Dış ticarette en sık karşılaşılan sorun, satıştan sonra ortaya çıkar. Bu nedenle ticari risk, ülke analizinin merkezinde yer almalıdır. Bir ülkede şirketlerin ödeme alışkanlıkları zayıfsa ya da vadeler sürekli uzuyorsa, en iyi müşteri bile riskli hale gelebilir. Bu noktada piyasanın genel ödeme disiplini, bankacılık sisteminin gücü ve tahsilat süreçlerinin etkinliği mutlaka incelenmelidir.
Lojistik ve operasyonel faktörler de çoğu zaman göz ardı edilir. Oysa gümrük süreçlerinin yavaş olduğu, liman altyapısının yetersiz kaldığı ya da iç taşımanın sorunlu olduğu ülkelerde maliyetler hızla artar. Teslim sürelerinin uzaması müşteri ilişkilerini zedeler ve rekabet gücünü düşürür. Bu nedenle hedef pazarın yalnızca talep tarafı değil, tedarik zinciri kapasitesi de değerlendirilmelidir.
Buna ek olarak yaptırım ve uyum riskleri son yıllarda daha kritik hale gelmiştir. Bazı ülkelerle ticaret hukuken mümkün olsa bile, bankacılık kanallarının daralması veya uluslararası yaptırımlar nedeniyle ödeme süreçleri aksayabilir. Bu durum özellikle finansal işlemlerde gecikmelere ve ek maliyetlere yol açar. Bu yüzden hedef pazarda faaliyet gösteren bankaların uluslararası sisteme erişimi ve ülkenin uyum profili dikkatle incelenmelidir.