gündeme olan bağlılığını ve kadınları güçlendiren iş uygulamalarını teşvik etmek için çok paydaşlı ağlarda iş birliği içinde çalışma taahhüdünü gösterir.

Kamu Gözetimi Kurumu (KGK) – Sürdürülebilirlik

Kamu Gözetimi Kurumu, işletme yönetimlerinin sürdürülebilirlik açısından daha sorumlu davranması ve yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek çevre, sosyal ve yönetişim hususlarının şeffaf ve karşılaştırılabilir şekilde raporlanmasını sağlamak amacıyla çalışmalar yürütmektedir. 

Kurumsal Sera Gazları Hesaplama ve Raporlama Protokolu (The Greenhouse Gas Protocol)

Bu protokol, şirketlerin sera gazı emisyonlarını ölçmek, yönetmek ve raporlamak için uluslararası kabul görmüş bir standart sağlar, şeffaflığı ve karşılaştırılabilirliği artırmayı hedefler. 

Küresel Raporlama İnisiyatifi (Global Reporting Initiative, GRI)

GRI, şirketlerin sürdürülebilirlik performanslarını ölçmek ve raporlamak için rehberlik sağlar. Bu inisiyatif, şeffaflık ve hesap verebilirlik yoluyla sürdürülebilir kalkınmayı teşvik eder ve şirketlerin ve paydaşların karar alma süreçlerine katılımını artırır. 

Küresel Eko-Etiketlendirme Ağı (Global Ecolabelling Network)

Eko-etiket için küresel ölçütleri belirleyen Küresel Eko Etiketleme Ağı (GEN), 30 yılı aşkın süredir tüketicilerin, endüstrinin ve hükümetlerin insanları ve gezegeni destekleyen yeşil seçimler yapmalarına yardımcı olur. GEN, eko etiketler konusunda bilgi ve uzmanlık sunarken, karar vericilerin ve tüketicilerin yeşil aklama faaliyetlerinden kaçınmalarını sağlamak adına faaliyetler yürütür. Tüm tedarik zincirinde etkili çözümler bulan ve eko-etiketler ve eko-etiketleme planları için en iyi uygulamaları teşvik eden GEN, yeşil aklamaya karşı pazarda şeffaflığın ve güvenilirliğin hakim olmasının yolunu açar. Hükümetlere ve işletmelere, eko-etiketlerin kullanımı ve gerçekten sürdürülebilir tedarik politikalarına öncelik verilmesi yoluyla sorumlu tüketim çözümleri tasarlamaları konusunda destek veren organizasyon, üyelerinin eko-etiket yolculuğunda rehberlik sunar.

Minamata Sözleşmesi (Minamata Convention on Mercury)

Minamata Sözleşmesi, cıvanın neden olduğu çevre kirliliğini önlemek amacıyla Birleşmiş Milletler Çevre Programı liderliğinde 2013 yılında kabul edilen uluslararası bir anlaşmadır. Adını, 20. yüzyıl ortalarında Japonya'nın Minamata kentinde yaşanan cıva zehirlenmelerinden alır. Sözleşme, cıva kullanımının kontrol altına alınması ve azaltılmasını hedefler. Bu kapsamda, kömür santralleri, endüstriyel tesisler ve küçük ölçekli altın madenciliği gibi cıva salınımına neden olan faaliyetlere yönelik düzenlemeler getirir. Türkiye'nin de imzaladığı sözleşme, ülkelerin cıva kullanımını azaltma planları hazırlamasını zorunlu kılar.

National Oceanic and Atmospheric Administration (NOAA-Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi)

Amerika Birleşik Devletleri Ticaret Bakanlığı'na bağlı çalışan Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA), iklim, hava durumu, okyanus ve kıyılardaki değişiklikleri anlamak ve tahmin etmek, bu bilgileri dünyayla paylaşmak ve kıyı ve deniz ekosistemleri ile buralardaki kaynakları korumak ve yönetmek amacıyla faaliyet gösterir. Resmi olarak 1970 yılında kurulan organizasyonun tarihi 1807’ye kadar uzanır. Ajans, uluslararası okyanus, balıkçılık, iklim ve hava durumu politikalarının şekillendirilmesinde önemli roller üstlenir. Dünya'nın doğal kaynaklarını, insan yaşamını ve ekonomik canlılığı tehlikeye atan iklim ve diğer çevresel zorluklardaki değişiklikleri tahmin etme ve bunlara yanıt verme yeteneğini geliştirmek için diğer ülkelerle ve kurumlarla ortak hareket eder. NOAA, insanlığa, karar vericilere ve politika yapıcılara ihtiyaç duydukları güvenilir bilgileri, ihtiyaç duydukları anda sağlamak için son teknoloji araştırmalarını ve ileri teknoloji araçlarını kullanır.

Regeneration International

Regeneration International, sürdürülebilir tarım, toprak sağlığı ve karbon döngüsünü destekleyen küresel bir organizasyondur. Amacı, yenileyici tarım yöntemlerini yaygınlaştırarak iklim değişikliğiyle mücadele etmek, toprak verimliliğini artırmak ve gıda sistemlerini dönüştürmektir. Organizasyon, çiftçiler, araştırmacılar ve politika yapıcılarla iş birliği yaparak yenileyici uygulamaların yaygınlaştırılması için projeler, eğitimler ve savunuculuk çalışmaları yürütmektedir.

Sera Gazı Emisyonlarının İzlenmesi ve Raporlanması Hakkında Tebliğ

Bu tebliğ, belirli bölgelerde veya sektörlerde sera gazı emisyonlarının izlenmesi ve raporlanması ile ilgili yasal ve düzenleyici gereklilikleri tanımlar, şirketlere emisyonlarını izleme ve raporlama için gerekli prosedürleri ve standartları sağlar. 

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, SKDM (Carbon Border Adjustment Mechanism, CBAM)

Avrupa Birliği'nin (AB) iklim hedeflerine ulaşmak amacıyla oluşturduğu Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), AB'ye ithal edilen ürünlerin karbon ayak izini fiyatlandırarak "karbon kaçağı" sorununu çözmeyi hedefler. AB, 2005 yılından beri Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ile kendi sınırları içindeki sanayi tesislerinin karbon emisyonlarını düzenlemektedir. Ancak bu sistem, üreticileri AB dışına kaydırarak emisyonların başka yerlerde artmasına neden olabilmektedir. SKDM, bu sorunu çözmek için AB'ye ithal edilen belirli ürünlerin karbon içeriğine göre bir vergi getirir. 1 Ekim 2023'te yürürlüğe giren SKDM, elektrik, demir-çelik, çimento ve gübre gibi sektörleri kapsamaktadır. İthalatçılar, 2026 yılından itibaren ürünlerindeki karbon emisyonları için SKDM sertifikaları satın almak zorunda kalacak ve bu sertifikaların fiyatı ETS piyasasındaki karbon fiyatına bağlı olacaktır.

Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik

Bu yönetmelik, sera gazı emisyonlarının izlenmesi, raporlanması ve kontrol edilmesi için gereken standartları ve prosedürleri belirleyerek, bir ülkenin veya bölgenin çevresel düzenleyici otoritesi tarafından hazırlanır. Etkili sera gazı yönetimi, ulusal ve uluslararası çevre politikalarının önemli bir bileşenidir ve sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yönelik stratejilerin uygulanmasına yardımcı olur.

SolarPower Europe

Avrupa güneş sektörünün önde gelen derneklerinden biri olan SolarPower Europe, 2050 yılından çok önce AB'nin iklim nötr hedefine ulaşması için güneş enerjisini akıllı, sürdürülebilir, güvenli ve kapsayıcı bir enerji sisteminin çekirdeği haline getirmek amacıyla çalışmalar yürütüyor. Kurum, güneş enerjisi değer zincirinin tamamında 300'den fazla şirket ve kuruluşu temsil ediyor. Üyelerinin %90'ı ise Avrupa merkezli şirketlerden oluşur. Dernek, Güneş Enerjisi için Küresel Pazar Görünümü ve AB Güneş Enerjisi İşleri Raporu gibi çalışmalar aracılığıyla piyasaya dair son öngörüleri düzenli olarak kamuoyuyla paylaşıyor. Bunun yanı sıra SolarPower Zirvesi ve RE-Source gibi etkinlikler düzenleyerek, politika yapıcıları ve paydaşları bir araya getiriyor.

Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği

Bu yönetmelik, su kirliliğinin önlenmesi, kontrol edilmesi ve azaltılması için gerekli standartları ve prosedürleri içerir, çevresel sürdürülebilirlik ve insan sağlığını korumak amacıyla tasarlanmıştır. 

Sürdürülebilir Bankacılık – BDDK

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yayımlanan sürdürülebilir bankacılık düzenlemeleri, bankaların finansal stabiliteyi korurken çevresel ve sosyal etkileri dikkate almasını ve sürdürülebilirlik ilkelerini finansal karar alma süreçlerine entegre etmeyi amaçlar. 

Sürdürülebilir Kalkınma için Küresel Amaçlar

Birleşmiş Milletler'in 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları, dünya genelinde yoksulluğun sona erdirilmesi, sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, eğitime erişimin artırılması, cinsiyet eşitliğinin sağlanması gibi alanlarda sürdürülebilir kalkınmayı teşvik eder. 

Sürdürülebilirlik - KGM

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM), Türkiye'deki karayolu altyapısının planlanması, inşası, bakımı ve işletilmesinden sorumlu kamu kurumudur. KGM, sürdürülebilirlik ilkelerini benimseyerek, altyapı projeleri sırasında doğal kaynakların korunmasına özen göstermektedir. 

Sürdürülebilirlik - SPK

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Türkiye'deki sermaye piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesinden sorumlu kamu kurumudur. SPK, sürdürülebilirlik konusunu önemseyerek, sermaye piyasasında çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) faktörlerini dikkate alan uygulamaları teşvik etmektedir. 

Sürdürülebilirlik Konusunda Yapılan Bazı Önemli Çalışmalar – TBB

Türkiye Bankalar Birliği (TBB), Türkiye'deki bankacılık sektörünün temsilcisi ve iş birliği platformudur. TBB, yeşil finansman ve sürdürülebilir yatırımları teşvik etmek, sürdürülebilir raporlama standartlarını belirlemek ve banka çalışanlarını sürdürülebilirlik konusunda eğitmek gibi çeşitli faaliyetlerde yer almaktadır. 

Taraflar Konferansı (COP, Conference of Parties)

hedefleri ve iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlama stratejilerini içerir. UKB'ler, Paris Anlaşması'nın başarısı için kritik öneme sahiptir ve her beş yılda bir güncellenerek ülkelerin iklim eylemlerini güçlendirmeleri beklenir.

TBB KOBİ’ler için Sürdürülebilirlik

TBB, küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ) için sürdürülebilirlik konusunda çeşitli çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmalar, KOBİ'lerin çevresel, sosyal ve ekonomik açıdan sürdürülebilirlik ilkelerini benimsemelerini teşvik etmek ve bu ilkeler doğrultusunda hareket etmelerine destek olmaktadır. 

T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanlığı - Uluslararası Bildirimler

Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesindeki İklim Değişikliği Başkanlığı, Türkiye'nin iklim değişikliği ile ilgili uluslararası taahhütlerini yerine getirmek amacıyla çeşitli uluslararası bildirimler hazırlamaktadır. Bu bildirimler, Türkiye'nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) ve Paris Anlaşması gibi uluslararası çerçevelere uyumunu ve bu anlaşmalar kapsamındaki raporlama yükümlülüklerini içerir.

Transparency International (Uluslararası Şeffaflık Örgütü)

Uluslararası Şeffaflık Örgütü, yolsuzluğun neden olduğu adaletsizliği sona erdirmek için 100'den fazla ülkede faaliyet gösteren küresel bir harekettir. 1993 yılında eski Dünya Bankası çalışanı Peter Eigen önderliğinde kurulan ve merkezi Almanya’nın başkenti Berlin’de bulunan örgüt, savunuculuk çerçevesindeki kampanyaları ve araştırmaları aracılığıyla, yolsuzluğun gelişmesine olanak tanıyan sistemleri ve ağları ortaya çıkarmak için çalışıyor; kamusal yaşamın tüm alanlarında daha fazla şeffaflık talep ediyor. Hükümetlerin, siyasetin, iş dünyasının, sivil toplumun ve insanların günlük yaşamlarının yolsuzluktan arındığı bir dünya vizyonu ile hareket eden örgüt, bu hedefe ulaşmak için toplumun her düzeyinde şeffaflığı, hesap verebilirliği ve dürüstlüğü teşvik ediyor. Bu doğrultuda G20 gibi üst düzey politika yapıcılarla beraber hareket ediyor, bölgesel temsilcilikleri aracılığıyla ulusal düzeyde mevzuatların yolsuzluk ile mücadele edecek şekilde yeniden tasarlanmasını sağlıyor. 

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB), rüzgar enerjisi ile ilgili bilimsel, teknik ve uygulamalı araştırmaları takip etmek, rüzgar enerjisinin kullanımını yaygınlaştırmak için faaliyetlerde bulunmak ve Türkiye’deki rüzgar potansiyelini ekonomiye kazandırmak amacıyla 10 Şubat 1992’de kurulmuştur. Rüzgar enerjisi alanında Türkiye’deki çatı kuruluş olarak faaliyet gösteren TÜREB, rüzgar değer zincirinin tamamını kapsar ve sektörle ilgili tüm yasal düzenlemelerde aktif olarak görev alır. Bu bağlamda kuruluş, Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ), Enerji İşleri Genel Müdürlüğü (EİGM), Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ve T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile koordineli çalışmalarda bulunur. Yanı sıra Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği’ne (Wind Europe) ve Küresel Rüzgar Enerjisi Konseyi’ne (GWEC) üye olan TÜREB, 2012’den bu yana her yıl Türkiye Rüzgar Enerjisi Konseyi’ni (TÜREK) düzenlemektedir. 

Türkiye Güneş Enerjisi Derneği

Güneş enerjisi alanında faaliyet gösteren Uluslararası Güneş Enerjisi Topluluğu Türkiye Bölümü (GÜNDER), 10 Şubat 1992’de kurulmuştur. ​GÜNDER'in kurucuları arasında T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (ETKB), Elektrik İşleri Etüt İdaresi (EİE), Devlet Meteoroloji İşleri (DMİ) ve TÜBİTAK gibi kamu kurumlarının personellerinin yanı sıra, konuyla ilgili akademisyenler ve sanayiciler yer almıştır. ​Derneğin temel misyonu, güneş enerjisinin uygulanmasında bilim ve teknolojiyi geliştirmek, temel ve uygulamalı araştırma-geliştirme (Ar-Ge) faaliyetlerini teşvik etmek, güneş enerjisi kullanımını yaygınlaştırmak ve ilgili alanlarda eğitimi özendirmektir. ​GÜNDER, çalışmalarını güçlendirmek amacıyla Kasım 2013'te Ulusal Fotovoltaik Teknoloji Platformu'nu (UFTP) bünyesine katmıştır. Bu birleşme sayesinde dernek, fotovoltaik teknolojilerle ilgili faaliyetlerini UFTP markası altında sürdürmeyi ve Uluslararası Enerji Ajansı – Fotovoltaik Güç Sistemleri (IEA-PVPS) birimi temsilciliğini üstlenmeyi hedeflemiştir. GÜNDER, kamu, üniversite ve sektör paydaşlarını çatısı altında toplayan güçlü bir platform olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanlığı - Projeler

Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesindeki İklim Değişikliği Başkanlığı, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda çeşitli projeler yürütmektedir. Bu çabalar, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltmak ve sürdürülebilir bir gelecek için gerekli adımları atmak üzere tasarlanmıştır.

T.C. Ticaret Bakanlığı – Yeşil Mutabakat

Ticaret Bakanlığı, 'Yeşil Mutabakat' kavramını çeşitli sektörlerde uygulayarak çevresel sürdürülebilirliği ve yeşil ekonomiyi teşvik etmek amacıyla bir stratejiyi temsil eder. Yeşil mutabakat, ekonomik büyüme ile çevresel sürdürülebilirlik arasında denge kurmayı hedefler. 

Türkiye Cumhuriyeti İklim Değişikliği Eylem Planı

Türkiye Cumhuriyeti, iklim değişikliğiyle mücadele amacıyla kapsamlı stratejiler ve eylem planları geliştirmiştir. Türkiye'nin İklim Değişikliği Eylem Planı, ülkenin iklim değişikliği ile mücadelede belirlediği ulusal hedeflerin, politikaların uygulanması ve bu politikaların etkin bir şekilde izlenmesi için bir çerçeve sunar. 

Türkiye'nin İklim Değişikliği Strateji Belgesi

Türkiye'nin İklim Değişikliği Strateji Belgesi, ülkenin iklim değişikliği ile mücadeledeki önceliklerini ve politikalarını tanımlar. Bu belge, Türkiye'nin uluslararası iklim değişikliği anlaşmaları kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmesine yardımcı olmayı amaçlamaktadır. Belgede, sera gazı emisyonlarını azaltma, yenilenebilir enerji kaynaklarını teşvik etme ve iklim değişikliğine uyum sağlama stratejileri vurgulanmaktadır. 

Taraflar Konferansı (COP)

Taraflar Konferansı (Conference of Parties, COP), BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) en üst düzey karar alma organıdır. UNFCCC’ye Taraf olan tüm Devletler, COP’ta temsil edilirler ve burada UNFCCC’nin ve COP’un benimsediği Ulusal Katkı Beyanı gibi belgelerin uygulanmasını gözden geçirirler ve kurumsal ve idari düzenlemeler de dahil olmak üzere etkin bir sürecin yürütülmesini teşvik etmek için gerekli kararları alırlar. COP’un temel görevlerinden biri, Taraflarca sunulan ulusal bildirimleri ve emisyon envanterlerini incelemektir. COP, bu bilgilere dayanarak, Taraflarca alınan tedbirlerin etkilerini ve UNFCCC’nin nihai amacına ulaşmada kaydedilen ilerlemeyi değerlendirir. Taraflar aksi yönde karar almadığı müddetçe COP her yıl toplanır. İlk COP toplantısı Mart 1995’te Almanya’nın Berlin kentinde düzenlenmiştir. Tıpkı COP Başkanlığı’nın BM tarafından tanınan beş bölge (Afrika, Asya, Latin Amerika ve Karayipler, Orta ve Doğu Avrupa, Batı Avrupa ve diğerleri) arasında dönüşümlü olarak üstlenilmesi gibi, COP’un düzenleneceği yer de bu gruplar arasında değişir.

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International)

Uluslararası Af Örgütü, 150’den fazla ülkede 10 milyonu aşkın destekçisiyle insan hakları ihlallerini sona erdirmek için mücadele eden küresel bir organizasyondur. 1961 yılında Peter Benenson’ın girişimiyle kurulan örgüt, 1977 yılında Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmüştür. Temel misyonu; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde yer alan hakların herkes için ulaşılabilir olduğu bir dünya inşa etmektir. Bağımsızlığını korumak adına devletlerden veya siyasi partilerden bağış kabul etmeyen kurum, gücünü tamamen üye aidatları ve bireysel desteklerden alır. Tarafsızlık, uluslararası dayanışma ve demokrasi ilkeleriyle hareket ederek ihlalleri belgeler ve raporlar, bunlara dair kampanyalar yürütür. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi kurumlarla iş birliği içinde olan örgüt, adaletsizliğe karşı dünya çapında güçlü bir ses olmak adına hareket eder.

Uluslararası Denizcilik Örgütü (International Maritime Organization)

Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), Birleşmiş Milletler’in (BM) deniz güvenliği ve emniyeti ile gemilerden kaynaklanan deniz ve atmosfer kirliliğinin önlenmesinden sorumlu uzmanlaşmış kuruluşudur. 1948 yılında kurulan IMO’nun çalışmaları BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı destekler. Başlıca görevi, denizcilik sektörü için adil, etkili, evrensel olarak benimsenen ve uygulanan bir düzenleyici çerçeve oluşturmaktır. Başka bir deyişle, rolü, gemi işletmecilerinin mali sorunlarını kısa yollar kullanarak ve güvenlik, emniyet ve çevresel performanstan ödün vererek çözemeyecekleri bir rekabet ortamı yaratmaktır. Bu yaklaşım aynı zamanda inovasyonu ve verimliliği de teşvik eder. IMO önlemleri, uluslararası denizciliğin tüm yönlerini kapsar; gemi tasarımı, yapımı, ekipmanı, mürettebatı, işletimi ve elden çıkarılması da dahil olmak üzere, bu hayati sektörün güvenli, çevre dostu, enerji verimli ve emniyetli kalmasını sağlamayı amaçlar.

Uluslararası Sürdürülebilirlik Standartları Kurulu (ISSB)

ISSB, finansal raporlama alanında sürdürülebilirlik konularını ele almak üzere kurulmuş bir kurumdur. Bu kurul, Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile uyumlu olarak, finansal piyasalarda şeffaflığı ve sürdürülebilirlik bilgi akışını artırmayı hedefler.

Ulusal Katkı Beyanı, UKB

Ulusal Katkı Beyanı (UKB), Paris Anlaşması'na taraf olan ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadele için hazırladığı ulusal emisyon azaltım planlarıdır. Bu planlar, her ülkenin kendi belirlediği.

Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (International Financial Reporting Standards, IFRS)

IFRS Vakfı, şirketler ile yatırımcılar arasındaki iletişimi güçlendiren, finansal raporlamada küresel çapta kullanılan standartları belirler. Vakfın çalışmaları, küresel ekonomide güveni, büyümeyi ve uzun vadeli finansal istikrarı teşvik ederek kamu yararına hizmet eder. Şirketlerden gelen bilgilerin daha iyi yatırım kararlarına yol açacağına inanan, bağımsız, kâr amacı gütmeyen bir yapıya sahip olan kuruluşun standartları, finansal raporlamada şeffaflığı, karşılaştırılabilirliği ve güveni artırır. Standartlar devamlı olarak geliştirilir ve iyileştirilir. Dünya genelindeki paydaşlar standart belirleme ve standartların geliştirilme süreçlerine katkıda bulunur. Yüksek kaliteli standartlar geliştirmek ve paydaşların standartlar geliştirilirken tüm ilgili görüşlerin dikkate alındığından emin olmalarını sağlamak esastır. Bu süreç, standartların güvenini, meşruiyetini ve küresel kabulünü sağlar.

Uluslararası Çalışma Örgütü (International Labour Organization, ILO)

ILO, Birleşmiş Milletler'in çalışma dünyasına yönelik çalışmalar gerçekleştiren kuruluşudur. Evrensel ve kalıcı barış için sosyal adaletin olmazsa olmaz olduğu kabulüyle, sosyal adaleti ve uluslararası alanda tanınan insan ve emek haklarını teşvik eder. 1919 yılındaki kuruluşundan bu yana ILO, BM’ye bağlı üye devletlerin hükümetlerini, işverenlerini ve işçilerini bir araya getirerek tüm bireyler için insan onuruna yakışır işleri destekleyen çalışma standartlarını belirlemek, politikalar geliştirmek ve programlar tasarlamak amacıyla faaliyet gösterir. Kurum bu doğrultuda çalışma dünyasının çeşitli konularında araştırma ve veri toplama görevini üstlenir. İstatistiksel veri tabanları, ulusal kaynaklı işgücü piyasası verileriyle güncellenir. Yanı sıra kurum, dünyanın tüm bölgelerinde çok çeşitli kalkınma projeleri yürütür. Bağışçı ülkeler ve kuruluşlarla ortaklaşa gerçekleştirilen bu projeler, ILO’nun insana yakışır iş gündeminin hayata geçirilmesi için gerekli koşulları yaratmayı amaçlar.

Uluslararası Standardizasyon Örgütü (International Organization for Standardization, ISO)

Uluslararası Standardizasyon Örgütü (ISO), ürün üretiminden süreç yönetimine kadar her konuda en iyi yöntemler üzerinde anlaşmaya varmak için dünya çapındaki uzmanları bir araya getiren bir kurumdur. En eski uluslararası sivil toplum kuruluşlarından biri olan ISO, 1946’dan beri dünyanın dört bir yanındaki insanlar ve şirketler arasında ticaret ve işbirliğini mümkün kılmak için faaliyet gösterir. Örgüt, 175 ulusal standart kuruluşundan oluşan bir ağdır. ISO üyeleri, ülkelerindeki en önde gelen standart kuruluşlarıdır ve her ülkeden yalnızca bir üye bulunur. Her üye kendi ülkesinde ISO'yu temsil eder. ISO tarafından yayımlanan teknoloji, yönetim ve üretim konularının neredeyse tüm alanlarını kapsayan yaklaşık 26 bin Uluslararası Standart, yaşamları daha kolay, daha güvenli ve daha iyi hale getirmeyi amaçlar.

Uluslararası İşverenler Birliği (International Organisation of Employers, IOE)

IOE; Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Birleşmiş Milletler ve G20 gibi uluslararası platformlarda gerçekleşen sosyal ve istihdam politikası tartışmalarında iş dünyasının tek temsilcisi konumundadır. 50 milyon işletmeyi temsil eden dünyanın en büyük özel sektör ağı olan IOE, ILO'nun üçlü yapısı içerisinde işveren grubunun sekretaryası olarak görev yapar. 1920’de kurulan birlik, üyeleri ve ortakları ile işbirliği içinde, serbest girişimciliği teşvik eden, adil ve hem iş dünyası hem de toplum için yararlı olan, dünya çapında sürdürülebilir bir ekonomik ortam yaratmak adına faaliyetler yürütür. Yanı sıra 150'den fazla üye kuruluşu adına, uluslararası politika tartışmalarında işverenlerin ve iş dünyasının çıkarlarını savunur. Kurumun değerleri arasında açık diyalog, eyleme yönelik sonuçlar ve ortak taahhütler yer alır.

UN WFP, World Food Programme (BM Dünya Gıda Programı)

1961’de kurulan Dünya Gıda Programı (WFP), acil durumlarda hayat kurtaran ve yardımları kullanarak toplumların kendi kendine yetebilmesine ve şoklara karşı dayanıklı hale gelmesine yardımcı olan en büyük insani yardım kuruluşlarından biridir. 1963’te ilk kalkınma programını Sudan’da başlatan kurum, misyonunu yerine getirmek için 120'den fazla ülke ve bölgede faaliyet gösteriyor. Çatışmalar nedeniyle yerlerinden edilen ve felaketler nedeniyle yoksullaşan insanlara gıda yardımında bulunan program bireylerin ve toplumların daha iyi bir gelecek inşa etme sürecinde karşılaştıkları çok sayıda zorluğa çözümler sunuyor. Bunun yanı sıra kadınların ve çocukların beslenmesini iyileştirmek, küçük çiftçilerin üretkenliğini artırmalarına ve kayıplarını azaltmalarına destek olmak, ülkelerin ve toplumların iklimle ilgili şoklara hazırlanmasına ve bunlarla başa çıkmasına yardımcı olmak gibi alanlarda da faaliyet gösteriyor. Çatışma durumlarında, bitkin düşmüş topluluklara yardım götürmesi ve gıda yardımını barış ve istikrara giden yollar inşa etmek için kullanması sayesinde WFP 2020 yılında Nobel Barış Ödülü'ne de layık görüldü.

UNICEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu)

Birleşmiş Milletler'in çocuklara yönelik kuruluşu olan UNICEF, her çocuğun, özellikle de en dezavantajlı olanların haklarını korumak için çalışmalar yürütür. Çocukların beslenmesi ve bakımının insanlığın gelişmesinin temel taşları olduğuna inanan UNICEF, 1946 yılında yoksulluğun, şiddetin, hastalıkların ve ayrımcılığın bir çocuğun yoluna çıkardığı engelleri aşmak amacıyla kurulmuştur. Kuruluş, 190'dan fazla ülke ve bölgede, çocukların hayatta kalmasına, gelişmesine ve potansiyellerini gerçekleştirmesine yardımcı olmaya odaklanır. Aynı zamanda dünyanın en büyük aşı sağlayıcılarından biri olan UNICEF, çocuk sağlığı ve beslenmesini, güvenli su ve sanitasyonu, kaliteli eğitimi ve beceri gelişimini, anneler ve bebekler için HIV'in önlenmesini ve tedavisini, çocukların ve ergenlerin şiddet ve sömürüden korunmasını destekler. UNICEF ayrıca, çocuk haklarındaki durumu izler, yasalar ve sistemlerde gerekli değişiklikleri savunur; çocuklarla ilgili politikaları ve ortaklıkları geliştirmek üzere tavsiyelerde bulunur, teknik destek sağlar.

Ulusal Katkı Beyanları (NDCs)

Ulusal Katkı Beyanları (Nationally Determined Contributions, NDCs), Paris Anlaşması’nın ve uzun vadeli hedeflerine ulaşmanın merkezinde yer alır. NDC’ler, 2020 sonrasına dair her ülkenin ulusal emisyonlarını azaltma ve iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlama yönündeki çabaları temsil eder. Paris Anlaşması (Madde 4, paragraf 2), her Tarafın kendi NDC’sini hazırlamasını, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) Sekretaryasına sunmasını ve uygulamasını gerektirir. Bu iklim eylemleri birlikte; dünyanın Paris Anlaşması’nın uzun vadeli hedeflerine ulaşıp ulaşmadığını; sera gazı emisyonlarının küresel zirveye mümkün olan en kısa sürede ulaşıp ulaşmadığını ve en iyi mevcut bilimsel verilere uygun olarak azaltım yapıp yapmadığını; böylece bu yüzyılın ikinci yarısında insan kaynaklı emisyonlar ile yutaklar tarafından giderilen sera gazı miktarı arasında bir denge sağlanıp sağlanmadığını belirleyecek. NDC’ler her beş yılda bir UNFCCC sekretaryasına sunulur. Zaman içinde hedefi artırmak amacıyla Paris Anlaşması, ardışık NDC’lerin önceki NDC’ye kıyasla bir ilerlemeyi temsil etmesini ve mümkün olan en yüksek hedefi yansıtmasını öngörür.

Uluslararası Enerji Ajansı (International Energy Agency, IEA)

IEA, büyük üreticiler tarafından uygulanan petrol ambargosunun fiyatları tarihi seviyelere çekmesi ve sanayileşmiş ülkelerin petrol ithalatına bağımlılık konusundaki kırılganlığını ortaya çıkarması sonucu gelişen 1973-1974 petrol krizine yanıt olarak Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) bünyesinde 1974 yılında kurulmuştur. Ülkelerin herkese güvenli ve sürdürülebilir enerji sağlamasına yardımcı olmak amacıyla analizler üreten, veri toplayan, politika önerileri ve çözümler geliştiren IEA, enerji konusundaki küresel diyaloğun merkezinde yer alan kuruluşlardan biridir. Tüm yakıtlar ve tüm teknolojiler yaklaşımını benimseyen IEA, enerjinin güvenilirliğini, karşılanabilirliğini ve sürdürülebilirliğini artıran politikalar önerir. Yenilenebilir kaynaklar, petrol, gaz ve kömür arz ve talebi, enerji verimliliği, temiz enerji teknolojileri, enerji depolama, elektrik dağıtım sistemleri ve piyasaları, enerjiye erişim, talep tarafı yönetimi gibi enerjinin değdiği her alanda kapsamlı çalışmalar yürüten IEA, 2015 yılından bu yana, küresel etkisini genişletmek ve temiz enerji teknolojilerinin artan kullanımı konularında işbirliğini derinleştirmek için kapılarını gelişmekte olan başlıca ülkelere açmıştır. IEA aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 32 üye ve 13 “Ortak” ülkeden oluşmaktadır. Ajans dahilindeki ülkeler 2024 yılı itibarıyla küresel enerji tüketiminin %80'inden fazlasını temsil ediyor.

Uluslararası ve Avrupa İlişkileri Enstitüsü (The Institute of International and European Affairs, IIEA)

İrlanda’nın önde gelen düşünce kuruluşu olan Uluslararası ve Avrupa İlişkileri Enstitüsü (IIEA), AB ve uluslararası ilişkilerle ilgilenen herkesin tartışmalara katılabileceği ve politika seçeneklerini değerlendirip paylaşabileceği bir alan sağlamayı hedefler. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan IIEA’nın rolü, karar vericilerin ve iş dünyası liderlerinin çalışmalarına bilgi sağlayacak ve AB'deki ve küresel sahnedeki gelişmelere ilişkin kamusal tartışmayı zenginleştirecek temel eğilimleri ve öncelikleri belirlemektir. Kapsamlı araştırma ve çeşitli bakış açılarından elde edilen bilgi ve içgörüyü paylaşmak için önemli aktörlerden oluşan geniş bir ağ aracılığıyla enstitü, üyelerine İrlanda'nın ve AB’nin stratejik yönü ve geleceği hakkında hayati kararları şekillendirmeye yardımcı olacak politika öngörüleri ve analizler sağlar. 

Uluslararası İnsan Yerleşimleri Programı (United Nations Human Settlements Programme, UN HABITAT)

Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (UN-Habitat), BM Genel Kurulu tarafından sosyal ve çevresel açıdan sürdürülebilir şehirleri/kasabaları teşvik etmek amacıyla yetkilendirilmiştir. UN-Habitat, BM sistemi içindeki tüm kentleşme ve insan yerleşimleri konularının odak noktasıdır. Kapsayıcı, güvenli, dayanıklı ve sürdürülebilir şehirler ve topluluklar inşa etmek için ortaklarla birlikte çalışan ajans, kentleşmeyi insanlar ve toplumlar için olumlu bir dönüştürücü güç olarak teşvik ederek eşitsizliği, ayrımcılığı ve yoksulluğu azaltmayı hedefler. 90'dan fazla ülkede çalışan UN-Habitat’ın 2020-2023 stratejik planı, 21. yüzyıl şehirlerinin ve diğer insan yerleşimlerinin karşılaştığı zorlukları ve fırsatları çözmek için daha stratejik ve bütünleşik bir yaklaşım benimser. Ajansın misyonu, kuruluşun dört temel rolünü kapsamaktadır: Düşünmek, yapmak, paylaşmak ve ortaklık kurmak.

Yeşil Dijital Eylem Deklarasyonu

Yeşil Dijital Eylem Deklarasyonu, Azerbaycan’ın Başkenti Bakü’de 2024 yılında düzenlenen COP29’da ulusal hükümetlerin yanı sıra finans kuruluşları, hayır kurumları, özel sektör kuruluşları, akademi ve sivil toplum örgütleri dahil olmak üzere çeşitli paydaşlar tarafından yayımlanmıştır. Deklarasyon iklim değişikliğinin azaltılması ve buna uyum sağlanması zorunluluğunu kabul ederek, Paris Anlaşması ve Sürdürülebilir Kalkınma için 2030 Gündemi çerçevesinde ortaya konan hedeflere ulaşmada dijital teknolojilerin önemli rolünü vurgular. Paydaşlar, dijital yeniliklerin, doğru kullanıldığında ve yönetildiğinde çeşitli ekonomik sektörlerde sera gazı emisyonlarını azaltmada ve iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlamada etkin ve sistemik etkilere sahip olabileceğine dikkat çeker. Yanı sıra, dijital teknolojilerin ve ilgili araçların, cihazların ve altyapıların tüm yaşam döngüsüyle ilişkili olumsuz iklim etkilerine, özellikle de veri işleme merkezleri ve yapay zeka geliştirme söz konusu olduğunda dijital sektörün enerji ve su tüketimiyle birlikte, dijital araç ve cihazların üretiminden kaynaklanan karbon ayak izi ve kirliliğe vurgu yapar.

WWF İklim Koruyucuları

WWF İklim Koruyucuları, Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) tarafından başlatılan bir girişimdir. İklim değişikliğiyle mücadele etmeyi, karbon ayak izini azaltmayı ve doğal kaynakları korumayı amaçlar. Bu girişim, bireyleri ve toplulukları iklim dostu eylemlere yönlendirir.

WWF Türkiye, Doğal Hayatı Koruma Vakfı

1975 yılında kurulan Doğal Hayatı Koruma Derneği, bugün WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) olarak 100’den fazla ülkede faaliyet gösteren WWF (World Wide Fund for Nature) ağının bir parçasıdır. Denizler, biyoçeşitlilik, tatlı su, iklim/enerji, ormanlar ve gıda ve tarım olmak üzere altı ana alanda çalışan vakıf ayrıca plastik ve eğitim gibi alanlarda da çalışmalar yürütür. Vakfın temel amacı ise doğa tahribatı, iklim değişikliği, doğal kaynakların aşırı tüketimi, kirlilik, yasadışı avcılık gibi insan kaynaklı sorunlarla mücadele ederek doğal yaşam alanlarının azalması ve türlerin kaybıyla sonuçlanan tehditleri durdurmaktır. Doğada tür ve alan kaybının olmadığı, insanın ayak izinin azaltılarak doğal kaynakların sürdürülebilir kullanıldığı ve doğayla uyum içinde yaşadığı bir gelecek için faaliyetlerde bulunur.

World Business Council for Sustainable Development (Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi)

Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi, sürdürülebilirliği rekabet gücünün temel itici gücü olarak benimseyen 250'den fazla şirketin yer aldığı küresel bir ağdır. 1995'ten bu yana, küresel zorluklarla mücadele etmek, cesur politika gündemleri oluşturmak ve hedefleri eyleme dönüştüren araçlar geliştirmek için sektörler ve bölgeler genelindeki şirketler ile beraber faaliyet yürütüyor. Üyeleriyle birlikte, net sıfır emisyonlu, doğa dostu ve adil bir gelecek sunmak için sistemleri dönüştürmeyi hedefliyor; şirketler ve toplum için değer yaratmayı amaçlıyor. Bu doğrultuda “Vizyon 2050: Dönüşüm Zamanı” isimli bir çerçeve başlatan Konsey, 2050 yılına kadar gezegen sınırları içerisinde 9 milyardan fazla insanın adil bir dünyada yaşaması için ortak bir vizyon belirledi. Bu çerçevenin merkezinde, şirketlerin izleyebileceği ve uygulayabileceği dokuz dönüşüm patikası yer alıyor. Konsey bunun yanı sıra üyelerinin hedeflerini sürdürülebilir yollara dönüştürmelerine yardımcı oluyor ve daha iyi bir dünya için yeni standartlar belirlemelerine olanak tanıyor.

World Meteorological Organization (Dünya Meteoroloji Örgütü)

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), dünya çapında hava, iklim ve su kaynaklarıyla ilgili bilimsel araştırmalar yürütmek ve koordine etmek üzere Birleşmiş Milletler'e bağlı olarak çalışan bir uzmanlık kuruluşudur. 1950 yılında kurulan ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 193 üye ülkeyi temsil eden WMO’nun merkezi İsviçre'nin Cenevre şehrindedir. WMO’nun görev alanı meteoroloji (hava durumu ve iklim), operasyonel hidroloji ve ilgili jeofizik bilimleri alanlarını kapsar. Örgüt, Dünya atmosferinin durumu ve davranışı, kara ve okyanuslarla etkileşimi, atmosfere bağlı hava ve iklim oluşumu ile su kaynaklarının dağılımı konusunda çalışmalar yürütür. Bu amaçla, dünya çapında meteorolojik gözlemlerin standartlaştırılması, veri paylaşımı ve bilimsel araştırmaların desteklenmesi gibi faaliyetlerde bulunur. Kuruluş, iklim ve çevrenin izlenmesi ve korunmasına yönelik uluslararası çabalarda da öncü bir rol oynar. Diğer BM kuruluşları ve Ulusal Meteoroloji ve Hidroloji Hizmetleri (NMHS) ile işbirliği içinde WMO, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) ve bir dizi çevre sözleşmesinin uygulanmasını destekler ve iklim değişikliği, doğal afetler ve su kaynakları yönetimi gibi konularda hükümetlere ve kamuoyuna bilgi sağlar. WMO böylece ulusların sürdürülebilir kalkınmasına katkıda bulunur.

World Energy Council (Dünya Enerji Konseyi)

Dünya Enerji Konseyi, girişimci Daniel Dunlop'un küresel enerji sektörünün karşı karşıya olduğu sorunları tartışmak üzere 40 ülkeyi bir araya getirmesiyle 1923 yılında kuruldu. O tarihten bu yana tüm dünyadaki enerji liderlerini ve uygulayıcılarını, enerji sisteminin bütünsel zorluklarının üstesinden gelmek için beraber çalışmaya yönlendirirken, analizleri ve eylem planları aracılığıyla herkes için sürdürülebilir enerjiyi teşvik ediyor. “Enerjiyi uygarlaştırmak” vizyonuyla daha hızlı, daha adil ve daha kapsamlı enerji dönüşümünün hayat bulması için daha fazla insanı ve topluluğu sürece dahil etmeye çalışıyor. Bugün Konsey 100'den fazla ülkede varlık gösteriyor. Üye listesinde hükümetler, işletmeler ve uzman kuruluşlar yer alıyor. Konseyin düzenlediği Dünya Enerji Kongresi ise dünyanın en önemli enerji buluşmalarından biri olarak işaret ediliyor.

World Water Council (Dünya Su Konseyi)

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), dünya çapında hava, iklim ve su kaynaklarıyla ilgili bilimsel araştırmalar yürütmek ve koordine etmek üzere Birleşmiş Milletler'e bağlı olarak çalışan bir uzmanlık kuruluşudur. 1950 yılında kurulan ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 193 üye ülkeyi temsil eden WMO’nun merkezi İsviçre'nin Cenevre şehrindedir. WMO’nun görev alanı meteoroloji (hava durumu ve iklim), operasyonel hidroloji ve ilgili jeofizik bilimleri alanlarını kapsar. Örgüt, Dünya atmosferinin durumu ve davranışı, kara ve okyanuslarla etkileşimi, atmosfere bağlı hava ve iklim oluşumu ile su kaynaklarının dağılımı konusunda çalışmalar yürütür. Bu amaçla, dünya çapında meteorolojik gözlemlerin standartlaştırılması, veri paylaşımı ve bilimsel araştırmaların desteklenmesi gibi faaliyetlerde bulunur. Kuruluş, iklim ve çevrenin izlenmesi ve korunmasına yönelik uluslararası çabalarda da öncü bir rol oynar. Diğer BM kuruluşları ve Ulusal Meteoroloji ve Hidroloji Hizmetleri (NMHS) ile işbirliği içinde WMO, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) ve bir dizi çevre sözleşmesinin uygulanmasını destekler ve iklim değişikliği, doğal afetler ve su kaynakları yönetimi gibi konularda hükümetlere ve kamuoyuna bilgi sağlar. WMO böylece ulusların sürdürülebilir kalkınmasına katkıda bulunur.

World Meteorological Organization (Dünya Meteoroloji Örgütü)

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), dünya çapında hava, iklim ve su kaynaklarıyla ilgili bilimsel araştırmalar yürütmek ve koordine etmek üzere Birleşmiş Milletler'e bağlı olarak çalışan bir uzmanlık kuruluşudur. 1950 yılında kurulan ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 193 üye ülkeyi temsil eden WMO’nun merkezi İsviçre'nin Cenevre şehrindedir. WMO’nun görev alanı meteoroloji (hava durumu ve iklim), operasyonel hidroloji ve ilgili jeofizik bilimleri alanlarını kapsar. Örgüt, Dünya atmosferinin durumu ve davranışı, kara ve okyanuslarla etkileşimi, atmosfere bağlı hava ve iklim oluşumu ile su kaynaklarının dağılımı konusunda çalışmalar yürütür. Bu amaçla, dünya çapında meteorolojik gözlemlerin standartlaştırılması, veri paylaşımı ve bilimsel araştırmaların desteklenmesi gibi faaliyetlerde bulunur. Kuruluş, iklim ve çevrenin izlenmesi ve korunmasına yönelik uluslararası çabalarda da öncü bir rol oynar. Diğer BM kuruluşları ve Ulusal Meteoroloji ve Hidroloji Hizmetleri (NMHS) ile işbirliği içinde WMO, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) ve bir dizi çevre sözleşmesinin uygulanmasını destekler ve iklim değişikliği, doğal afetler ve su kaynakları yönetimi gibi konularda hükümetlere ve kamuoyuna bilgi sağlar. WMO böylece ulusların sürdürülebilir kalkınmasına katkıda bulunur.

World Water Council (Dünya Su Konseyi)

1996 yılında kurulan ve merkezi Marsilya'da bulunan uluslararası, çok paydaşlı bir kuruluş olan Dünya Su Konseyi’nin 5 kıtada 52 ülkeden 260 üye kuruluşu bulunuyor. Uluslararası toplumu bir çatı altında buluşturan Dünya Su Konseyi, suyun gezegenin sürdürülebilir ve adil kalkınması için politik bir öncelik olduğu fikrini savunarak çalışmalarını yürütüyor. Konsey faaliyetlerini üç ana alanda yoğunlaştırıyor. Herkesin suya ve sanitasyona erişim hakkını güvence altına almak için karar vericileri harekete geçirme hedefiyle çalışan Konsey aynı zamanda, barışa ve sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunmak amacıyla hidro-diplomasiyi (su diplomasisi) yaygınlaştırmayı amaçlıyor. Bunun yanı sıra su güvenliğini teşvik eden faaliyetlerde bulunan konsey, bu çerçevede kolektif eylemi hızlandırarak somut sonuçlar elde etmek için çaba gösteriyor.